#şeker

İLKHABER-Gazetesi - şeker haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, şeker haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bayram için uyarı! Fazlası şeker komasına kadar götürebilir! Haber

Bayram için uyarı! Fazlası şeker komasına kadar götürebilir!

Ramazan ayının ardından değişen beslenme düzeniyle birlikte uzmanlardan kritik uyarılar gelmeye başladı. Biruni Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Ezgi Ertal Akgöz, bayram sürecinde sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekerek özellikle tatlı tüketiminde ölçünün kaçırılmaması gerektiğini vurguladı. ANİ BESLENME DEĞİŞİMİ SİNDİRİMİ ZORLUYOR İki öğünden üç öğüne geçişin ani yapılmasının sindirim sistemini zorlayabileceğini belirten Akgöz, bu süreçte kademeli geçiş yapılması gerektiğini söyledi. Yoğun beslenmenin kan şekeri dalgalanmalarına da yol açabileceğini ifade etti. KAHVALTIYI HAFİF TUTUN, GÜNÜ PLANLAYIN Bayram sabahına hafif bir kahvaltıyla başlanması gerektiğini belirten Akgöz, protein ve lif açısından dengeli bir tabak önerdi. Yumurta, peynir, taze sebzeler ve tam tahıllı ekmekle yapılan kahvaltının gün boyu denge sağlayacağını söyledi. TATLI TÜKETİMİNDE ‘2 DİLİM’ SINIRI Bayramda tatlı tüketiminin tamamen yasaklanmadığını ancak kontrol altında tutulması gerektiğini vurgulayan Akgöz, şu uyarıyı yaptı: “Günlük maksimum 1-2 dilim baklava tüketilmeli. Daha fazlası hem sindirim sorunlarına hem de kan şekeri dengesizliğine yol açabilir.” LİFLİ BESLENME VE SU TÜKETİMİ ŞART Kabızlık ve sindirim problemlerinin önüne geçmek için lifli gıdaların önemine değinen Akgöz, sebze, meyve, baklagil ve tam tahılların mutlaka tüketilmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca günlük en az 2 litre su tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. ARA ÖĞÜNLER DENGEYİ SAĞLIYOR Gün içerisinde 2-3 ara öğün yapılmasının ana öğünlerde aşırı yeme riskini azalttığını belirten Akgöz, porsiyon kontrolünün bu sayede daha kolay sağlanabileceğini ifade etti. HAREKETSİZ KALMAYIN: YÜRÜYÜŞ ŞART Beslenme kadar fiziksel aktivitenin de önemli olduğunu vurgulayan Akgöz, bayram süresince ve sonrasında günlük yürüyüşlerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.

Şiddet gören 'Şeker' yeni yuvasına kavuştu Haber

Şiddet gören 'Şeker' yeni yuvasına kavuştu

Hatay’da kötü muameleye maruz kaldığı için Doğa Koruma ve Milli Parklar ekipleri tarafından koruma altına alınan Makak cinsi dişi maymun, Mersin Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Dairesi bünyesindeki Tarsus Doğa Parkı’na getirildi. “Şeker” adı verilen maymunun detaylı sağlık kontrolleri yapıldı. Veteriner hekimler, yapılan muayenede ciddi bir sağlık sorunu tespit etmezken, geçmişine dair bilgilerin bulunmaması nedeniyle Şeker, belli bir süre karantina altında tutulacak. Bu süreçte özel bakım ve beslenmeye tabi tutulacak olan maymun, sağlık durumu uygun olduğunda parkta bulunan Makak ailesine katılacak. Tarsus Doğa Parkı’nda görevli Veteriner Hekim Sibel Mazlum, Şeker’in yaklaşık 3-4 yaşında olduğunu belirterek, “Genel muayenesinde ciddi bir sorun gözlemlenmedi. Ufak tefek sağlık problemleri var; ancak bunlar en kısa sürede giderilecek. Karantina süresi boyunca gözlem altında olacak ve özel bakım uygulanacak. Şeker, cana yakın ve evcilleştirilmiş bir maymun. İlerleyen süreçte Makak ailesine katılacak” dedi. Mazlum, Tarsus Doğa Parkı’nın aynı zamanda bir rehabilitasyon merkezi olduğunu vurgulayarak, “Doğa Koruma ve Milli Parklar tarafından kurtarılan bakıma ve tedaviye muhtaç tüm hayvanlara kapımız açık. Geçtiğimiz dönemde tilkiler, çakallar, göç mevsiminde leylekler ve yırtıcı kuşların birçoğu bize belli sürelerle getirildi. Hayvanların gerekli bakım, beslenme ve tedavi süreçleri burada tamamlanıyor. Sağlığına kavuşan hayvanlar doğaya bırakılıyor, doğada yaşayamayacak olanlar ise rehabilitasyon altında tutuluyor. Tıpkı Şeker gibi tüm hayvanlarımız burada korumamız altında” ifadelerini kullandı.

Konya Şeker'den kamyon alımı iddialarına yanıt Haber

Konya Şeker'den kamyon alımı iddialarına yanıt

Konya Şeker, kendi kamyonlarını satın alacağı yönünde çıkan asılsız iddialar üzerine net bir açıklama yaptı. Şirket, lojistik operasyonlarında nakliye kooperatifleri ve lojistik firmalarından hizmet alımına devam edeceğini duyurdu. Şirket yetkilileri, yazılı açıklamalarında Konya Şeker ve iştiraklerinin lojistik operasyonlarının yönetilmesi sürecinde gerek nakliye kooperatiflerinden gerekse lojistik firmalarından hizmet alındığını vurguladı. MALİYET AVANTAJI YOK Açıklamada, "Tesislerin bütün aşamalarında olduğu gibi işletmelerimizin hammadde tedarik ve satış dağıtım faaliyetlerindeki yük taşıma işinde de en düşük maliyetle hizmet almak amacıyla sıkı bir pazarlık süreci yürütülmektedir," ifadelerine yer verildi. Konya Şeker, dışarıdan hizmet alımına devam edileceğini belirtti. TEKNİK OLARAK MÜMKÜN DEĞİL Açıklamada, "Konya Şeker ve iştiraklerinin milyonlarca tonluk tedarik ve satış operasyonunu filo kurarak kendi bünyesinde öz malları ile yapması teknik olarak mümkün olmadığı gibi, maliyet avantajı anlamında kesinlikle doğru değildir," denildi. İHALE YÖNETMELİKLERİ ÇERÇEVESİNDE ÇALIŞMALAR SÜRECEK Bölgedeki hizmeti yürüten kooperatif ve nakliye şirketleriyle ihale yönetmelikleri kapsamında çalışmaların devam edeceği bildirildi. Yetkililer, bu konudaki dedikodulara itibar edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Sızmaz: “Lazer değil, kontrol altına alınamayan şeker kör eder” Haber

Prof. Dr. Sızmaz: “Lazer değil, kontrol altına alınamayan şeker kör eder”

ADANA (İLKHABER) - Göz Hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Selçuk Sızmaz, diyabetin gözlere zararına ve yol açtığı “diyabetik retinopati” hastalığına dikkat çekerek diyabet hastalarının her yıl göz muayenesine gitmelerini tavsiye etti. Sızmaz, “Hastalar bazı tedavilerin körlükle sonuçlandığını düşünüyor. Ancak bu doğru değildir; görme kaybının nedeni lazer veya enjeksiyon değil, kontrol altına alınamayan şeker ve yetersiz tedavidir” dedi. Acıbadem Adana Hastanesi Göz Hastalıkları hekimi Prof. Dr. Selçuk Sızmaz, halk arasında yaygın olarak bilinen adıyla “şeker”, tıbbi literatürdeki adıyla “Diabetes mellitus” hastalığının, kanda glukoz (şeker) düzeylerinin kontrolsüz olarak yükselmesi ile seyreden bir hastalık olduğunu ifade ederek, kan şeker düzeyinin uzun süreler normalin üzerinde kalmasının damar sistemi, böbrek ve göz gibi organlarda hasar ile sonlandığını söyledi. Tüm dünyada endüstriyel gıda tüketimin artması ve bunun yanında değişen yaşam tarzına bağlı olarak bireylerin hareketlerinin azalması, obezitenin ve buna bağlı metabolik hastalıkların da yaygınlaşmasına yol açtığını belirten Prof. Dr. Sızmaz, şeker hastalığının, oluş mekanizmasına göre, Tip 1 ve Tip 2 olarak ayrı tipleri bulunduğunu; Tip 1’in genellikle genç, Tip 2’nin ise ileri yaşlarda meydana geldiğini anlattı. Prof. Dr. Sızmaz, şeker hastalığında gözün kornea, göz dışı kasları hareket ettiren sinirler ve görme siniri gibi farklı dokularında etkilenme olmakla birlikte, hastalığın gözdeki en önemli komplikasyonunun görme işlevinin ilk meydana geldiği doku olan retinada oluşan hasar olduğunu ve buna da “diyabetik retinopati” denildiğini ifade etti. “Tedavisiz kalırsa durum giderek kötüleşir” Hastalığın ilk evrelerinde retinada kanamalar ve damar yapısında bozulmalar görüldüğüne değinen Prof. Dr. Sızmaz, “Tedavisiz kalırsa, yeni damar oluşumlarının meydana gelmesi ile durum daha da kötüleşir. Tabloya hastalığın herhangi bir döneminde görme noktasında (sarı nokta) ödem oluşumu eklenebilir. Görme noktasında oluşan ödem görme düzeyinin çok ciddi şekilde düşmesine yol açacaktır. Hastalık tedavisiz kalırsa göz içine kanama, sinir tabakasında (retina) yırtılma ve ayrılma ve tedaviye dirençli göz tansiyonu yüksekliği gibi durumlar gelişebilir ve süreç kalıcı görme kaybı ile sonlanabilir” diye konuştu. Diyabetik retinopatinin Tip 1 diyabet hastalarında hastalığın başlangıcından daha uzun bir süre sonra ortaya çıkmakla birlikte daha şiddetli seyrettiğini ifade eden Prof. Dr. Sızmaz, Tip 2 diyabet hastalarında ise bu durumun tam tersi olduğunu, bulguların tanıdan nispeten kısa süre sonra ortaya çıktığını ancak daha hafif seyrettiğini anlattı. Kan şeker düzeyinin, bu hastalığın şiddeti açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sızmaz, “Şeker düzeyleri yüksek olan hastalarda hastalık şiddetli seyretmekte ve hızla kalıcı görme kaybı meydana gelme riski bulunmaktadır. Şeker düzeyi de kontrol için tek başına yeterli değildir; hastaların kan basıncı, böbrek fonksiyonu, kan yağları (kolesterol ve trigliserit) ve kan hücreleri değerleri yönünden de sıkı kontrol altında olması gerekmektedir” dedi. “Retinopati yoksa yılda 1 kez göz muayenesi gerekir” Sızmaz, hastalığın meydana gelişinin gecikmesi ve seyrinin yavaşlaması için bahsedilen kontrollerin çok önemli olduğunu, bunlara ek olarak, şeker hastalarının düzenli göz kontrollerinin yapılmasının erken tanı ve tedavi fırsatı sunduğunu sözlerine ekledi. Retinopati görülmeyen şeker hastalarının yılda 1 kez, retinopati ortaya çıkarsa hastalığın şiddetine göre göz doktorunun önerileri doğrultusunda muayene gerektiğini belirten Prof. Dr. Sızmaz, “Her seferinde ayrıntılı göz muayenesi yapılmalıdır. Retinopati başladıktan sonra optik koherens tomografi ve retina anjiyografisi gibi tetkikler de bulguların şiddetine göre planlanmalıdır. Her iki yöntemde de X ışını kullanımı söz konusu değildir. Sistemler optik prensiplere dayanarak çalışmaktadırlar. Optik koherens tomografi ile retinanın tabakaları daha ayrıntılı incelenebilmekte, hastalığın seyrine dair net veriler elde edilebilmektedir. Retina anjiyografisi de retina damarlarının durumunu ve retinanın dolaşımını göstermektedir. Sanılanın aksine, retina anjiyografisinin tedavi edici özelliği bulunmamaktadır” diye konuştu. “Lazer ve enjeksiyon uygulamaları kör etmez” Prof. Dr. Sızmaz, hastalığın ilerleyerek körlükle sonlanmasını önlemek için hastanın hem dahili hem de göz yönünden sıkı kontrol altında olması gerektiğinin altını çizerek, damarsal oluşumlar için lazer uygulamaları, sarı noktadaki ödemin tedavisi için göze enjeksiyon uygulamalarının tercih edildiğini; özellikle takiplerini düzenli yaptıran hastaların tedavisinde başarılı sonuçlar alındığını kaydetti. Son olarak doğru bilinen yanlışlara değinen Sızmaz, “Göz içine enjeksiyon ve lazer halihazırda şekere bağlı göz tutulumunun etkin tedavi yöntemleridir. Hastalar bazen bu tedavilerin körlükle sonuçlandığına dair yanlış algılara kapılmaktadırlar. Altını çizerek söylemek gerekirse; kör eden lazer veya enjeksiyon değil, kötü şeker kontrolü ve yetersiz tedavidir. Uygun takip ve tedavi altında çalışma yaşamından kopmayan çok sayıda hastamız da vardır” dedi.

Enerji içeceği hakkında bilmeniz gerekenler Haber

Enerji içeceği hakkında bilmeniz gerekenler

Enerji içecekleri, uyarıcı etkisi olan ve enerji sağlamayı amaçlayan içeceklerdir. Genellikle kafein, taurin, B vitaminleri, şeker veya yapay tatlandırıcılar gibi aktif bileşenler içerirler. Ancak enerji içeceklerinin tüketimiyle birlikte bazı riskler ve zararlar da ortaya çıkabilir. İşte enerji içeceklerinin içeriği, riskleri ve zararları hakkında bilgiler: İçerik: Kafein: Enerji içeceklerinin ana etken maddelerinden biridir. Yüksek kafein içeriği, uyarıcı etki yapabilir, odaklanmayı artırabilir ve yorgunluğu azaltabilir. Ancak aşırı kafein tüketimi, çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir. Taurin: Enerji içeceklerinde bulunan bir amino asittir. Taurin, enerji metabolizmasında rol oynar ve bazı insanlarda enerji artışı sağlayabilir. Ancak taurinin uzun vadeli etkileri tam olarak anlaşılmamıştır. Şeker veya yapay tatlandırıcılar: Enerji içecekleri genellikle yüksek miktarda şeker içerir. Şekerin aşırı tüketimi obezite, diyabet ve diğer sağlık sorunlarına neden olabilir. Bazı enerji içecekleri ise yapay tatlandırıcılarla şekersiz olarak üretilir. Yapay tatlandırıcılar da bazı insanlarda yan etkilere yol açabilir. Riskleri Nelerdir: ·        Kafein bağımlılığı: Enerji içeceklerindeki yüksek kafein miktarı, bağımlılığa neden olabilir. Uzun süreli ve aşırı tüketim, kafein bağımlılığına yol açabilir ve yoksunluk belirtileriyle birlikte baş ağrısı, sinirlilik ve uykusuzluk gibi sorunlar yaşanabilir. ·        Uyku bozuklukları: Yüksek kafein içeriği, uyku düzenini olumsuz etkileyebilir ve uykusuzluğa neden olabilir. Enerji içeceklerinin gece geç saatlerde tüketilmesi, uyku problemlerine yol açabilir. ·        Kalp ve dolaşım sistemi sorunları: Enerji içeceklerinin aşırı tüketimi, kalp atışlarının hızlanmasına, yüksek kan basıncına, düzensiz kalp ritimlerine ve diğer kalp ve dolaşım sistemi sorunlarına neden olabilir. Özellikle kalp rahatsızlığı olan kişilerde risk daha yüksektir. ·        Sindirim sorunları: Yüksek şeker içeriği, enerji içeceklerinin tüketimi sonucunda sindirim sorunlarına yol açabilir. Bulantı, mide rahatsızlıkları ve ishal gibi şikayetler ortaya çıkabilir. ·        Su kaybı: Enerji içeceklerinin diüretik etkisi nedeniyle, fazla tüketildiğinde vücutta su kaybına neden olabilir. Bu da dehidrasyon riskini artırabilir. Diğer olumsuz etkiler: Aşırı tüketim durumunda sinirlilik, anksiyete, baş dönmesi, titreme, bulanık görme ve odaklanma sorunları gibi yan etkiler ortaya çıkabilir. Özellikle çocuklar, gençler, hamile kadınlar, emziren anneler, kalp rahatsızlığı olanlar ve kafeine hassasiyeti bulunan kişiler enerji içeceklerini daha dikkatli tüketmelidir. Sağlıklı bir yaşam için dengeli beslenme, yeterli su tüketimi ve uyku düzenine önem vermek önemlidir. Eğer endişeleriniz varsa, sağlık uzmanıyla görüşmek faydalı olacaktır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.