Geçmişin izleri üç boyutlu minyatürlerle canlanıyor
Geçmişin izleri üç boyutlu minyatürlerle canlanıyor
Geçmişin izleri, ustalıkla hazırlanmış üç boyutlu minyatürlerle yeniden canlanıyor. Süleyman Gülbol’un eski tarihi evleri konu alan diorama çalışmaları, izleyenleri duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.
Haber Giriş Tarihi: 24.03.2026 12:38
Haber Güncellenme Tarihi: 24.03.2026 12:41
Muhabir:
ALİ GÜRELİ
Hem sanat hem de zanaat olarak değerlendirilen diorama çalışmaları, Süleyman Gülbol’un eserleriyle dikkat çekiyor. Küçük ölçekli üç boyutlu sahnelerle Antakya’nın tarihi dokusunu yeniden canlandıran Gülbol, ortaya koyduğu eserlerle hem sanatseverlerin hem de vatandaşların ilgisini topluyor.
Sanatçı, çalışmalarında özellikle eski evleri ve tarihi mekanları büyük bir titizlikle işliyor. İnce işçilikle estetik bakışı bir araya getiren Gülbol’un bu eserleri, izleyenleri adeta geçmişe doğru duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.
Diyorama serüveni 1990 yılında başlayan Gülbol, o dönemde Atatürk Caddesi’nde kardeşine ait hediyelik eşya dükkânı için hazırladığı üç boyutlu tablolarla bu sanata adım attı. Zaman içinde kendini geliştiren sanatçının ilk ciddi çalışması olarak kabul ettiği St. Pierre Kilisesi dioraması, kariyerinde önemli bir dönüm noktası oldu.
Son beş yıldır evindeki mütevazı atölyesinde üretimlerine devam eden Gülbol, eserlerinde detaylara verdiği önemle öne çıkıyor. Eski evleri birebir yansıtan çalışmalar, sanat çevrelerinden büyük ilgi görüyor.
Sanatçının en çok ses getiren eserlerinden biri, 6 Şubat depremlerinin izlerini konu alan dioraması oldu. Antakya sokaklarında yaşanan yıkımı üç boyutlu olarak yansıtan bu çalışma, izleyenlerde derin bir hüzün yaratırken, kentin acısını sanat aracılığıyla anlatmayı başarıyor.
Gülbol, diorama sanatına olan ilgisinin uzun yıllara dayandığını belirterek, “Hobi olarak başladığım bu alanda ustaları takip ederek kendimi geliştirdim. Zamanla kendi tarzımı oluşturdum. Diorama, el becerisi, sabır ve yaratıcılık istiyor. Bu işte asıl farkı yaratan ise detaylar” dedi.
Üretim sürecinde en büyük desteği eşinden aldığını dile getiren Gülbol, “Atölyemde yeni eserler ortaya koymak için var gücümle çalışıyorum. Bu süreçte en büyük destekçim eşim. Onun desteği bana güç ve motivasyon veriyor” ifadelerini kullandı.
Eserlerini şimdilik atölyesinde muhafaza etse de en büyük hedefinin kişisel bir sergi açmak olduğunu söyleyen Süleyman Gülbol, “Hatay’ın kültürel mirasını diorama sanatım aracılığıyla yaşatmayı sürdüreceğim. Yakın zamanda hem kendi sergimi açmak hem de Kültür Sanat Çarşısı’nda üretimlerimi sürdürmek istiyorum. Bunun için yetkililerden destek bekliyorum” diye konuştu.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Geçmişin izleri üç boyutlu minyatürlerle canlanıyor
Geçmişin izleri, ustalıkla hazırlanmış üç boyutlu minyatürlerle yeniden canlanıyor. Süleyman Gülbol’un eski tarihi evleri konu alan diorama çalışmaları, izleyenleri duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.
Hem sanat hem de zanaat olarak değerlendirilen diorama çalışmaları, Süleyman Gülbol’un eserleriyle dikkat çekiyor. Küçük ölçekli üç boyutlu sahnelerle Antakya’nın tarihi dokusunu yeniden canlandıran Gülbol, ortaya koyduğu eserlerle hem sanatseverlerin hem de vatandaşların ilgisini topluyor.
Sanatçı, çalışmalarında özellikle eski evleri ve tarihi mekanları büyük bir titizlikle işliyor. İnce işçilikle estetik bakışı bir araya getiren Gülbol’un bu eserleri, izleyenleri adeta geçmişe doğru duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.
Diyorama serüveni 1990 yılında başlayan Gülbol, o dönemde Atatürk Caddesi’nde kardeşine ait hediyelik eşya dükkânı için hazırladığı üç boyutlu tablolarla bu sanata adım attı. Zaman içinde kendini geliştiren sanatçının ilk ciddi çalışması olarak kabul ettiği St. Pierre Kilisesi dioraması, kariyerinde önemli bir dönüm noktası oldu.
Son beş yıldır evindeki mütevazı atölyesinde üretimlerine devam eden Gülbol, eserlerinde detaylara verdiği önemle öne çıkıyor. Eski evleri birebir yansıtan çalışmalar, sanat çevrelerinden büyük ilgi görüyor.
Sanatçının en çok ses getiren eserlerinden biri, 6 Şubat depremlerinin izlerini konu alan dioraması oldu. Antakya sokaklarında yaşanan yıkımı üç boyutlu olarak yansıtan bu çalışma, izleyenlerde derin bir hüzün yaratırken, kentin acısını sanat aracılığıyla anlatmayı başarıyor.
Gülbol, diorama sanatına olan ilgisinin uzun yıllara dayandığını belirterek, “Hobi olarak başladığım bu alanda ustaları takip ederek kendimi geliştirdim. Zamanla kendi tarzımı oluşturdum. Diorama, el becerisi, sabır ve yaratıcılık istiyor. Bu işte asıl farkı yaratan ise detaylar” dedi.
Üretim sürecinde en büyük desteği eşinden aldığını dile getiren Gülbol, “Atölyemde yeni eserler ortaya koymak için var gücümle çalışıyorum. Bu süreçte en büyük destekçim eşim. Onun desteği bana güç ve motivasyon veriyor” ifadelerini kullandı.
Eserlerini şimdilik atölyesinde muhafaza etse de en büyük hedefinin kişisel bir sergi açmak olduğunu söyleyen Süleyman Gülbol, “Hatay’ın kültürel mirasını diorama sanatım aracılığıyla yaşatmayı sürdüreceğim. Yakın zamanda hem kendi sergimi açmak hem de Kültür Sanat Çarşısı’nda üretimlerimi sürdürmek istiyorum. Bunun için yetkililerden destek bekliyorum” diye konuştu.
Kaynak: ALİ GÜRELİ