#Suriye

İLKHABER-Gazetesi - Suriye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Suriye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Suriye’den İsrail’e sert suçlama: İstikrarı bozuyor Haber

Suriye’den İsrail’e sert suçlama: İstikrarı bozuyor

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Belçika'nın başkenti Brüksel'de düzenlenen Suriye Ortaklık Koordinasyon Forumu kapsamında yaptığı basın toplantısında ülkesinin yeniden yapılanma süreci, Avrupa Birliği (AB) ile ilişkiler, mültecilerin dönüşü, Lübnan ve İsrail ile ilişkiler hakkında değerlendirmelerde bulundu. Suriye’nin 14 yıllık savaş ve izolasyonun ardından yeni bir döneme girdiğini ifade eden Şeybani, ülkesinin artık yalnızca insani yardımlar temelinde değil, uzun vadeli ve kurumsal işbirliği çerçevesinde ele alınmasını istediklerini söyledi. Şeybani, "Suriye artık acil yardım ve insani destek anlayışını aşarak eşitlik ve karşılıklı yükümlülüklere dayalı stratejik ortaklık kurmak istiyor." dedi. Suriye’nin Avrupa ile işbirliği için hukuki zeminin hazır olduğunu kaydeden Şeybani, 1978 tarihli işbirliği anlaşmasının siyasi irade oluşması halinde yeniden etkinleştirilmesini beklediklerini dile getirdi. AB’nin 23 Nisan’da açıkladığı ve Suriye’nin birlik, bağımsızlık, egemenlik ile toprak bütünlüğüne destek veren açıklamasını olumlu karşıladıklarını aktaran Şeybani, bunun gelecekteki ortaklık açısından önemli bir temel oluşturduğunu belirtti. "SURİYE’DE BİZİM İÇİN AZINLIK VE ÇOĞUNLUK ANLAYIŞI YOK" Bir gazetecinin ülkedeki azınlıklara ilişkin sorusunu yanıtlayan Şeybani, Suriye'de "azınlık ve çoğunluk" anlayışını reddettiklerini söyledi. Şeybani, "Suriye’de bizim için azınlıklar ve çoğunluklar anlayışı yoktur. Bizim için bir Suriye halkı ve Suriyeli vatandaşlar vardır. Herkesin hakları anayasa, Suriye hukuku ve uluslararası hukuk çerçevesinde güvence altındadır." dedi. AB ülkelerine Suriyeli sığınmacılara yıllar boyunca ev sahipliği yaptıkları için teşekkür eden Şeybani, bu durumun Avrupa ülkeleri için uzun vadeli bir yük haline gelmesini istemediklerini kaydetti. Ülkede yeniden yapılanma sürecinin sürdüğünü belirten Şeybani, "Yurt dışındaki Suriyeliler, ülkelerinin dönüşe hazır hale geldiğini gördüklerinde güvenli, gönüllü ve onurlu şekilde geri dönebilecek." diye konuştu. Şeybani, Avrupa Birliği’ni Suriye açısından "stratejik ve Akdenizli bir ortak" olarak değerlendirdiklerini ifade ederek, enerji, eğitim, sağlık ve altyapı alanlarında işbirliği potansiyeline işaret etti. Suriye’nin dış politikasını yeniden şekillendirdiğini belirten Şeybani, ülkesinin Avrupa ile daha yakın ve Akdeniz merkezli bir ortaklık modeli geliştirmeyi hedeflediğini söyledi. "LÜBNAN’LA EKONOMİK VE TİCARİ İŞBİRLİĞİNİ GÜÇLENDİRİLMEK İSTİYORUZ" Suriye ile Lübnan arasındaki ilişkiler hakkında da değerlendirmelerde bulunan Şeybani, Lübnan'ı bir komşu ve ortak olarak gördüklerini belirtti. Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam’ın dün Şam’a gerçekleştirdiği ziyarete işaret eden Şeybani,"Lübnan’la ekonomik ve ticari işbirliğin güçlendirilmek istiyoruz. Ama devlet dışı aktörlerden dolayı güvenlik endişelerimiz var." diye konuştu. Şeybani, "Lübnan’daki bazı silahlı yapıların geçmişte Suriye krizine müdahil olduğunu ve Suriyelilerin yaşadığı acıların derinleşmesine katkı sunduğunu" ifade etti. "İSRAİL SON BİR BUÇUK YILDA SURİYE’DE İSTİKRARI BOZAN FAALİYETLERDE BULUNDU" Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani, İsrail'in artarak devam eden sınır ihlallerine işaret ederek, "İsrail son bir buçuk yılda Suriye’de istikrarı bozan faaliyetlerde bulundu. Biz buna rağmen 1974 Ateşkes Ayrıştırma Anlaşması’na bağlılığı sürdürdük." dedi. ABD arabuluculuğunda İsrail ile bazı temaslar yürütüldüğünü açıklayan Şeybani, "Henüz somut sonuç alınamadı ancak İsrail ile istikrarlı ve sakin bir ilişki kurulmasını umut ediyoruz. Çünkü odağımız yeniden inşa ve istikrar ve Suriyelilerin güvenli geri dönüşü." ifadelerini kullandı. Suriye’nin yeniden Arap dünyası ve uluslararası toplumla bütünleşme sürecinde olduğunu ifade eden Şeybani, ülkesinin stratejik konumu sayesinde bölgesel tedarik zincirleri ve ekonomik bağlantılar açısından önemli rol oynayabileceğini kaydetti. Şeybani, Avrupa Birliği, Körfez ülkeleri, Ürdün ve Türkiye ile koordinasyon içinde Suriye’nin güvenli ve istikrarlı bir transit güzergah haline getirilmesi için çalıştıklarını sözlerine ekledi.

Başkan Hakan Sefa Çakır duyurdu: Mersin’e "Ortadoğu Masası" geliyor Haber

Başkan Hakan Sefa Çakır duyurdu: Mersin’e "Ortadoğu Masası" geliyor

Suriye’de savaşın sona ermesinin ardından başlayan yeniden yapılanma süreci kapsamında, Mersin ile Suriye arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) ile Uluslararası Göç Örgütü (IOM) ortak proje çalışmalarına başladı. Projenin detaylarının değerlendirildiği toplantı için IOM Program Geliştirme Sorumlusu Erhan Sırt, Proje Sorumlusu Ivan Lwanga ve beraberindeki heyet, MTSO’yu ziyaret etti. Heyet, MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Alpay Seyhan ve Yönetim Kurulu Üyesi İdris Üstemel tarafından ağırlandı. Görüşmede, Mersin’in Suriye ile sahip olduğu güçlü ticari ilişkiler, stratejik konumu, liman ve lojistik altyapısı ile kentte yaşayan Suriyeli nüfus sayesinde proje açısından önemli avantajlara sahip olduğu vurgulandı. Proje kapsamında MTSO bünyesinde kurulması planlanan İş Danışma Merkezi ile Mersin ve Suriye arasındaki ticaret hacminin artırılması hedefleniyor. Merkezde firmalar arası eşleştirme faaliyetleri, ortak iş toplantıları, alım heyetleri ve ticari iş birliklerini destekleyecek organizasyonların gerçekleştirilmesi planlanıyor. Toplantıda konuşan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, projeye her türlü desteği vermeye hazır olduklarını belirtti. Çakır, kurulması planlanan merkezin yalnızca Suriye ile sınırlı kalmaması gerektiğini ifade ederek, merkezin 'Ortadoğu Masası' niteliğinde yapılandırılarak bölge genelinde ticari ilişkileri geliştirebilecek bir yapıya dönüştürülebileceğini söyledi. İlerleyen süreçte Avrupa Masasının da oluşturulmasının hedeflendiğini kaydeden Çakır, projenin daha geniş bir coğrafyada ekonomik iş birliklerine katkı sağlayacağını dile getirdi.

Türkiye'den ayrılan Suriyeli sayısı belli oldu: Bakanlıktan gönüllü geri dönüş açıklaması Haber

Türkiye'den ayrılan Suriyeli sayısı belli oldu: Bakanlıktan gönüllü geri dönüş açıklaması

İçişleri Bakanlığı, son dönemde kamuoyunda tartışılan gönüllü geri dönüş rakamlarına dair kapsamlı bir bilgilendirme notu paylaştı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi tarafından aktarılan verilerin, 2016 yılından bu yana gerçekleşen kümülatif hareketliliği yansıttığı vurgulandı. 2016 YILINDAN BU YANA 1.4 MİLYON KİŞİ ÜLKESİNE DÖNDÜ Bakanlığın resmî kanalları üzerinden yapılan açıklamada, 2016 yılından bugüne kadar Türkiye'den gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli bir işleyişle ülkesine dönüş yapan Suriyeli sayısının 1 milyon 407 bin 568 seviyesine ulaştığı bildirildi. Bazı mecralarda verilerin birbiriyle uyuşmadığına yönelik iddialara yanıt veren Bakanlık, farklı zaman dilimlerine ait istatistiklerin aynı dönemmiş gibi kıyaslanmasının gerçek dışı ve yanıltıcı bir yaklaşım olduğunu ifade etti. GÖÇ İDARESİ VERİLERİNE GÖRE GÜNCEL DURUM NE? Göç İdaresi Başkanlığının veri bankasındaki son bilgilere göre, Türkiye'de geçici koruma statüsüyle ikamet eden Suriyeli sayısı 2 milyon 280 bin 542 olarak kaydedildi. Özellikle 8 Aralık 2024 tarihinden sonra hız kazanan geri dönüş süreçlerinde, bu kısa süre zarfında 667 bin 565 Suriyelinin kendi rızasıyla ülkesine geçtiği belirtildi. TÜRKİYE GERİ DÖNÜŞLERDE İLK SIRADA YER ALIYOR Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) tarafından hazırlanan bölgesel raporlar da Türkiye'nin bu süreçteki öncü rolünü doğruluyor. BMMYK tahminlerine göre, 8 Aralık 2024 tarihinden bu yana bölge genelinde toplam 1 milyon 630 bin 874 Suriyeli vatanına döndü. Bu nüfus hareketliliğinin dağılımına bakıldığında, Türkiye 639 bin 995 kişilik rakamla en çok geri dönüşün gerçekleştiği ülke konumunda bulunuyor. Bakanlık, paylaşılan bu rakamların sınır geçişleri, nüfus raporları ve çoklu veri kaynaklarının çapraz analiziyle teyit edildiğinin altını çizdi.

Suriye'de devrik lider Beşşar Esed ve kardeşi Mahir Esed için gıyabi yargılama süreci başladı Haber

Suriye'de devrik lider Beşşar Esed ve kardeşi Mahir Esed için gıyabi yargılama süreci başladı

Suriye'de siyasi dengelerin değişmesinin ardından, eski yönetimin en üst kademelerine yönelik hukuki süreç resmen devreye alındı. Başkent Şam'da bulunan Adalet Sarayı, devrik rejimin sembol isimlerinin yargılandığı kritik duruşmalara ev sahipliği yapıyor. Dördüncü Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, eski devlet başkanı Beşşar Esed ile kardeşi Mahir Esed ana sanıklar arasında yer alıyor. ŞAM ADALET SARAYI'NDA TARİHİ OTURUM Suriye Cumhuriyeti Genel Savcı Yardımcısı Hassan et-Trübe'nin başkanlık ettiği duruşmada, devrik dönemin askeri ve istihbarat hiyerarşisinin en tepesindeki isimler dosyaya dahil edildi. Beşşar ve Mahir Esed'in yanı sıra Muhammed Eymen Ayyuş, eski Savunma Bakanı Fahdi Casem el-Freyic gibi isimlerin yargılandığı süreçte, Dera askeri istihbaratının eski sorumlusu Luay al-Ali, istihbarat şubesi başkanı Fevik Nasır ve komutan Talal Hüseyin de sanık listesinde bulunuyor. FİRARİ SANIKLAR İÇİN TEBLİGAT SÜRECİ Mahkeme heyeti, haklarında yargılama başlatılan kişilerin tamamının yurt dışına kaçtığını teyit etti. Bu durum nedeniyle sanıklar hakkında gıyabi yargılama usullerinin uygulanmasına karar verildi. İlgili mevzuat çerçevesinde, firari durumda olan eski yetkililere yönelik resmi tebligat işlemlerinin ivedilikle başlatılacağı bildirildi. Duruşma salonunda okunan iddianame ve belgeler, sanıkların geçmiş dönemdeki faaliyetlerine ışık tutuyor. Özellikle Dera bölgesinde yaşanan olaylar ve halk protestolarına yönelik müdahaleler, davanın merkezinde yer alıyor. Mahkemenin, ilerleyen oturumlarda mağdur ifadelerini ve delilleri değerlendirerek yargılama takvimini netleştirmesi bekleniyor.

ABD’li Büyükelçi Barrack: Suriye, yeni ve olay odaklı diplomasinin en önemli örneklerinden biri Haber

ABD’li Büyükelçi Barrack: Suriye, yeni ve olay odaklı diplomasinin en önemli örneklerinden biri

Antalya’da bu yıl beşincisi düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) ilk gününde ABD’nin Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas J. Barrack dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Dışişleri Bakanlığı ev sahipliğinde gerçekleştirilen forum, “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek” temasıyla Belek Turizm Merkezi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde başladı. "Son derece, son derece önemli iki gün" Barrack, dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan krizler arasında diplomasinin önemine değinerek, "Bu, dünyanın dört bir yanında yaşanan dramatik ve travmatik olayların arasında bir hediye. Bu nedenle, kendilerinden her gün bir şeyler öğrendiğim bu diplomatlar; kurşunları, füzeleri, roketleri ve silahları engelleyen diyaloglar, konuşmalar, cümleler oluşturmak için oradalar. Bu yüzden bunun son derece, son derece önemli iki gün olduğunu düşünüyorum" dedi. Dünyada kafa karıştırıcı ve karmaşık birçok başlık bulunduğunu ifade eden Barrack, "Bu yüzden burada olmaktan, dinlemekten, öğrenmekten ve eğer yapabilirsem küçük küçük yardımcı olmaktan heyecan duyuyorum ve mutluluk duyuyorum" diye konuştu. "Suriye, yeni diplomasinin en büyük örneklerinden biri oldu" Suriye’ye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Barrack, "Suriye, şaşırtıcı bir şekilde, sahip olduğumuz en büyük deneylerden biri ve yeni diplomasinin, olay odaklı diplomasinin en büyük örneklerinden biri oldu. Değil mi neredeyse hiç kimsenin öngörmediği ya da beklemediği kuantum bir sıçrama; içinde bölgeden, Amerika’dan, müttefiklerden ve kendi kendisini arayan bir kültürden iş birliği gördüğünüz bir durum" ifadelerini kullandı. "Orta Doğu’daki herkes aynı şeyi arıyor" Orta Doğu’daki toplumların ortak bir arayış içinde olduğunu dile getiren Barrack, "Orta Doğu’daki herkes aynı şeyi arıyor: hoşgörü, saygı, alçakgönüllülük, anlayış. Ama bu, aileyle başlayarak geliyor, sonra toplumdan, sonra kabileden, sonra dinden ve en sonunda milletten geliyor" dedi. "Suriye, bizim deney yapmamız için bir laboratuvarın harika bir örneği" Barrack, açıklamasının devamında, "Bu yüzden Suriye’nin, bizim deney yapmamız için bir laboratuvarın harika bir örneği olduğunu düşünüyorum. Diyalog ve iş birliği işe yarayabilir mi? Şimdiye kadar oldukça iyi bir iş çıkarıyor" dedi.

Hakan Fidan: Netanyahu Türkiye'yi yeni düşman ilan etme arayışında Haber

Hakan Fidan: Netanyahu Türkiye'yi yeni düşman ilan etme arayışında

Anadolu Ajansı Editör Masası platformuna katılan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, küresel ticaretin can damarı olan Hürmüz Boğazı ve Orta Doğu'daki gerilim hattına dair stratejik veriler paylaştı. Boğazdaki seyrüsefer özgürlüğünün önemine değinen Fidan, geçiş süreçlerinde mali yükümlülüklerin olmaması gerektiğini savunarak, "Hiçbir ülkenin geçiş için para ödememesi gerekiyor." dedi. Diplomatik temasların sürdüğünü belirten Bakan, yaklaşık iki haftalık bir süreçte mutabakat zemini oluşabileceğini ancak teknik detayların kapsamlı bir anlaşma için daha uzun süre gerektirebileceğini ifade etti. Fidan, müzakerelerin olumlu seyretmesi durumunda 45 ile 60 gün arasında değişebilecek ek bir ateşkes süresinin gündeme gelebileceğini bildirdi. HÜRMÜZ BOĞAZI'NDAKİ KRİZİN KÜRESEL EKONOMİ ÜZERİNDEKİ RİSKLERİ ARTIYOR Bölgedeki gerilimin dünya piyasalarına olan doğrudan etkisini değerlendiren Fidan, Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmasının uzun vadede ekonomilere ağır yükler getireceğini vurguladı. Türkiye'nin çözüm noktasında barışçıl diplomasiyi esas aldığını kaydeden Bakan Fidan, "Biz Hürmüz'ün kapatılmasının dolaylı etkisini hissediyoruz. Bu da ekonomiye uzun vadede büyük yük bindirir. (Hürmüz’ün açılması) Bizim durduğumuz yer barış yoluyla açılması. Uluslararası bir silahlı barış gücüyle buraya müdahil olmanın çok fazla zorlukları var. Birçok ülkenin buna gönüllü olmadığını görüyoruz. İran ile gerekli müzakerelerin yapılıp boğazın açılması gerekiyor. Müzakere sonuçlandığında Hürmüz ile ilgili bir sorun kalacağını düşünmüyorum. 'Hürmüz'ün regülasyonuyla ilgili bir önerme getirilecek mi?' sorun burada başlıyor. Herkes tüm bu sıkıntılara geçici olduğunu düşünerek katlanıyor." ifadeleriyle mevcut tabloyu özetledi. İngiltere ve Fransa gibi aktörlerin farklı çözüm modelleri sunduğunu hatırlatan Bakan, pek çok devletin doğrudan çatışmadan uzak durarak deniz trafiğinin sürmesini önceliklediğini aktardı. İSRAİL'İN BÖLGESEL ÇATIŞMAYI YAYMA STRATEJİSİ VE LÜBNAN OPERASYONU İsrail'in saldırgan politikalarının Lübnan üzerinden yeni bir insani kriz doğurduğuna dikkat çeken Fidan, Netanyahu yönetiminin daha önce varılan uzlaşıları sabote ettiğini dile getirdi. Lübnan'daki durumun bölgesel bir savaşa evrilme potansiyeli taşıdığını belirten Bakan, "İsrail tarafından Lübnan'ı yok etme operasyonu var. Lübnan krizi bölgesel çatışmaya neden olabilir. İlk görüşmelerde Lübnan'ın ateşkese dahildi. Ancak Netanyahu anlaşmayı bozdu. İran-ABD görüşmelerinde nükleer zenginlik konusu 'ya tümü ya hiçbir şey' noktasına getirilirse sorunlarla karşı karşıya kalabiliriz. Başlangıçta ateşkes anlaşmasının Lübnan'ı da kapsadığı anlaşılıyordu ama Netanyahu her zamanki gibi bunu bozdu ve Amerika bunun hakkında hiçbir şey söylemedi." şeklinde konuştu. Ayrıca Suriye yönetiminin Lübnan'dan kaçan sığınmacılara yönelik korumacı tavrına değinen Fidan, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski'nin Türkiye ve Suriye ziyaretlerinin de masadaki kritik dosyalar arasında olduğunu kaydetti. BÖLGESEL İSTİKRAR İÇİN GÜVENLİK PAKTI VE ENERJİ PROJELERİNİN GELECEĞİ Geçmişte planlanan ancak jeopolitik engellere takılan enerji projelerine de atıfta bulunan Bakan Fidan, Katar gazının Türkiye üzerinden nakli projesinin Arap Baharı ve Suriye'deki istikrarsızlık nedeniyle hayata geçemediğini hatırlattı. Irak'ın önerdiği Kalkınma Yolu Projesi'nin de bölge ülkelerinin çekinceleri sebebiyle yavaşladığını belirten Fidan, ülkelerin birbirlerinin egemenlik haklarına saygı duyacağı bir ortaklık modeline ihtiyaç olduğunu söyledi. İsrail'in Türkiye'ye yönelik tutumunu sert bir dille eleştiren Bakan, "İsrail Türkiye’yi aşağı çekemiyor. Bu durum onları dengesizliğe itiyor. Suriye, Gazze ve Lübnan perspektifinden bakıldığında, İsrail’in yaydığı aşırılıkçı politikalar Türkiye ile taban tabana zıt. Bu yüzden Türkiye’yi hedef alıyorlar. Erdoğan’ın dünya düzenindeki liderliği ve Türkiye’nin etki alanı, İsrail’in yaratmaya çalıştığı illüzyonu engelliyor. İran'dan sonra İsrail düşmansız yaşayamaz. Netanyahu Türkiye'yi yeni düşman ilan etme arayışında olduğunu görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Fidan, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin İsrail ile kurduğu iş birliklerinin bölgeye güvenlik değil, yeni riskler getirdiği konusunda uyarılarda bulunduklarını sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.