#Merdan Yanardağ

İLKHABER-Gazetesi - Merdan Yanardağ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Merdan Yanardağ haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Siyasal casusluk davası başladı: Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün hakim karşısında Haber

Siyasal casusluk davası başladı: Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün hakim karşısında

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamından el çektirilerek tutuklanan Ekrem İmamoğlu ile birlikte stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve yatırımcı Hüseyin Gün'ün yargılandığı davanın ilk celsesi görüldü. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun tam karşısında yer alan duruşma salonunda icra edilen oturumda, sanık kürsüsüne çıkan İmamoğlu kapsamlı bir savunma gerçekleştirdi. Hakkındaki iddiaları reddeden siyasetçi, mevcut yargılama sürecini tarihi bir demokrasi sınavı olarak nitelendirdi. İMAMOĞLU'NDAN SERT SAVUNMA: "ÇOK GURURLUYUM" Savunmasına davanın hukuki niteliğini eleştirerek başlayan İmamoğlu, maruz kaldığı süreci şu sözlerle aktardı: "Çok gururluyum. Deli kuyuya bir taş atmış ve istiyorlar ki birileri de o taşı çıkarsın. Malum, burada biz birkaç davada daha yargılanıyoruz. Birkaç salon yanda başka bir davada daha yargılanıyoruz. O davadaki arkadaşlarımdan birisi de Necati Bey. Biz orada da bunun bir benzerini yaşıyoruz. Çok rahatım, çok gururluyum. Burada verdiğim mücadeleden dolayı gururluyum. Onur duyuyorum. Türkiye tarihinin demokrasi ve adalet adına en büyük muhalefet mücadelesi bugün Silivri'de verilmektedir." "ASRIN İFTİRASI" NİTELEYEREK SAVUNMA YAPMAYACAĞINI BELİRTTİ İddianamede yer alan suçlamaların hiçbir maddi dayanağının bulunmadığını öne süren İmamoğlu, hukuk sisteminin işleyişine dair ağır eleştirilerde bulundu. Kendisine yöneltilen casusluk ithamını reddeden siyasetçi, "Suç yok, delil yok, buna rağmen deniyor ki masumiyetini ispat et. Böyle bir şey olabilir mi? Asrın iftirası casusluk. Asrın iftirası İBB davası. Bu iddianame nedir biliyor musunuz? Tam bir hukuk cinayetidir. İstanbul'da seçimi kazanmak, başta İstanbul olmak üzere ülkemiz siyasetinde söz sahibi olmak suç mudur? Casusluk. Gerçekten absürtlükte sınır tanımayan, utanç verici bu rezilliğe, bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım. Yargı eliyle her türlü baskıyı, hukuksuzluğu, düşman hukukunu yaşadım, yaşıyorum. Casusluktan Ekrem İmamoğlu'nu tutuklamak hukukla, akılla, vicdanla açıklanabilecek bir şey değil. Ekrem İmamoğlu'ndan, Necati Özkan'dan, Merdan Yanardağ'dan casus ve vatan haini çıkarmaya çalışıyorlar" ifadelerini kullandı. CASUSLUK SUÇLAMASINA KARŞI MİT BAŞKANI'NA ÇAĞRI Siyasi bir kurgu içinde olduklarını savunan İmamoğlu, beraber yargılandığı isimlerin de bu operasyona dahil edildiğini iddia etti. Dosyadaki boşluklara dikkat çeken sanık, "Siyaset biliminde hem Türkiye'de hem dünyada yer edinmiş Necati Özkan'ı ve herkesin saygı duyduğu gazeteci yazar Merdan Yanardağ'ı da bir kurgunun içine katarak vitrin bir dosya üretmek niye? Ekrem İmamoğlu zaten imha edilecek. Necati Özkan'ın tutsaklığını uzatalım. Merdan Yanardağ'ın da kanalına çökelim ve susturalım. Benim basınla alakalı ilişkilerimi yöneten kişi, Merdan Yanardağ. Böyle bir şey olamaz yani. Burada bize casus ve vatan haini suçlaması yapan bir avuç muhteris ile karşı karşıyayız. Bunu yapan akla söylyorum en tepeden içinde olan her birine, o buraya yazdıkları casusluk ve vatan hainliğini aynen iade ediyorum. İlerleyen yıllarda haklı çıkarsam şaşırmayın. Güya birkaç dakikalık bir ziyaret ve sonrasında beyefendinin anlattığına göre 3-5 çalışmanın raporu, WhatsApp'tan gönderilmiş rapor seçim sonucunun sahibiymiş gibi ve bir casusluk faaliyetiymiş gibi anlatılıyor ya" dedi. DEVLET SIRRI TARTIŞMASI VE BİLİRKİŞİ RAPORUNDAKİ AYRINTILAR Savcılığın casusluk suçlamasını teknik bir veriye dayandırmadığını vurgulayan İmamoğlu, devlet sırrı kavramının altının boşaltıldığını söyledi. Bilirkişi raporuna atıfta bulunarak verilerin eski sızıntılar olduğunu belirten İmamoğlu'nun savunması şu şekilde devam etti: "Ekrem İmamoğlu'na vatan haini, casus yaftası yapıştırmaya çalışıyorlar. Neden? Çünkü bazıları için hukuk artık adaletin değil makamın, terfinin ve kişisel kariyer hesabının aracı haline gelmiştir. Güya tanımadığım kişi gelmiş, işte 11 Haziran'dan 23 Haziran'a seçimi kazandırmış. Kendi de diyor 'böyle bir şey olur mu?' diyor zaten. Vatan haini sözünü, casusluk sözünü yazanlara bu sözleri iade ediyorum. Alnına yapıştırıyorum. ‘Devlet sırları kullanarak seçmen iradesi yönlendirildi' diyorlar. Hangi devlet sırrı? Nerede elde edilmiş? Yok. Hangi yöntemle alınmış? Yok. Hangi tarihte gerçekleşmiş? Yok. Hangi yabancı devlet lehine kullanılmış? O da yok. Ortada tek bir somut cevap, delil, beyan hiçbir şey yok. Bilirkişi raporu zaten bütün gerçekleri ortaya koymuş. Söz konusu anlamsız e-postaların, benim görevimden çok önce, 2009 yılına kadar uzanan veri ihlallerinden kaynaklanan eski sızıntılar olduğu ifade edilmektedir. Yani bu dosyada ortaya atılan teknik iddiaların tamamının mesnetsiz olduğu, kasıtlı yorumlarla oluşturulduğu ve gerçeği yansıtmadığı bizzat bilirkişi incelemesiyle ortaya konmuştur. Yahu savcılık ne anlar casusluktan? Bu ülkede devlet sırrı paramparça edilmişse, savcılık bu kadar şey yazmışsa, Ekrem İmamoğlu'nun ismi bu kadar zirveye çıkartılmış, casus, ajan diye yazılmışsa, MİT Başkanı size sesleniyorum niye konuşmuyorsunuz? Siyasal casusluk gibi son derece ağır ve teknik bir suçlamanın bu derece delilsiz ve kurguya dayalı bir metinle ortaya konulabilmesi gerçekten mümkün değildir. Çünkü bir bilginin devlet sırrı niteliği taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi teknik uzmanlık, kurumsal değerlendirme ve somut veri gerektirir. Ama ne yapmış savcılık? Hiçbir uzman kuruma başvurmadan, hiçbir somut tespit ortaya koymadan birtakım bilgilerin 2019 yılında devlet sırrı olduğu sonucuna kendi siyasi, kasıtlı, menfaat odaklı yorumuyla ulaşmıştır." MAHKEME BAŞKANININ HÜSEYİN GÜN SORUSUNA YANIT Duruşma esnasında mahkeme başkanı, iddianamede yer alan veri analizi ve Necati Özkan aracılığıyla sağlanan tavsiyelerle ilgili İmamoğlu'na soru yöneltti. İmamoğlu, Hüseyin Gün'ü tanımadığını belirterek, "Benim Necati Bey'le olan ilişkim, yaklaşık 13 sene oldu. Biz, birlikte 4 seçim kazandık. Cumhurbaşkanlığı kampanyasında da beraber çalışıyorduk. Hüseyin Gün'ü ilk defa burada hücrede yatarken tutuklandığı itirafçılıkla benim hakkımda konuşturulduğunda duydum. Öyle bir diyaloğumuz olmadı" yanıtını verdi. Avukat savunmalarının ardından mahkeme heyeti duruşmayı yarına erteledi.

Ekrem İmamoğlu ve Merdan Yanardağ'ın casusluk davasında savunmalar başladı Haber

Ekrem İmamoğlu ve Merdan Yanardağ'ın casusluk davasında savunmalar başladı

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki Marmara Cezaevi kampüsü içerisinde görülen davanın ilk oturumu yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleştirildi. Görevinden el çektirilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, kampanya danışmanı Necati Özkan, TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ve reklamcı Hüseyin Gün'ün Türk Ceza Kanunu'nun 328. maddesi uyarınca siyasal veya askeri casusluk suçlamasıyla hakim karşısına çıktığı dosyada tüm sanıklar tutuklu bulunuyor. İddianame kapsamında savcılık makamı, sanıkların her biri için 15 yıldan 20 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası talep ediyor. SİLİVRİ'DEKİ DURUŞMA SALONUNDA BASIN KISITLAMASI VE BARİKATLAR Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ile gazeteci Gülşah İnce'den edinilen bilgilere göre, mahkemenin görüleceği binada kolluk kuvvetleri tarafından geniş önlemler alındı. Koridorlara kurulan barikatlar nedeniyle gazetecilerin basın odasına ulaşımı engellenirken, içeriye yalnızca beş basın mensubunun kabul edileceği bildirildi. Normal şartlarda sabah saat 10.00’da başlaması öngörülen yargılama süreci, bir saatlik gecikmeyle saat 11.00 dolaylarında kimlik tespitleriyle start alabildi. İmamoğlu’nun ayrıca 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 414 kişiyle birlikte yargılandığı bir başka davanın da eş zamanlı olarak sürdüğü öğrenildi. HÜSEYİN GÜN: "KENDİMDEN EMİNİM, BEN CASUS DEĞİLİM" Duruşmada ilk olarak savunma kürsüsüne itirafçı olduğu belirtilen Hüseyin Gün çıktı. Hakkındaki suçlamaların temelden yoksun olduğunu ileri süren Gün, mahkeme heyetine yönelik olarak, “Ben 313 gündür bugünü bekliyorum” ifadesini kullandı. ABD dönüşü havalimanında yakalandığını ve süreci üvey kardeşinin asılsız ihbarlarının başlattığını iddia eden Gün, tüm dijital şifrelerini yetkililere gönüllü teslim ettiğini vurgulayarak, “Kendimden eminim, ben casus değilim. Somut hiçbir delilin de bulunmadığını belirtmek isterim” sözleriyle masumiyetini savundu. FETÖ İLE MÜCADELE VE DEVLET GÖREVİ VURGUSU Geçmiş dönemdeki faaliyetlerine ilişkin dikkat çekici detaylar paylaşan Gün, 2016 ile 2018 yılları arasında dönemin Başbakanlık müsteşarı tarafından yetkilendirildiğini ve yurt dışında FETÖ ile mücadele kapsamında önemli çalışmalar yürüttüğünü iddia etti. Savunmasında şu ifadelere yer verdi: “Ben hiçbir zaman devletimin güvenliğini iç veya dış yararlar açısından gizli kalması gereken bilgileri temin etmedim. Böyle bir teşebbüste bulunmadım ve kimseyle de paylaşmadım. Buna ilişkin en küçük ikrarda da bulunmadım. Kimseye de casusluk iftirası atmadım. Casus olmayan biri başka kimseye casusluk iftirası atamaz. Cep telefonumda kayıtlı yabancı devlet görevlileri, siyasi bürokratlar, emekli istihbarat birimleriyle yaptığım konuşmalara bakıldığında somut delil bulunmadığını sizler de göreceksiniz. 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından FETÖ ile mücadeleye ilişkin devletim adına yurtdışında görev yaptığım, FETÖ’cülerin oradaki kimliklerini, adreslerini, kaçırdıkları mal varlıklarını ülkemiz için tespit ettiğim rahatlıkla tespit edilebilir. 2016-2018’de dönemin başbakanlık müsteşarı tarafından tam yetkiye haiz olduğum açıkça görülmekte ve şirketime verilen yetki belgesini de avukatım sizlere takdim edecektir. Ben devlet sırrını ifşa etmemek için ticari faaliyet dedim ilk ifademde ama iddianamede bunları görünce şok oldum en hafif tabiriyle. Hiçbir karşılık beklemeksizin salt vatanıma hizmet için, hain FETÖ’ye karşı yürütülen mücadele kapsamında hazırladığım bu dokümanların bugün tarafıma asılsızca casusluk suçlamasını olarak yöneltilmesi son derece mesnetsizdir. Yani olamaz böyle bir şey.” İBB SEÇİMLERİ VE DİĞER SANIKLARLA OLAN İLİŞKİLER Savunmasının devamında diğer sanıklarla olan tanışıklığını açıklayan Hüseyin Gün, Ekrem İmamoğlu’nu hayatında sadece bir kez gördüğünü, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ ile olan irtibatının ise sınırlı olduğunu belirtti. Sosyal medya analizi dışında bir iş birliği yapmadığını dile getiren Gün, şu bilgileri aktardı: “Devletime ait hangi askeri veya siyasi bilgiyi verdiğim temin ettiğim gösterilmemiştir. Olmayan bir şey gösterilemez zaten. Sayın İmamoğlu’nu da manevi annemle müştereken yaptığımız nezaket ziyaretiyle hayatımda bir kez gördüm ve bugün de ikinci kez görüyorum. Sayın Yanardağ ve Özkan’ı annem vasıtasıyla tanıdım. Nitekim dosyada iletişim kayıtlarına bakıldığında İmamoğlu ile ne önce de sonra irtibatımın olmadığı açıkça görülür. Yine iletişim kayıtlarında teyit edildiği üzere İBB seçimlerinin iptali sonrası 12 günlük kısıtlı sürede, açık kaynaklara yaptırdığım sosyal medya analizi ve akabinde konuyla ilgili İBB’ye 2019 Eylül ayında bir sunum ve bir adet toplantı dışında hiç yüz yüze görüşmem olmadı. Fakat Necati Özkan ile olumsuz haber duyunca, insani olarak geçmiş olsun mesajı gönderdim ve 7 yıldır başka hiçbir irtibatım olmadı. Hakikat bunlar. Diğer yandan manevi annemin yadigarı sayın Merdan Yanardağ ile de seyrektir görüşmem… Benim bu süreçte üstlendiğim tek rol, İBB seçimlerinin iptali sonrası manevi annemin yoğun ısrarı neticesinde ki bunun nedeni koyu CHP’li ve sayın İmamoğlu’nu çok seviyordu… Sayın Özkan’la yaklaşık 12 günlük kısıtlı sürece gayrihukuki hiçbir şey yok… O da gönüllü, ücret de yok. Yine 2019’da Eylül ayında annemin ısrarı üzerine sosyal medya analizine yönelik bir adet sunum olmuştur ve maddi olarak anlaşamadığımız için bir iş ilişkimiz olmamıştır. Teknik olarak sizi boğmak istemiyorum ama içerik analizi herkes yapabilir. Ben asla İBB veri tabanını kopyalamadım, sisteme izinsiz müdahalede de bulunmadım. Vatandaşların telefonlarına, KVKK’ye aykırı bir bağlantı sağlamadım.”

İmamoğlu'nun savcılık ifadesi ortaya çıktı Haber

İmamoğlu'nun savcılık ifadesi ortaya çıktı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen ve Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ gibi isimleri de kapsayan 'casusluk' soruşturması devam ederken, şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan İmamoğlu’nun savcılık beyanları kamuoyuna yansıdı. İmamoğlu, ifadesinde hakkındaki iddialara sert tepki gösterdi. 'HÜSEYİN GÜN İSMİNİ ANIMSAYAMADIM, ZİYARETİ HATIRLADIM' Soruşturmanın kilit ismi olan ve Temmuz ayında casusluktan tutuklanan Hüseyin Gün’ü tanıyıp tanımadığı sorulduğunda İmamoğlu, bu ismi medyada çıkan fotoğraflar sonrası dahi anımsayamadığını belirtti. Ancak fotoğrafın çekildiği ziyareti hatırladığını ifade eden İmamoğlu, "Hatırladığım kadarıyla bu ziyaret 2019 yılında İBB Başkanı olarak seçildikten sonra tebrik amaçlı yapılmış bir ziyaretti. Fakat her ne kadar ziyareti hatırlasam da fotoğrafta bulunan kadın şahsın ismini hatırlamıyorum... Bu hatırladığım anekdot haricinde belirttiğim üzere Hüseyin Gün isimli şahsı tanımam” dedi. 'WICKR PROGRAMINI İLK DEFA DUYDUM, YAZIŞMALARLA İLGİM YOK' İmamoğlu, Hüseyin Gün ve Necati Özkan arasında geçtiği iddia edilen kriptolu 'Wickr Me' yazışmalarında kullanılan programı ilk defa duyduğunu söyledi ve "Dolayısıyla bu programda üyeliğim daha önce hiçbir şekilde olmamıştır" dedi. Yazışmalarda geçen "Mr. Mayor, İmamoğlu, Başkan" gibi ifadelerle kendisinin kastedilip edilmediğini bilmediğini, ancak Ekrem İmamoğlu ismiyle kendisinin kastedilmiş olabileceğini tahmin ettiğini belirten İmamoğlu, "Fakat bu yazışmalar ile bir ilgim yoktur, adıma bu şekilde yapıldığı iddia edilen yazışmalarla alakalı hiçbir şekilde bilgim yoktur. Bu konu ile de ilgilenmiyorum" şeklinde konuştu. Yazışmalardaki "'150 bin kişilik dijital ordu'" ifadesiyle ne kastedildiğini bilmediğini, belki 'İstanbul Gönüllüleri'nin kastedilmiş olabileceğini ifade etti. '15 GÜNLÜK TEMASLA KAMPANYAMI ETKİLEMESİ MANTIKLI DEĞİL' Hüseyin Gün'ün, Necati Özkan aracılığıyla seçim kampanyasına katkı verdiği yönündeki ifadesi sorulduğunda İmamoğlu, bu iddiayı "akla mantığa uygun değil" diyerek reddetti. Gün'ün Özkan ile tanışma tarihini Mayıs sonu/Haziran başı olarak belirttiğine dikkat çeken İmamoğlu, "15-20 günlük bir temas ile benim seçim kampanyama ne şekilde katkının verildiği... benim o dönemlerde yoğun bir seçim trafiği de yaşadığım göz önüne alınarak bilmem ve ilgilenmem mümkün değildir" dedi. Gün'ün manevi annesi Seher A.'nın ziyareti sonrası kendisine teşekkür edip etmediğini ise hatırlamadığını, o dönem birçok kişiye teşekkür ettiğini belirtti. 'CIA ÇALIŞANI TAVSİYESİ Mİ? HAYATIMDA DUYDUĞUM EN SAÇMA YORUM' Hüseyin Gün’ün, Necati Özkan’ın isteğiyle İBB veri tabanından seçmen analizi yaptığı iddiasını ise İmamoğlu, "Hayatımda duyduğum en saçma yorumlardan ibaret beyanlar" olarak nitelendirdi. 15 günde tüm kampanyasının yönlendirilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirten İmamoğlu, "6 yaşında Kuran-ı Kerim okumayı bilen bir şahıs olarak CIA çalışanı olduğu belirtilen Aarron Barr isimli şahsın bana muhafazakarlara nasıl davranmam ile alakalı tavsiyelerde bulunması akla mantığa uygun değildir” dedi. 'CASUSLUK SUÇLAMASI BÜTÜN HAYATIMA HAKARETTİR' İfadesinin en sert bölümünü casusluk suçlamasına ayıran İmamoğlu, bu ithamı "bütün hayatına hakaret" ve "vatan hainliği ile eşdeğer" olarak nitelendirdi. "Söz konusu dosya nazara alınarak hakkımda yürütülen 'casusluk' kapsamındaki hiçbir suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum" diyen İmamoğlu, bu dosyanın oluşumunda yer alanlarla ilgili hukuki haklarını kullanacağını belirtti. 'ROMA'YI BENİM YAKTIĞIM DAHA GERÇEKÇİDİR' Hüseyin Gün’ün savcılık ve kolluk ifadeleri arasında çelişkiler olduğunu da öne süren İmamoğlu, Gün'ün yönlendirilmiş ve kasıtlı ifade verdiğini düşündüğünü söyledi. İmamoğlu, ifadesini şu çarpıcı sözlerle tamamladı: "Benim ne istihbarat örgütleri ile istihbarat örgütlerinin çalışanları ile hiçbir şekilde bilgim alakam olamaz. Absürt bir suç isnadı olduğunu düşünüyorum. Komplo teorisi ile karşı karşıya olduğumu düşünüyorum. Roma'yı benim yaktığım daha gerçekçidir.”

Casusluk soruşturmasında ifade veren Merdan Yanardağ’ın savcılık ifadesi ortaya çıktı Haber

Casusluk soruşturmasında ifade veren Merdan Yanardağ’ın savcılık ifadesi ortaya çıktı

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu kişilere yönelik ‘casusluk’ iddiasıyla ilgili yürütülen soruşturmada, şüpheli Merdan Yanardağ’ın savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı. Şüpheli, ifadesinde etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan şüpheli Hüseyin Gün’e ilişkin, "Hüseyin’den para alma konusundaki iddialarla ilgili doğru ya da yanlış şeklinde bir cevabım yoktur. Özellikle yabancı istihbarat servisi çalışanları ile şirket ortağı olmasına çok şaşırdım, niyetini okuyamam’’ dedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ, teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün ve şüpheli Melih Geçek’e yönelik 'casusluk' iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma sürüyor. Soruşturma kapsamında şüpheli Yanardağ’ın savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı. "TANIŞMIŞ OLDUĞUMUZ DÖNEM 2022-2023 YILLARI OLDUĞU İÇİN GENELLİKLE 2023 SEÇİMLERİ İLE ALAKALI KONUŞUYORDUK" Şüpheli Yanardağ ifadesinde, diğer şüphelilerden Hüseyin Gün’ü Seher A.’nın yanında görmesiyle tanıdığını söyleyerek, "Seher Hanım'ın ölümü üzerine baş sağlığı dilemek amacıyla yine Seher Hanım'ın Yeniköy'deki evinde kendisini görmüştüm. Bu görüşmelerde kendisi ile siyasi gündeme dair konuşmalar yapıyorduk. Kendisi siyasi konulara herkes gibi ilgiliydi. Tanışmış olduğumuz dönem 2022-2023 yılları olduğu için genellikle 2023 seçimleri ile alakalı konuşuyorduk. Görüşmelerimizde Hüseyin'in Seher Hanım'ın manevi oğlu olduğunu bilmiyordum, öz oğlu olduğunu biliyordum. Hüseyin ve Seher Hanım aynı evde yaşamaktaydı. Benim görüşmelerimde Hüseyin, Seher Hanım'a ‘Momy’ şeklinde hitap ederdi. Öz annesi olduğunu düşünmem çok normaldi. Seher Hanım hayatta iken ‘Tele 1’ kanalına kurumsal olarak yardım amacıyla elden maddi yardımda bulunduğu doğrudur. Bu yardımlar da küçük miktardadır. Bu yardımlar muhasebeleştirilip kayıtlara geçer. Anormal bir durum yoktur’’ dedi. "HÜSEYİN’DEN PARA ALMA KONUSUNDAKİ İDDİALAR İLE İLGİLİ DOĞRU YA DA YANLIŞ ŞEKLİNDE BİR CEVABIM YOKTUR’’ Hüseyin Gün'den bu güne kadar hiçbir ad altında para almadığını belirten Yanardağ, "Ya ben yanlış hatırlıyorum ya da kendisi yanlış hatırlıyor. Annesi olarak gördüğü Seher Hanım'ın küçük maddi yardımları olurdu. İfadesinde bahsettiği faaliyetleri ile ilgili hiçbir bilgim yoktur. Necati Özkan isimli şahıs ile alakası nedir bilmiyorum. Hüseyin Gün'ün benimle ilgili neden bu şekilde beyanda bulunduğunu bilemiyorum. Hüseyin Gün'ün benim tanıdığım kadarıyla iftiracı ve yalancı bir karakterde olmadığını düşünüyorum. Benimle bir husumeti yoktur. Bu konudaki tek akla yatkın cevap ya onun ya benim yanlış hatırlıyor olabileceğimdir. Yani Hüseyin’den para alma konusundaki iddialarla ilgili doğru ya da yanlış şeklinde bir cevabım yoktur. Her ne kadar kendisi ile olan Whatsaap konuşmalarımız soruşturma dosyasına kendisinden talimat, emir aldığım şeklinde suçlamaya dönüşmüş ise de kendisiyle olan yazışmalarım normal bir izleyici ile aramdaki sıradan bir yazışmadır. Bu şekilde birçok izleyici bana tepkilerini ve önerilerini ifade eder’’ şeklinde konuştu. "GERİYE DÖNÜP BAKTIĞIMDA DA BU ŞAHSIN BENİMLE OLAN İLİŞKİSİNİN BU FAALİYETLERİ DIŞINDA OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM’’ Şüpheli Yanardağ, ifadesinin devamında Hüseyin Gün ile ilgili olan bilgi ve ifade tutanağı üzerine karşılaştığı profile şaşkın olduğunu söyleyerek, "Bu şahıs benimle olan iletişiminde bu tarz izlenim vermemişti. Özellikle yabancı istihbarat servisi çalışanları ile şirket ortağı olmasına çok şaşırdım ancak bugün geriye dönüp baktığımda da bu şahsın benimle olan ilişkisinin bu faaliyetleri dışında olduğunu düşünüyorum. Niyetini okuyamam. Benim ilk gençlik yıllarımdan beri bütün hayatım ve mesleğim emperyalizm ve siyonizme karşı mücadele ile geçti. Ben sol görüşlü ve yurtsever bir gazeteciyim. Ülkemin aleyhine, halkımızın aleyhine herhangi bir faaliyet içeresinde olmam düşünülemez. Bu bana yöneltilebilecek en çirkin suçlama olur, bunu reddediyorum. Sosyalist ve yurtsever bir gazeteci olarak sürdürdüğüm meslek yaşamımda lekelemelere dönük olduğu kanaatindeyim. Bu her şeyden önce kendi hayatıma ihanet etmek olur. Bugüne kadar doğrudan ya da dolaylı bir biçimde belirtilen ilişkiler içinde kesinlikle olmadım. Sonuç olarak büyük bir haksızlıkla karşı karşıya olduğumu düşünüyorum ve serbest bırakılmamı talep ediyorum’’ ifadelerini kullandı.

Merdan Yanardağ kimdir? Gazeteci Merdan Yanardağ neden gözaltına alındı? Haber

Merdan Yanardağ kimdir? Gazeteci Merdan Yanardağ neden gözaltına alındı?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, gazeteci Merdan Yanardağ’ın gözaltına alındığı duyuruldu. Sabah saatlerinde TELE1’e düzenlenen operasyon kapsamında TEM ekipleri, Yanardağ’ın ofisi ve evinde arama yaptı. Soruşturma, “casusluk” iddiaları çerçevesinde yürütülüyor. Merdan Yanardağ kimdir? Kaç yaşında ve nereli? Merdan Yanardağ, Sivas’ın Divriği ilçesinde 1959’da doğdu. Resmi nüfus cüzdanında doğum tarihi 24 Şubat 1961 olarak yer alıyor. İstanbul’da ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite eğitimini tamamlayan Yanardağ, İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi (Marmara Üniversitesi) Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu. Ardından Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi alanında yüksek lisans, sosyoloji alanında ise doktora yaptı.Gençlik yıllarında aktif siyasal mücadele içinde yer alan Yanardağ, üniversite son sınıfta 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında tutuklandı. Merdan Yanardağ’ın kariyeri Gazeteciliğe 1985 yılında Günaydın gazetesinde muhabir olarak başladı. Sabah, Hürriyet, Güneş, Gündem ve Aydınlık gibi gazetelerde muhabir, editör ve yöneticilik görevlerinde bulundu. Haftalık Söz dergisinin kurucuları arasında yer aldı ve Genel Yayın Yönetmenliği yaptı. Siyasetle iç içe olan Yanardağ, BSP ve ÖDP’nin kurucuları arasında yer aldı, merkez yürütme kurulu üyeliği yaptı. 2014 yılında Birleşik Haziran Hareketi’nin çağırıcıları arasında yer aldı ve Türkiye Yürütme Kurulu Üyeliği görevine getirildi. Televizyon ve dijital medya çalışmaları Yanardağ, 1994 yılında HBB televizyonunda başladığı görsel medya kariyerinde, Kanaltürk’ün kurucuları arasında yer aldı ve “5. Boyut” programını yönetti. Kanal Biz ve Ulusal Kanal’da da programlarını sürdürdü. 2011’de Yurt Gazetesi’ni kuran Yanardağ, 2017’den itibaren Tele1 TV’de Kurucu Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapıyor ve halen “18 Dakika” programında gündeme dair değerlendirmelerde bulunuyor. Merdan Yanardağ’a yönelik gözaltı ve soruşturma İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, Yanardağ’ın “casusluk” soruşturması kapsamında gözaltına alındığı bildirildi. Operasyon kapsamında gazetecinin ofisi ve evinde aramalar gerçekleştirildi.

PKK elebaşı hakkında açıklamalar yapan Merdan Yanardağ’a 10,5 yıla kadar hapis talebi Haber

PKK elebaşı hakkında açıklamalar yapan Merdan Yanardağ’a 10,5 yıla kadar hapis talebi

Bir televizyon kanalında terör örgütü PKK elebaşına ilişkin açıklamaları gerekçesiyle tutuklanan Merdan Yanardağ hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede Yanardağ’ın 2 ayrı suçtan 10,5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Bir televizyon kanalında silahlı terör örgütü PKK/KCK’nın sözde lideri Abdullah Öcalan hakkındaki açıklamaları gerekçesiyle tutuklanan gazeteci Merdan Yanardağ hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Merdan Yanardağ’ın 20 Haziran 2023’de katılmış olduğu televizyon programında yapmış olduğu açıklamaların yer aldığı videonun 25 Haziran 2023’de sosyal medyada paylaşıldığı ve konuya ilişkin re’sen soruşturma başlatıldığı aktarıldı. Terör örgütü liderini yüceltip eylemlerinden övgüyle bahsettiği anlatıldı Hazırlanan iddianamede, şüpheli Yanardağ’ın programda söylediği sözleriyle toplumda infial oluşturan, iç acıtan, insanları derinden rahatsız eden suçları işleyen ve kesinleşmiş mahkeme kararıyla bu suçları işlediği sabit olan terör örgütü liderini yüceltip eylemlerinden övgüyle bahsettiği anlatıldı. Söz konusu sözlerin toplumda infial uyandırdığının aktarıldığı iddianamede, toplumun terör konusundaki hassasiyeti de göz önüne alındığında şüpheli Yanardağ tarafından kullanılan bu ifadelerin kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlike doğurabilecek nitelikte olduğu belirtildi. İddianamede, örgüt liderini siyasi mahkum olarak değerlendiren ve rehin olarak tutulduğunu iddia eden açıklamaların bir bütün halinde PKK/KCK silahlı terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya bu yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek nitelikte bulunduğu kaydedildi. Hazırlanan iddianamede şüpheli Merdan Yanardağ’ın ‘terör örgütü propagandası yapmak’ ve ‘suçu ve suçluyu övmek’ suçlarından toplamda 1,5 yıldan 10,5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. İddianame kabul edilirken şüphelinin yargılanmasına önümüzdeki günlerde İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.