#Minyatür

İLKHABER-Gazetesi - Minyatür haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Minyatür haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Geri dönüşüm malzemeleriyle tarihe yolculuk Haber

Geri dönüşüm malzemeleriyle tarihe yolculuk

Diorama sanatına kazandırdığı özgün yaklaşımıyla öne çıkan Süleyman Gülbol, eski Antakya evlerini minyatür ölçekte yeniden yorumlayarak kültürel mirası sanatla buluşturuyor. Sanatçının çalışmaları, yalnızca görsel estetik sunmakla kalmıyor, aynı zamanda geçmişe dair güçlü bir hafıza alanı oluşturuyor. Gülbol’un eserlerinde en dikkat çekici unsur ise kullanılan malzemeler. Tutkal dışında neredeyse tüm parçaları geri dönüşüm ürünlerinden seçen sanatçı, karton, ahşap parçaları, plastik atıklar ve gündelik yaşamda kullanılan çeşitli objeleri ustalıkla bir araya getiriyor. Bu tercih, hem çevre duyarlılığını öne çıkarıyor hem de eserlerine özgün bir karakter kazandırıyor. Ortaya çıkan dioramalar, izleyiciyi adeta geçmişte bir yolculuğa çıkarıyor. Cumbalı pencereler, taş duvarlar, dar sokaklar ve çiçeklerle bezeli avlular, Antakya’nın geleneksel mimarisini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor. Her bir çalışma, yok olmaya yüz tutmuş bir yaşam kültürünü yeniden görünür kılarak izleyicilerde güçlü bir nostalji duygusu uyandırıyor. Yakın dönemde eserlerini bir sergide sanatseverlerle buluşturmayı hedefleyen Gülbol’un çalışmaları, bölgenin kültürel mirasına yönelik ilgiyi artırırken, geri dönüşümün sanat aracılığıyla nasıl güçlü bir anlatım dili oluşturabileceğini de ortaya koyuyor. Sanatçı Süleyman Gülbol, özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından büyük ölçüde zarar gören tarihi Antakya evlerini yaşatmak amacıyla bu alana yöneldiğini belirtti. Gülbol, “Bu çalışmaları sadece estetik bir üretim olarak görmüyorum. Her bir diorama, geçmişin izlerini bugüne taşıyan bir belge niteliği taşıyor. Amacım, kaybolan bir kentin hafızasını yeniden kurmak, insanlara o sokakların ruhunu yeniden hissettirmek ve aynı zamanda geri dönüşümün ne denli değerli bir kaynak olduğunu göstermek. Ürettikçe hem teknik anlamda kendimi geliştiriyorum hem de insanların bu çalışmalarda kendi anılarını bulduğunu görmek bana büyük bir motivasyon sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Geçmişin izleri üç boyutlu minyatürlerle canlanıyor Haber

Geçmişin izleri üç boyutlu minyatürlerle canlanıyor

Hem sanat hem de zanaat olarak değerlendirilen diorama çalışmaları, Süleyman Gülbol’un eserleriyle dikkat çekiyor. Küçük ölçekli üç boyutlu sahnelerle Antakya’nın tarihi dokusunu yeniden canlandıran Gülbol, ortaya koyduğu eserlerle hem sanatseverlerin hem de vatandaşların ilgisini topluyor. Sanatçı, çalışmalarında özellikle eski evleri ve tarihi mekanları büyük bir titizlikle işliyor. İnce işçilikle estetik bakışı bir araya getiren Gülbol’un bu eserleri, izleyenleri adeta geçmişe doğru duygusal bir yolculuğa çıkarıyor. Diyorama serüveni 1990 yılında başlayan Gülbol, o dönemde Atatürk Caddesi’nde kardeşine ait hediyelik eşya dükkânı için hazırladığı üç boyutlu tablolarla bu sanata adım attı. Zaman içinde kendini geliştiren sanatçının ilk ciddi çalışması olarak kabul ettiği St. Pierre Kilisesi dioraması, kariyerinde önemli bir dönüm noktası oldu. Son beş yıldır evindeki mütevazı atölyesinde üretimlerine devam eden Gülbol, eserlerinde detaylara verdiği önemle öne çıkıyor. Eski evleri birebir yansıtan çalışmalar, sanat çevrelerinden büyük ilgi görüyor. Sanatçının en çok ses getiren eserlerinden biri, 6 Şubat depremlerinin izlerini konu alan dioraması oldu. Antakya sokaklarında yaşanan yıkımı üç boyutlu olarak yansıtan bu çalışma, izleyenlerde derin bir hüzün yaratırken, kentin acısını sanat aracılığıyla anlatmayı başarıyor. Gülbol, diorama sanatına olan ilgisinin uzun yıllara dayandığını belirterek, “Hobi olarak başladığım bu alanda ustaları takip ederek kendimi geliştirdim. Zamanla kendi tarzımı oluşturdum. Diorama, el becerisi, sabır ve yaratıcılık istiyor. Bu işte asıl farkı yaratan ise detaylar” dedi. Üretim sürecinde en büyük desteği eşinden aldığını dile getiren Gülbol, “Atölyemde yeni eserler ortaya koymak için var gücümle çalışıyorum. Bu süreçte en büyük destekçim eşim. Onun desteği bana güç ve motivasyon veriyor” ifadelerini kullandı. Eserlerini şimdilik atölyesinde muhafaza etse de en büyük hedefinin kişisel bir sergi açmak olduğunu söyleyen Süleyman Gülbol, “Hatay’ın kültürel mirasını diorama sanatım aracılığıyla yaşatmayı sürdüreceğim. Yakın zamanda hem kendi sergimi açmak hem de Kültür Sanat Çarşısı’nda üretimlerimi sürdürmek istiyorum. Bunun için yetkililerden destek bekliyorum” diye konuştu.

Türk-İslam sanatlarının incelikleri sanatseverlerle buluştu Haber

Türk-İslam sanatlarının incelikleri sanatseverlerle buluştu

Türk-İslam sanatlarının zarif dünyası, düzenlenen özel bir buluşmayla yeniden hayat buldu. Minyatür ve tezhip sanatçısı Serap İnan’ın rehberliğinde gerçekleştirilen etkinlikte, geleneksel sanatlara ilgi duyan katılımcılar hem teorik bilgiyle buluştu hem de birebir uygulama yaparak kendi eserlerini üretme fırsatı yakaladı. Sanatın birleştirici ve kaynaştırıcı yönünü merkeze alan etkinlikte aynı masa etrafında bir araya gelen katılımcılar, ortak bir üretim sürecini paylaşırken geleneksel sanatların tarihsel derinliği, estetik dili ve maneviyatı hakkında kapsamlı bilgiler edindi. Sohbetle harmanlanan çalışma ortamı, öğrenmeyi daha anlamlı ve kalıcı hâle getirdi. Etkinliğin odak noktasında, tasavvufî anlamı ve sembolik gücüyle öne çıkan “vav” harfi yer aldı. Sabır, tevazu, kulluk ve birliği temsil eden “vav”, yanık kâğıt tekniği kullanılarak işlendi. Bu özel teknik sayesinde her çalışma kendine özgü bir karakter kazanırken, katılımcılar geleneksel sanatlarda malzeme ve uygulamanın ruhla nasıl bütünleştiğini yakından deneyimledi. Süreç boyunca Serap İnan, tezhip ve minyatür sanatının inceliklerini aktararak katılımcılara teknik ve estetik rehberlik sundu. Program sonunda ortaya çıkan eserler ise büyük beğeni topladı. Katılımcılar, yalnızca bir sanat çalışması üretmenin değil, aynı zamanda köklü bir kültürel mirasla temas kurmanın huzurunu yaşadı. Bir restoranda düzenlenen bu anlamlı buluşma, geleneksel sanatların yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması adına önemli bir adım olarak değerlendirildi. Minyatür ve tezhip sanatçısı Serap İnan, “Bu çalışmada amacımız sadece bir harf işlemek değil, aynı masada buluşup geleneğin ruhunu paylaşmak, “vav”ın taşıdığı tevazu ve birlik anlamını gönüllere dokunan bir hatıraya dönüştürmekti” dedi.

Bu da minyatür Eskişehir! Haber

Bu da minyatür Eskişehir!

Eskişehir’de yaşayan 53 yaşındaki Hakan Çantaş, 33 yıl boyunca koleksiyon yaptığı minyatür figürlerle evinin bir odasını adeta küçük bir şehre dönüştürdü. Binlerce farklı ölçek ve figürle donattığı bu oda, adeta Çantaş’ın kişisel hayal dünyasının yansıması oldu. Kentin önemli sembollerini minyatürlerle hayatına geçiren Çantaş, hobisini çocuklarına miras bırakmayı hedefliyor. Bir Şehir Kültürü Minyatürlere Taşındı Hakan Çantaş’ın koleksiyonunda, Eskişehir’e özgü birçok objeye yer verildi. Eskişehir Büyükşehir ekmek büfesi, Kalabak su kamyonu gibi kent yaşamını simgeleyen araçlar, figürler ve yapılar, Çantaş’ın sabırlı çalışmalarıyla minyatür haline geldi. "Küçük bir Eskişehir" tasarımıyla her bir parça, Eskişehir’in sokaklarını, binalarını ve insanlarını minyatür şekilde canlandırıyor. Minyatürlere Gözü Gibi Bakıyor 33 yıldır bu hobisine tutkuyla bağlı olan Hakan Çantaş, koleksiyonuna bir oda dolusu minyatür yerleştirerek, büyük bir emek verdiği bu parçaları adeta göz gibi koruyor. Çantaş, özellikle Avrupa’daki internet sitelerinden aldığı araç ve figürleri, kendi tarzına göre dönüştürerek "Türkleştiriyor." Çantaş, Eskişehir’e dair özgün figürler ve yapılar oluşturarak, bir yandan şehrin tarihine ve kültürüne dair kişisel bir anlatı yaratıyor. “Burası Benim Hayal Dünyam” Hakan Çantaş, hobisinin başlangıcını 15 yaşına dayandırarak, "Plastik maket model ile başladım. Zamanla 1/87 ölçekli figürlerle kendimi geliştirdim ve Avrupa’daki internet sitelerinden yararlanarak şehrin binalarını, yollarını kendim yapmaya başladım. Bu figürleri yurtdışından getiriyorum ancak onların Türk kültürüne uygun hale getirilmesini sağlıyorum" dedi. "Satmayı Hiç Düşünmedim" Çantaş, hobisinin sadece bir tutku olduğunu, maddi bir beklentisi olmadığını belirtti. Geçmişte çok sayıda teklif aldığını ancak koleksiyonunun değerinin satılacak bir şey olmadığını düşündüğü için hiçbirini kabul etmediğini söyledi. “Burası benim için hayal dünyam. Benim patronum da, belediye başkanım da, polis de, itfaiyeci de burada. İstediğim figürü istediğim şekilde şekillendirip, küçük bir dünyada hayallerimi gerçekleştiriyorum" diyerek minyatür dünyasına olan tutkusunu vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.