#MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli

İLKHABER-Gazetesi - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bahçeli: İsrail’in batı şeria kararları uluslararası hukuku ihlal ediyor Haber

Bahçeli: İsrail’in batı şeria kararları uluslararası hukuku ihlal ediyor

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme dair açıklamalarda bulundu. Ramazan ayının manevi iklimine rağmen Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çeken Bahçeli, İsrail’in Batı Şeria’daki son kararlarını uluslararası hukukun açık ihlali olarak nitelendirdi. Bahçeli, Ramazan ayının sabır, merhamet, hoşgörü ve dayanışma ayı olduğuna vurgu yaparak, “Ancak Filistinli kardeşlerimize bu insani ve vicdani erdemler çok görülmekte, makus kaderleriyle baş başa kalmalarına taammüden göz yumulmaktadır” ifadelerini kullandı. "Yasa dışı ilhak hamleleri hükümsüzdür" İsrail hükümetinin Batı Şeria'da arazi tesciline ilişkin aldığı kararlara değinen Bahçeli, "İsrail hükümetinin geçtiğimiz günlerde Batı Şeria'da arazi tesciline ilişkin aldığı son karar uluslararası hukukun çiğnenmesi olduğu kadar süregelen soykırım suçunun farklı kanallardan ilerlediğinin de teyididir. Yasa dışı ilhak hamleleri elbette hükümsüzdür. Filistin halkını yerinden yurdundan zorla çıkarmayı hedefleyen, Yahudi yerleşimcilere alan açmayı gözeten her türlü gayri meşru ve gayri hukuki adım inanıyorum ki hakkın ve hakikatin barajını aşamayacaktır. Siyonist vandallığın bir bildiği varsa hiç kuşkusuz Allah'ın da bir bildiği vardır ve hiçbir zalim buna güç yetiremeyecek, bununla boy ölçüşemeyecektir. İsrail'in işgal ettiği Filistin topraklarında hak iddiası ve egemenlik kurma iştahı sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Bu son vahim gelişmeler barışçıl arayışları gölgelemektedir. İki devletli çözüm iklimini de zehirlemektedir." "ULUSLARARASI DÜZEN YIKIM SÜRECİNDEDİR" Bahçeli, 13-15 Şubat tarihlerinde Almanya'nın Münih kentinde düzenlenen Münih Güvenlik Konferansına da değinerek, küresel sistemin ciddi bir çözülme içinde olduğunu dile getirerek, "Yıkım Altında temasıyla düzenlenen mezkur konferans, bir nevi malumun ilanına da sahne olmuştur. 19-23 Ocak tarihinde yapılan Davos Zirvesi'nde de benzer tartışmalar yaşanmıştır. Yıkılan bellidir, yıkanlar da bellidir; fakat neyin kurulacağı, nasıl kurulacağı, ne zaman kurulacağı belirsizliğin ve bilinmezliğin dibine oturmuştur. Ankara'dan dünyanın genel tablosuna baktığımızda ümitvar olacağımız, memnuniyet duyacağımız, yüreklerimize su serpecek bir aydınlık, bir arayış veya dört başı mamur bir amaç görülmemektedir. Buna karşılık Türkiye hem bölgesinde hem de küresel arenada istikrar adası gibi sivrilmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Dışişleri Bakanımızın ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'nin kesintisiz diplomatik hamleleri, ihtilafları diyalogla çözme çabaları gerçekten takdir ve tebrike ziyadesiyle layıktır. Masada ve sahada aynı anda olabilmeyi başaran bir Türkiye'yle hepimizin iftihar etmesi esasen bir manevi görevdir" ifadelerini kullandı. "ABD-İRAN MÜZAKERELERİ MAKUL BİR UZLAŞIYA ULAŞMALIDIR" Ramazan ayında sağduyu ve sükunetin hakim olması gerektiğini belirten Bahçeli, ABD ile İran arasındaki müzakerelerin kesintiye uğramadan ilerlemesinin samimi temennileri olduğunu söyledi. Bahçeli, "Kuzeyimiz çalkalanırken, güneyimizin de savaş ortamına sürüklenmesi bölgesel dengelerle birlikte küresel dengeleri de sarsacak, yaygın ve küresel bir çatışma hali karşımıza çıkacaktır" şeklinde konuştu. "PÜSKEVİTİ OLMAYAN ÇOCUKLARIN ÇAĞRISINI DUYALIM" Ramazan ayında dayanışma ve yardımlaşma çağrısı yapan Bahçeli, mütevazı sofralarda bir araya gelinmesi gerektiğini belirterek şöyle devam etti: "Ülkemin her yerinde gönül gönüle vererek kardeşliğimizi yüceltmeliyiz. Bol yıldızlı otellerin restoranlarında değil mütevazı sofralarda yerimizi almalıyız. Milletvekillerimiz ve tüm teşkilatımızla eşzamanlı şekilde daha hızlı, daha aktif, daha sorumlu, daha özenli, daha müşfik, daha kucaklayıcı, daha hazır olmalıyız. Biz gelin fakir fukaranın konuşan dili, bakan gözü, duyan kulağı, dokunan eli olalım. Hatırlayınız, yıllar önce bir konuşmamda, anasının, babasının gözlerine bakan yurdumun masum çocuklarının sözcüsü olmak istemiştim. Onların mahrumiyetini yüreğimde hissedip imrenen ruhlarına tercüman olmayı dilemiştim. Ve memleketim olan Gavur Dağı'nın söyleyişiyle; ‘Hani benim püskevitim, çukulatam' demiştim. Şairin ifadesiyle; çaresiz ve yalnızların, ‘gel diyecek kimsesi' olmayı hedeflemiştim. O gün bu konuşmayı anlamayan gafiller haftalar boyu müstehzi ifadelerle püskevit kelimesini dillerine dolamışlardı. Ve ne üzücüdür ki bizim arkadaşlarımız da bu seslenişin hak ettiği derinliği fark edememişlerdi. Varsın olsun, hata da insanlar içindir. Bu Ramazan'da hep birlikte, sofraların, ocakların, çocukların, gençlerin, yaşlıların ve kadınların sesi olalım. Yeter ki, onların dertlerine ortak olalım. Püskeviti olmayan çocukların çağrısını işitelim. Biz öylesine büyük bir medeniyetin, öylesine kutlu bir tarih ve kültür zenginliğinin varisleriyiz ki, felaketin kayalıklarından fidan fidan serpilen, ağır sorunların çorak bağrından filiz filiz yeşeren birlik ve kardeşlik bahçemizde el ele tutuşmasını çok şükür biliriz." Bahçeli, devlet-millet dayanışmasının önemine vurgu yaparak, MHP ve Cumhur İttifakı'nın ahlaki ve soylu duruşunu koruduğu sürece hiçbir engelin aşılamayacağını ifade etti. 6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş merkezli depremlere de değinen Devlet Bahçeli, devletin tüm imkanlarıyla seferber olduğunu belirtti. "CHP YÖNETİMİ, DOĞAL AFETTEN SİYASİ AFET ÇIKARMAK İÇİN ELİNDEN GELENİ ARDINA KOYMAMIŞTIR" Depremde 53 bin 537 kişinin hayatını kaybettiğini, 107 bin 213 kişinin yaralandığını hatırlatan Bahçeli, bugüne kadar 455 bin 357 bağımsız bölümün tamamlanarak hak sahiplerine teslim edildiğini söyledi. Ana muhalefet partisini eleştiren Bahçeli, CHP'nin deprem üzerinden siyasi istismar yaptığına dikkati çekerek, "Hatırlarsanız, devletimiz depremin ilk anından itibaren tüm kaynak ve imkanlarını seferberlik ruhuyla harekete geçirmiştir. Hiçbir insanımız mağdur edilmemiştir. Bugüne kadar depremin toplam maliyeti de 150 milyar doları bulmuştur. Yıkılan yapılmış, ihtiyaçlar karşılanmış, nitekim her zorluğun üstesinden Allah'ın izniyle gelinmiştir. İnsanüstü emek ve çalışmanın sonunda yeni bir hayatın müjdesi verilmiştir. Asrın İnşa Seferberliği kapsamında; 367 bin 995'i konut, 65 bin 672'si köy evi, 21 bin 690'nı iş yeri olmak suretiyle toplam 455 bin 357 bağımsız bölüm inşası tamamlanmış, hak sahibi vatandaşlarımıza da teslim edilmiştir. Eğri bakan doğruyu göremezmiş, gönlü pak olanın da yolu şaşmazmış. Cumhuriyet Halk Partisi'yle bilumum muhalefet bakiyesinde toplaşan siyasi garabetler yapılanı kötüleyerek, hizmeti karalayarak, devasa eserleri yok sayarak istismar ve rant peşine düşmüşlerdir. Yalana bin yalan katmanın adı siyaset olamaz. Depremle ilgili dedikodu üretmenin izahı yapılamaz. Doğruyla yanlışı tefrik edemeyen bir siyasetçinin vicdanından bahsedilemez. İyiyle kötüyü fark edemeyen bir siyasetçinin erdemli olmasını beklemek ise boşa kürek çekmekle eşdeğerdir. CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır. Konutlarına kavuşan vatandaşlarımıza boş senet imzalatılıyor demek yalnızca bühtan değil, siyasi namusla çelişen bir hezeyandır. CHP'nin işi gücü fitne fesattır. CHP'nin geçim kapısı kriz ve kargaşaya oynamaktır" değerlendirmesinde bulundu. "GAZİ MECLİS ŞOV ALANI DEĞİLDİR" TBMM'de yeni atanan bakanların yemin töreninde yaşanan olaylara da değinen Bahçeli, "Gazi Meclis aciz Meclis değildir. Gazi Meclis kürsü işgaliyle üçüncü dünya ülkelerini andıracak bir Meclis değildir. Yeni atanan bakanlarla ilgili eğer varsa merak edilen bir husus yasal ve demokratik kanallar açıktır, ortadadır. Muhalefetin sahip olduğu imkanları kullanmaya yanaşmadan Meclis'i karıştırması, yasal ve anayasal bir hakkı engellemeye çalışması yeni sürüm bir siyasi eşkıyalık değilse nedir? Ali kıran baş kesen misiniz? Nesiniz, kimsiniz? Deli Dumrul gibi hareket etmenin neresi demokrasidir? Gazi Meclis'i şov ve savaş alanına çevirmenin kime ne faydası vardır? Sözün hükmü yerine yumruğun gücüyle oraya buraya sataşmak bir siyasetçiye yakışıyor mu? CHP'nin siyasi çizgisiyle bağdaşıyor mu? Özellikle yeni atanan Adalet Bakanımızla ilgili rahatsızlığınızın kaynağını nasıl yorumlayalım? İstanbul'daki tezgahınız bozuldu, öfkeniz buna mı? Rüşvet ve yolsuzluk çarkınız kırıldı, sinir nöbetiniz bundan mı? Maskeleriniz düştü, ipliğiniz pazara çıktı, foyanız ortalığa döküldü; anormal stres ve gerilim sebebinizin nedeni buna mı dayalı? Tekraren ifade ediyorum; geçtiğimiz hafta çarşamba günü yapılan yemin merasiminde TBMM'nin saygınlığına leke düşüren müfsit ve müflis CHP zihniyetini ayıplıyor, haddinizi bilin diyorum" dedi. "MHP 57 YILDIR SİYASET ÇINARIDIR" Bahçeli, MHP'nin 9 Şubat 2026'da 57'nci kuruluş yıl dönümünü kutladığını hatırlatarak, "57 yıl demek siyasette çınarlaşmak demektir" dedi. Geleceğe yönelik kararlılık mesajı veren Bahçeli, "Bir kere başaran yeniden başarır" ifadesini kullandı.

Bahçeli’den CHP’ye sert tepki: “Bozguncu ve anti demokratik tavır kabul edilemez” Haber

Bahçeli’den CHP’ye sert tepki: “Bozguncu ve anti demokratik tavır kabul edilemez”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "CHP'nin bozguncu ve bunalım havarisi siyasi tavrının Türk devlet ve yönetim hayatına kastetmekle birlikte milli iradeye ileri derecede hasım ve husumetle temellendiği açıktır" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Bir yanda yürürlükteki Anayasa'nın amir ve havi hükümleri kapsamında, diğer yanda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin doğası ve doğrusal nitelikli hükümleri dahilinde Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'nde görev değişikliği yaşanmıştır. Bu demokratik takdir ve tercih son derece hukuki ve meşru bir çizgide gerçekleşmiştir. Bu vesileyle görevlerinden affını talep eden Adalet ve İçişleri Bakanlarımıza teşekkür ediyor, bunların yerine kanun ve meşruiyet dairesinde atanan Adalet ve İçişleri Bakanlarımıza ayrı ayrı başarılar diliyor, tebriklerimi iletiyorum. Bugün TBMM Genel Kurulu'nda anayasal prosedür çerçevesinde yeni atanan bakanlarımızın, bilhassa Adalet Bakanımızın yemin merasiminin icra aşamasında Cumhuriyet Halk Partisi'nin kürsü işgaline kadar varan anti demokratik ve faşizan muameleleri hiçbir açıdan haklı ve maruz görülemeyecektir. Bu tahammülsüz ve nobran tavrın ne siyasetle ne de demokrasiyle ilgi ve ilişkisi söz konusudur. CHP'nin bozguncu ve bunalım havarisi siyasi tavrının Türk devlet ve yönetim hayatına kastetmekle birlikte milli iradeye ileri derecede hasım ve husumetle temellendiği açıktır. Milliyetçi Hareket Partisi, Cumhurbaşkanımızın takdir ve tasavvurlarının yanı sıra ataması yapılan yeni bakanlarımızın sonuna kadar arkasında ve yanındadır" dedi.

Ömer Çelik’ten sert mesajlar: “İftiralarla terör örgütlerini aklamaya çalışıyorlar” Haber

Ömer Çelik’ten sert mesajlar: “İftiralarla terör örgütlerini aklamaya çalışıyorlar”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın Devlet Bahçeli’ye iftira atarak ‘HTŞ’yi destekledikleri’ şeklinde böyle davranıyorlar diye konuşanların sanki destekledikleri örgüt Kanarya Sevenler Derneği. Başka bir terör örgütünü desteklemek için böylesine bir iftira kampanyası yürütüyorlar. Halbuki burada söz konusu olan şudur; nasıl ki DEAŞ Arapların temsilcisi değilse, oradaki terör örgütü PKK ve bağlantılı olan terör örgütleri de Kürtlerin temsilcisi değil. Orada bütün Kürtlere, oradaki Türkmenlere, Araplara ve bütün unsurlara sahip çıkan ‘tek Suriye’ ilkesi bu açıdan önemlidir " dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Osmaniye İl Başkanlığı'nı ziyaret ederek, partilileriyle buluştu. Daha sonra açıklamalarda bulunan Çelik, "Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinin 3'üncü yıl dönümünde bütün şehitlerimize bir kez daha Cenab-ı Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Elbette bu kayıpların acısını yüreğimizden silmek mümkün değildir" dedi. Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin kente gelerek vatandaşlarla buluşacağını da açıkladı. Türkiye'nin tüm sarsıntılar karşısında yola devam etme iradesini gösterdiğini söyleyen Çelik, "O kadar hızlı bir şekilde akıyor ki dünyada zaman. Gerçekten neredeyse on yıllar içerisinde olabilecek olaylar, bazen haftalar içerisinde gerçekleşebiliyor. Ve bunların en sarsıcı olanları da Türkiye’nin etrafında gerçekleşiyor. Türkiye’nin etrafına baktığımızda, Rusya-Ukrayna Savaşı bütün hızıyla devam ediyor. Çeşitli kereler barışın yapılması ile ilgili gündemler oluşuyor. Ama oluşmasına rağmen bir türlü mesafe alınamıyor. Yine geçtiğimiz günlerde son derece maalesef yıpratıcı, can alıcı saldırılar karşılıklı olarak gerçekleştirildi. İnsanlığın en büyük utancı sayılabilecek Netanyahu hükümetinin o katil şebekesi tarafından Gazze soykırımıyla ilgili maalesef bu katliamlar devam ediyor. Yine bu gündem içerisinde doğumuzda İran’la ilgili gelişmeler için bütün dünya nefesini tutmuş durumda ve bununla ilgili bir müzakereden sonuç alınacak mı, yoksa herhangi bir şekilde maalesef yeni bir saldırı mı ortaya çıkacak diye bu gündemler etrafımızda gerçekleşiyor ve çok yakınımızda gerçekleşiyor. Bütün bunun içerisinde Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği, dünya diplomasi süreçlerinde ortaya koyduğu irade ve bu çerçevede ortaya çıkan tabloda Türkiye’nin, Cumhurbaşkanımızın merkezi rolü, bir kere daha bütün bu şoklar karşısında, bütün bu meydan okumalar karşısında Türkiye’nin dayanıklılığını, gücünü, tüm bu sarsıntılar karşısında yola devam etme iradesini bir kere daha gösteriyor" diye konuştu. "Davos Zirvesi’nde ortak mesaj: Küresel düzen eski haliyle sürdürülemez" Gazze'de yaşananlara değinen Çelik, "Bir bakıma Davos toplantısında yapılan konuşmalarda Kanada Başbakanı’nın konuşması çok gündem oldu. Bütün benzer konuşmalar aslında herhangi bir şekilde uyumdan bahsetmedi. Yeni bir döneme geçileceğinden, bir geçişten bahsetti herkes. Tabii bu geçişin ne olacağı, nasıl olacağı, nasıl gerçekleşeceği konusunda herkesin kafasında çok büyük şüpheler, çok büyük karışıklıklar var. Ama herkesin ortak olarak ifade ettiği konu, küresel düzenin artık eski manada tanımlanamayacağı, hatta küresel düzenin restorasyonunun da artık mümkün olmadığı, o sürecin de geçildiği, yepyeni adımlar atılması gerektiğine dair pek çok söz işitildi. Tabii bunlar mevcut liberal düzenin, neoliberal düzenin muhalifleri tarafından ya da küresel güneyi temsil eden siyasetçiler, devlet başkanları, entelektüeller tarafından çok sık zikredilen şeylerdir. Ama ilk defa küresel düzenin savunmasını yapan elitler tarafından bu gündeme getirildi ve bu şekilde aslında bilinen çifte standartlarına, ikiyüzlülüklerine dikkat çekilirken, küresel düzenin artık bunu restore edilemez bir aşamaya geldiği görüldü. Tabii burada bunu berraklaştıran şey herkesin kafasında özellikle Batı’dan Rusya-Ukrayna Savaşı söz konusu olduğu zaman yapılan hatırlatmalar, referans verilen ilkeler, dikkat edilmesi gereken kurallar., Bol miktarda zikredilen bu kuralların, referans verilen bu ilkelerin Gazze soykırımı olduğu zaman unutulması ve terk edilmesi şeklindeki çifte standart, hatta çifte standartın ötesinde ikiyüzlülük bütün dünyanın dikkatini çekmeye başlamıştı. Gazze ile ilgili olarak liberal düzenin elitlerinin ortaya koyduğu, işleticilerinin ortaya koyduğu ikiyüzlülük, aslında bir bakıma düzenin iflas etmesinin de sembolü oldu" dedi. "Dünya beşten büyüktür çıkışı küresel sistemde karşılık buldu" Ömer Çelik, "Cumhurbaşkanımız ilk defa 'Dünya beşten büyüktür' dediğinde, çok iyi hatırlıyorum Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Cumhurbaşkanımız bu sözü ilk zikrettiğinde büyük bir sessizlik olmuştu. Biraz şaşkınlıkla, biraz çekinceyle, biraz tedirginlikle karşılanmıştı o zaman genel kuruldaki ilk konuşması. Daha sonraki yıllarda Sayın Cumhurbaşkanımızın 'Dünya beşten büyüktür' sözünün aslında küresel düzenin ikiyüzlülüklerine karşı büyük bir dikkat çekme, ilkeleri hatırlatma ve bu ikiyüzlülüğe tahammül etmeme konusunda bir meydan okuma olduğu net bir şekilde görüldü. Bugün gelinen noktada ise hemen hemen bütün mekanizmaların çalışamaz hâle geldiği bir noktada aslında bir bakıma düne kadar neoliberal düzenin savunusunu yapanların konuşmalarının özeti, 'Dünya beşten büyüktür' sözüne katıldıklarını, buna onay verdiklerini, aynı fikirde olduklarını beyan eden bir durum ortaya çıkardı. Ama tüm bunun içerisinde en önemli konu geliyor kilitleniyor: Dünyanın içinde bulunduğu hâlde güvenlik meselelerinin nasıl olacağıyla ilgili olarak öne çıkıyor" diye konuştu. "Küresel güvenlikten bahsedilirken gördüğünüz gibi ne zaman masa kurulmak istense Cumhurbaşkanımızın fikrine ihtiyaç duyuluyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "tek Suriye"ye yaptığı vurgunun bugün küresel mutabakatın omurgasını teşkil ettiğini belirten Çelik, "Avrupa güvenliğinden bahsedilirken sadece Orta Doğu değil, Avrupa güvenliği başta olmak üzere küresel güvenlikten bahsedilirken, gördüğünüz gibi ne zaman masa kurulmak istense Cumhurbaşkanımızın fikrine ihtiyaç duyuluyor. Türkiye’nin burada nasıl bir işlev üreteceği konusunda tartışmalar devam ediyor. Bunun en somut örneği, görüldüğü gibi Suriye konusunda ortaya çıktı. Cumhurbaşkanımızın yıllara dayanan, bizim kendi aramızda stratejik sabır olarak adlandırdığımız Cumhurbaşkanımızın bu tavrı aslında hatırlayınız, burada çok uzun tartışmalar yapılmıştı. Ölümden kaçan kardeşlerimize kucak açılmasıyla ilgili, hatta son seçimlerde Cumhurbaşkanımızın karşısındaki aday, ölümden kaçarak bize sığınanları geri göndermekle, yani o ölüm makinelerine teslim etmekle bezenmiş bir kampanya yapmıştı. Ama seçimin zor günleriydi. Hatta bazıları Cumhurbaşkanımızın bu konuya girmemesi gerektiğini, oyların çok kritik olduğunu söylerken bile Cumhurbaşkanımız o zaman 'Hayır' dedi. 'Biz bu ölümden kaçanlara kucak açtık. Bu kardeşlerimizi hiçbir şekilde onlara teslim edemeyiz' diyerek net bir şekilde tavrını koydu. O günden bugüne tabii çok şey değişti. Diktatörlük rejimi gitti, Suriye devrimi gerçekleşti ve burada da Türkiye, yine tüm dünyanın kara propagandasına karşı ilkeli bir şekilde Suriye halkının iradesini temsil eden bir politika çizgisi tutturdu. Orada Cumhurbaşkanımızın 'tek Suriye'ye yaptığı vurgu, Suriye’yi bütün Suriyelilerin beraber yönetmesi gerektiğine dair vurgu; bugün küresel mutabakatın omurgasını teşkil etmektedir. Gelinen noktada da Suriye’nin kendi içindeki terör unsurlarından arınması, bir yandan DEAŞ’e dönük terörle mücadelenin kesintisiz sürmesi, DEAŞ’le olan mücadelenin kesintisiz sürmesi konusunun altı çizilirken; aynı zamanda Suriye’nin kuzeyini, doğusunu işgal etmiş olan terör örgütünden arınma, Suriye’nin birliğini savunma konusunda atılan adımlar, her zaman için Cumhurbaşkanımızın çizdiği vizyonun teyidi anlamına gelen, Suriye’nin iyiliğine dönük, Suriye’nin birliğine, bütünlüğüne dönük bir sonuç ürettiğini tekrar tekrar teyit eden gelişmelerin ortaya çıkmasını sağladı" dedi. "Suriye’de, Irak’taki terör yapılarının tasfiyesi, Türkiye’nin terörsüz bölge hedefiyle son derece uyumludur" Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Cumhurbaşkanımızın hem Sayın Devlet Bahçeli’nin terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konusundaki ısrarının aslında zamanlaması bakımından da hem de bölgedeki barışın tesisi bakımından da ne kadar önemli olduğu, tüm bu gelişmelerle birlikte bir kere daha görüldü. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge birbirinden ayrılamaz; iç içe girmiş, hiçbir şekilde biri diğerinden bağımsız olarak tanımlanamaz, iç içe iki kavramdır. Bu çerçevede bakıldığında Suriye’de, Irak’taki terör yapılarının tasfiyesi, Türkiye’nin terörsüz bölge hedefiyle son derece uyumludur. Tabii ta baştan beri biz, PKK terör örgütünün Suriye, Irak, İran’daki silahlı güçlerinin tasfiyesi, Avrupa’daki illegal yapılarının tasfiyesi, propaganda merkezlerinin ve mali yapısının tasfiyesi konusunda bütünsel ve kapsamlı bir tanımlama ortaya koyduk. Suriye’de ise bu konudaki ısrar, birtakım güçlerin de kışkırtmasıyla birlikte bir işgalcilik olarak ortaya çıktığı zaman burada Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi 'tek Suriye, tek ordu' ilkesi çerçevesinde Türkiye ilkeli bir tavır ortaya koydu. Ama bu tavır ortaya koyulurken de şu söylendi her zaman denildi ki Suriye’yi bütün Suriyeliler beraber yönetsin. Türkmen, Arap, Kürt, Sünni, Şii, Alevi, Dürzi, Musayri, Hristiyan hepsi bu iradenin birer parçası olsunlar diye bu vurgu her zaman yapıldı. Dolayısıyla Suriye Suriyelilerindir. Suriye, Suriyeliler tarafından yönetilmelidir. Hiçbir terör örgütünün vesayeti ya da dış gücün vesayeti söz konusu olmamalıdır. Siyaset, en baştan beri Türkiye tarafından izlendi." "Suriye’de Türkmenlere, Araplara ve bütün unsurlara sahip çıkan 'tek Suriye' ilkesi önemlidir" DEAŞ nasıl Arapların temsilcisi değilse terör örgütü PKK ve bağlantılı olan terör örgütlerinin de Kürtlerin temsilcisi olmadığını vurgulayan Çelik, "Yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Suriye’de Suriye Kürtlerinin haklarını güvence altına alan, aynı şekilde Türkmenlerin de diğer unsurlarla birlikte yönetime katılmasını temin edecek şekilde bir siyaset ve bir anayasal süreç izlenmesi gerektiği konusundaki tutumumuzu net bir şekilde ifade ediyor. O kararnamenin yayınlanmasıyla 100 yıldır neredeyse vatandaşlık hakkı bile olmayan Suriyeli Kürt kardeşlerimizin bu haklarına kavuşmasının sevindirici olduğunu söyledik. Karşı olduğumuz şeyin de terör olduğunu söyledik. Ama çıktı buna birileri terör örgütünden yana tutum almak için Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Devlet Bahçeli’ye, HTŞ’yi destekledikleri için böyle bir tavır ortaya koydukları şeklinde bir iftira attılar. Şimdi bugün itibarıyla orada HTS diye bir şey yok. Suriye yönetimi, Birleşmiş Milletler’den dünyanın bütün platformlarında meşru kabul edilen bir yönetim. Birleşmiş Milletler’de davet ediliyor; dünyanın bütün devletleri tarafından Suriye’nin meşru yönetimi ve meşru cumhurbaşkanı olarak kabul edilip bu şekilde muhatap alınıyor. Dolayısıyla burada verilen desteğin HTŞ’yle vesaire ilgisi yok. Meşruiyete, siyasal meşruiyete ve meşru yönetime verilen bir destek. Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın Devlet Bahçeli’ye iftira atarak 'HTŞ’yi destekledikleri' şeklinde böyle davranıyorlar diye konuşanların, sanki destekledikleri örgüt Kanarya Sevenler Derneği. Başka bir terör örgütünü desteklemek için böylesine bir iftira kampanyası yürütüyorlar. Halbuki burada söz konusu olan şudur: Nasıl ki DEAŞ Arapların temsilcisi değilse, oradaki terör örgütü PKK ve bağlantılı olan terör örgütleri de Kürtlerin temsilcisi değil. Orada bütün Kürtlere, oradaki Türkmenlere, Araplara ve bütün unsurlara sahip çıkan 'tek Suriye' ilkesi bu açıdan önemlidir" dedi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli: Suriye’nin yeniden yapılanmasının anahtarı bütüncül ordu Haber

MHP Genel Başkanı Bahçeli: Suriye’nin yeniden yapılanmasının anahtarı bütüncül ordu

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara’nın yayımladığı kararname ve Suriye’deki son gelişmelere ilişkin yazılı bir değerlendirme yaptı. Bahçeli, SDG’nin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde fiilî kontrol alanları oluşturmasının, Suriye’nin yeniden inşa ve istikrar sürecinin önündeki en temel engellerden biri olduğunu belirtti. SDG’nin mutabakatın gereklerini yerine getirmediğini vurgulayan Bahçeli, "Şam yönetimi tarafından Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik açık bir tehdit olarak algılanmıştır. Merkezi hükümetin bu süreçteki tutumunu güçlendiren en önemli faktörlerden biri, Türkiye’nin Suriye’nin üniter yapısına verdiği açık ve kararlı destek olmuştur. Suriye merkezî hükumetinin, uzlaşılan mutabakat gereğince SDG’nin varlığını sonlandırması ve merkezi yönetime entegre olmasına yönelik çağrısına SDG elebaşı Mazlum Abdi, İsrail’den aldığı destek ve tahrik sonucu olumlu cevap vermemiştir. Mazlum Abdi, özerklik/federasyon talebini dile getirmekle Şam yönetiminden taviz alma girişimlerinde bulunmuşsa da Şara yönetimi ülkede siyasi birlik ve sınır bütünlüğünün tesisinde kararlı davranmıştır. Türkiye’nin de her fırsatta Suriye’nin üniter bir yapıya sahip olması gerektiğine dair söylemde bulunması Şara’ya güç vermiş ve SDG tarafının ayak diremesine karşı merkezi hükümeti cesaretlendirmiştir" ifadelerini kullandı. Sahada yaşanan gelişmelere de değinen Bahçeli, Suriye ordusunun Halep ve Fırat’ın batısında kontrolü sağlamasının, SDG’nin iddia edildiği kadar güçlü olmadığını ortaya koyduğunu belirterek, "Bu tablo, SDG/PKK açısından zamanın artık lehlerine işlemediğini göstermektedir. Nitekim 17 Ocak tarihinde SDG terör örgütü adına Mazlum Abdi’nin ‘Dost ülkelerin ve arabulucuların çağrıları üzerine; entegrasyon sürecini tamamlama konusundaki iyi niyetimizi göstermek ve 10 Mart anlaşmasının maddelerini uygulamaya olan bağlılığımız gereği; Fırat'ın doğusuna çekilme kararı aldıklarını’ açıklaması Suriye ordusunun caydırıcılığı çerçevesinde olsa da 10 Mart mutabakatının yerine getirilmesi bakımından önemli bir aşamadır. Şam yönetimi, sahada doğrudan ve kapsamlı bir askerî çatışmaya girmeden; siyasi meşruiyetini, bölgesel dengeleri ve yerel unsurların memnuniyetsizliğini kullanarak SDG’nin manevra alanını daraltan bir strateji izlemektedir" dedi. Bahçeli, Suriye’de Kürtler ile SDG’nin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Doğru olan da budur; Suriye’de Kürtler başkadır, SDG başkadır. SDG bir terör örgütüdür ve Suriye Kürtlerini temsil etmemektedir" ifadesine yer verdi. Suriye Cumhurbaşkanı Şara’nın Kürt dili ve kültürüne ilişkin açıklamaları ile 2026/13 sayılı kararnameyi olumlu bulduklarını belirten Bahçeli, söz konusu düzenlemenin birlik ve istikrara katkı sağlayacağını belirterek, "Mezkur kararname isabetli, anlamlı ve Suriye’de birlik ve bütünlüğü tahkim etme yönünde doğru zamanda atılmış önemli bir adımdır" değerlendirmesinde bulundu. Kararnamenin SDG’ye taviz olarak yorumlanamayacağını vurgulayan Bahçeli, "Bu kararname, SDG’nin ‘Kürtlerin temsilcisi’ olduğu yönündeki temelsiz iddiayı zayıflatan bir gelişmedir" ifadelerini kullandı. Bahçeli, Suriye’nin üniter yapısının korunmasının hayati önem taşıdığını belirterek, federasyon ve özerklik tartışmalarına karşı uyarıda bulundu. "Suriye, Fırat’ın batısı ve doğusu şeklinde yapay coğrafi veya etnik bölünmelerle parçalanmamalıdır" diyen Bahçeli, yeni anayasanın kapsayıcı, eşitlikçi ve hukukun üstünlüğünü esas alan bir anlayışla hazırlanması gerektiğini vurguladı. Değerlendirmesinde yol haritası da çizen Bahçeli, 10 Mart mutabakatının tüm maddeleriyle uygulanması, SDG ve türev yapıların tamamen feshedilmesi ve "Suriye vatandaşlığı" kavramının güçlendirilmesinin zorunlu olduğunu belirtti. Bahçeli, "Suriye’nin yeniden yapılanmasının anahtarı, tek bir çatı altında toplanmış bütüncül bir Suriye ordusudur" dedi.

Bahçeli: “Terörsüz Türkiye hedefi Venezuela olmayalım diyedir” Haber

Bahçeli: “Terörsüz Türkiye hedefi Venezuela olmayalım diyedir”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada hem Suriye’deki gelişmelere hem de Venezuela’da devlet başkanının gece yarısı operasyonuyla görevden uzaklaştırılmasına sert tepki gösterdi. ABD’nin Venezuela’daki müdahalesini “haydutluk, korsanlık ve hukuk dışılık” olarak nitelendiren Bahçeli, Türkiye’de benzer bir senaryonun yaşanmaması için terörle mücadelenin vazgeçilmez olduğunu belirtti. “Terörsüz Türkiye hedefi Venezuela olmayalım diyedir.” diyen Bahçeli, devlet kurumları içinde sızmalar olmadan hiçbir ülkenin böylesine bir operasyonun hedefi olmayacağını ifade etti. SURİYE’DE İSRAİL PLANI BOZULACAKTIR Bahçeli, Suriye’de geciken entegrasyon sürecinin bir an önce tamamlanması gerektiğini ifade ederek, “Ya mutabakatla ya da zorla Suriye’nin üniter yapısı tesis edilmelidir” dedi. Arap aşiretlerinin Şam yönetimiyle uyumsuz kaldığını belirten Bahçeli, SDG ve YPG’nin İsrail’in dümen suyuna girmesinin çözümü zorlaştıracağını söyledi. Bahçeli, “Bu Siyonist şımarıklığın DEAŞ kartını masaya sürmesinin bedeli ağır olacaktır” ifadelerini kullandı. ABD’NİN VENEZUELA OPERASYONU: ‘HAYDUTLUKTUR’ Bahçeli, ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Maduro’ya yönelik operasyonuna sert sözlerle karşı çıktı. Operasyonu “haydutluk, korsanlık ve hukuk dışı eylem” olarak nitelendiren Bahçeli, “Venezuela’ya yapılan saldırıyı lanetliyorum. Bu zorbalık hiçbir ülkenin hakkı değildir” dedi. Operasyonun tarihte benzeri görülmeyen bir insan kaçırma girişimi olduğunu vurguladı. 15 TEMMUZ BENZERLİĞİ Bahçeli, Venezuela’daki operasyon ile Türkiye’deki 15 Temmuz darbe girişimi arasında benzerlik olduğunu savunarak, “Maduro’ya yapılan müdahale, 15 Temmuz’daki alçak girişimin farklı bir versiyonudur” dedi. Trump’ın hedeflerinde Meksika, Küba ve Kolombiya olduğunu söyleyen Bahçeli, ABD’nin asıl amacının altın ve değerli madenler olduğunu ileri sürdü. TERÖRSÜZ TÜRKİYE VURGUSU Bahçeli, konuşmasında sık sık iç güvenlik ve ulusal birlik mesajı verdi. Devlet yönetiminde devşirilmiş kişilerin bulunmasının ülkeleri zayıflattığını ifade eden Bahçeli, “Terörsüz Türkiye hedefi Venezuela olmayalım diyedir” dedi. Toplumsal birlik ve iç cephenin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, “Türk’ü sevmeyen Kürt, Kürt’ü sevmeyen Türk olmaz" ifadelerini kullandı. DÜNYA YAHUDİLERİNE ÇAĞRI Bahçeli, İsrail’in saldırılarına karşı dünya Yahudi toplumuna çağrıda bulunarak, “Netanyahu’nun politikalarının ahlaki lekesi bütün Yahudilere sirayet etmiştir. Dünya Yahudi Cemaati bu lekeyi temizlemelidir” dedi. Sessiz kalmanın suça ortaklık anlamına geldiğini belirtti. YALOVA’DAKİ DEAŞ OPERASYONUNA TEPKİ Bahçeli, Yalova’da etkisiz hale getirilen DEAŞ mensuplarının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak tanımlanmasına tepki göstererek, söz konusu açıklamaların son derece sorunlu olduğunu söyledi. “Bu tür düşüncesiz değerlendirmelerden kaçınılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Anadolu’nun ilk camisi yeniden kapılarını açtı Haber

Anadolu’nun ilk camisi yeniden kapılarını açtı

Hatay’da 6 Şubat depremlerinde ağır yıkıma uğrayan ve kapsamlı bir restorasyon sürecinin ardından yeniden inşa edilen Habib-i Neccar Camii, aradan geçen 1055 günün sonunda kapılarını yeniden açtı. Anadolu’nun bilinen en eski camisi olma özelliğini taşıyan bu köklü yapı, yeniden ibadete başlamasıyla birlikte aynı zamanda yeniden doğuşun, direncin ve umudun güçlü bir simgesi haline geldi. Hafta sonu gerçekleştirilen resmi açılış töreni, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla yapıldı. Programa MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yanı sıra çok sayıda bakan, milletvekili, Hatay’ın yerel yöneticileri, büyükşehir belediye başkanları ve binlerce vatandaş katıldı. Açılışın hemen ardından cami, özellikle hafta sonu boyunca depremzedelerin ve ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle dolup taştı. Hafta sonu tatilini değerlendiren her yaştan vatandaş, yenilenerek hizmete giren camiye akın etti. Ziyaretler sırasında duygusal anlar yaşanırken, cami ve çevresinde oluşan kalabalık, ortaya anlamlı ve etkileyici manzaralar çıkardı. Cami avlusunda toplanan cemaat, deprem sonrası burada kılınan ilk namazların manevi huzurunu hep birlikte paylaştı. Namazın ardından vatandaşlar, Habib-i Neccar Hazretleri’nin makamını ziyaret ederek dualar etti. Uzun bir aradan sonra yeniden Habib-i Neccar Camii’nde saf tutmanın, Hazreti Habib-i Neccar’ın makamını ziyaret etmenin ve cami avlusunda anıları yad etmenin kendileri için büyük bir gurur olduğunu dile getiren vatandaşlar, bu sürecin hayata geçirilmesinde emeği bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye, bakanlara, milletvekillerine ve Hatay protokolüne teşekkürlerini sundu. Vatandaşlar, restorasyon çalışmalarını üstlenen Konya Büyükşehir Belediyesi yetkililerine şükranlarını sundu. Bugün de namaz kılmak isteyen vatandaşların akın ettiği Habib-i Neccar Camii’nin yeniden ibadete açılması, Hatay’da sadece tarihi bir yapının ayağa kalkması değil, aynı zamanda inancın, dayanışma ruhunun ve yeniden toparlanma iradesinin de canlanması olarak değerlendirildi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Adana’daki projeler hakkında bilgi aldı Haber

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Adana’daki projeler hakkında bilgi aldı

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Adana İl Başkanı Yusuf Kanlı, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi makamında ziyaret ederek Adana genelinde yürütülen teşkilat çalışmaları ve projeler hakkında bilgi verdi. Ziyarette, İl Başkanı Kanlı, Genel Başkan Bahçeli’nin talimatlarıyla hayata geçirilen “Hayırlı Günler Komşum” ziyaretleri ve “Derdin Derdimizdir” temalı sohbet toplantılarıyla ilgili çalışmaları, hazırlanan kitapçık eşliğinde aktardı. ​Adana teşkilatlarının ve bağlı kuruluşların performansından duyduğu memnuniyeti dile getiren MHP Lideri Devlet Bahçeli; samimi, özverili çalışmalarından dolayı İl Başkanı Yusuf Kanlı'ya ve tüm Adana teşkilatlarına teşekkür ederken, hemşerilerine de selam gönderdi. Bahçeli, saha çalışmalarının ve vatandaşla kucaklaşma faaliyetlerinin aynı kararlılıkla devam etmesini istedi. “VATANDAŞIMIZIN YANINDA VE HİZMETİNDEYİZ” Ziyaret sonrası açıklamalarda bulunan MHP Adana İl Başkanı Yusuf Kanlı, “Bilge Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendiye ziyarette bulunarak Adana’mızda gerçekleştirdiğimiz çalışmalarımızı, özellikle 'Hayırlı Günler Komşum' ziyaretlerimizde vatandaşlarımızın partimize gösterdiği teveccühü, sahadan aldığımız geri dönüşleri arz ettik. Bu değerli ilgiye ve güvene layık olmanın gayretiyle her zaman; ömrünü aziz milletimizin birliğine, kardeşliğine ve istikbaline vakfeden Saygıdeğer Liderimizin emrinde, vatandaşımızın yanında ve hizmetindeyiz. Adana’nın her sokağında hemşerilerimizle hemhâl olmaya ve dinlemeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Başkan Yıldırım: Devlet Bahçeli’nin kararlılığı Seyhan’ın yüreğine dokundu Haber

Başkan Yıldırım: Devlet Bahçeli’nin kararlılığı Seyhan’ın yüreğine dokundu

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin teröre karşı tavizsiz duruşu ve “Devletin ve milletin bekası her şeyin üzerindedir” vurgusu, Seyhan’da geniş bir karşılık buldu. MHP Seyhan İlçe Teşkilatı, son günlerde partiye yönelik yoğun katılımların, Bahçeli’nin samimi, kararlı ve tarihi sözlerinin toplumda güçlü bir yankı oluşturduğunu duyurdu. MHP Seyhan İlçe Başkanı Hakan Yıldırım, yaptığı açıklamada Türkiye’nin rotasını bozmak isteyen odaklara karşı Bahçeli’nin verdiği net mesajların Seyhanlıların yüreğine dokunduğunu ifade etti. “Bahçeli’nin tavizsiz mesajları Seyhan’da karşılık buldu” MHP Seyhan İlçe Başkanı Hakan Yıldırım tarafından yapılan açıklamada, "Türkiye’yi rotasından saptırmaya çalışan odaklara karşı Bilge Liderimiz Devlet Bahçeli Beyefendinin net ve tavizsiz mesajlarının, Seyhanlı hemşerilerimizin yüreğinde karşılık bulduğunu ifade etti. Açıklamada özellikle Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin,Yeter ki Türkiye ve Türk milleti barış, huzur ve sükûnet bulsun; yeter ki terör hayatımızdan sökülüp atılsın, bizim sonumuz da varsın darağacı olsun. sözlerinin, millet vicdanında bir kararlılık manifestosu olarak yankılandı" şeklinde konuştu. “Seyhan, MHP’nin milli duruşuna sahip çıkıyor” MHP Seyhan İlçe Başkanı Hakan Yıldırım, “Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin; devletin varlığına ve milletin bekasına yönelen hiçbir tehdide boyun eğmeyeceğini ortaya koyan duruşu, Seyhan’da büyük bir teveccüh dalgası başlatmıştır. Fitnenin, kaypak siyasetçilerin, istasyon değiştiren menfaat çevrelerinin karşısında; milletinin yanında dimdik duran bu irade, vatandaşlarımızın partimize yönelişinin en temel sebebidir. Seyhan, MHP’nin milli duruşuna sahip çıkmış; tertemiz vicdanıyla, hilesiz ve hesapsız iradesiyle partimizin çatısı altında birleşmeye devam etmektedir. Bu katılımlar, terörün kökünü kazımak isteyenlerin, devlete sadakat duyanların, Türkiye’nin geleceğine sahip çıkanların sesidir. MHP Seyhan İlçe Teşkilatı, bu kutlu davanın neferleri olarak, Türkiye’nin birliği, dirliği ve ebedi varlığı için mücadeleyi kararlılıkla sürdürecektir” diye ifade etti. İlçe başkanı Hakan Yıldırım’ın konuşmalarının ardından partiye çok sayıda üye kaydı gerçekleştirildi. Program kapsamında sembolik olarak 9 yeni üyeye rozetleri takdim edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.