#tedavi

İLKHABER-Gazetesi - tedavi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, tedavi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kumar bağımlılığı alarm veriyor: 6 yılda başvuru sayısı 37’den 5 bin 748’e çıktı Haber

Kumar bağımlılığı alarm veriyor: 6 yılda başvuru sayısı 37’den 5 bin 748’e çıktı

Yeşilay Genel Merkezi'nde düzenlenen toplantıda konuşan Dinç, insanların Yeşilay dendiğinde aklına ağırlıklı olarak alkol, sigara ve madde gibi kimyasal bağımlılıkların geldiğini ancak özellikle pandemiden sonra davranışsal bağımlılıkların ciddi oranda arttığını ifade etti. Dinç, cemiyet olarak kumarla ilgili uzun zamandan beri çalışma yaptıklarını, önleme çalışmalarının yanı sıra Türkiye'de 105 noktada ücretsiz, gizlilik esaslı psikoterapi hizmetleri yürüttüklerini anlattı. Yaptıkları çalışmalarda kumar bağımlılığının diğer bütün bağımlılıklardan daha hızlı şekilde yayıldığını tespit ettiklerini vurgulayan Dinç, bunun başlama ve ilerleme anlamında çok daha sinsi şekilde karşılarına çıktığını, bunun farkında olarak kumar tehdidinin altını çizmeye çalıştıklarını belirterek, bağımlılıkla alakalı acil adımlar atılmasının çok önemli olduğuna işaret etti. Dinç, YEDAM'da ücretsiz şekilde alkol, madde, tütün, internete ilişkin bağımlılıklar ve kumar bağımlılığıyla ilgili hizmet verdiklerini kaydederek, şunları söyledi: "2019 yılında kumarla alakalı 37 başvuru almışız. Bu 2020 yılında 334'e çıkmış. Pandemiyle beraber, pandeminin yoğunlaşmasının ardından da 2021 yılında 2 bin 63'e, 2022 yılında 3 bin 201'e, 2023 yılında 3 bin 772'ye, 2024 yılında 4 bin 798'e ve 2025 yılında 5 bin 748'e çıkmış. 37'yle başladığımız problem, 5 bin 748 bağımlı olduğunu kabul eden, itiraf eden, çok büyük kayıplar yaşamış insan olarak karşımıza çıkıyor. Bağımlılıkla ilgili çalışma yapan herkesin bildiği bir gerçek var. Bu buzdağının görünen yüzü. Kumar bağımlısı sayısı bu değil. Kumar bağımlısı olmuş, çok büyük bedeller ödemiş, canına kıymamış, intihar etmemiş, tedavi olmakla alakalı bir imkan, destek bulmuş ve bize gelmiş insan sayısı. Bunun gerisinde bize gelmemiş, kumar bağımlılığından dolayı muzdarip, çok büyük problemler yaşamış, çok daha büyük bir insan grubu olduğunun bilincindeyiz, farkındayız." İlk oynama yaşına bakıldığında yüzde 34,3'ünün 18 yaş altı, yüzde 42,8'inin 18-25 yaş aralığında, yüzde 22,7'sinin ise 25 yaşın üstünde olduğu bilgisini paylaşan Dinç, kumar danışanlarına göre oranların yüzde 1,1'le 18 yaş altı, yüzde 36,7'yle 20-30 yaş, yüzde 43,4'le 30-40 yaş, yüzde 15,4'le 40-50 yaş, yüzde 2,7'yle 50-60 yaş ve yüzde 0,6'yla 60 yaşın üstünde olduğunu aktardı. "EĞİTİMLİLER KUMAR BAĞIMLILIĞINA DAHA ÇOK BULAŞIYOR" Dinç, eğitim seviyesine baktıklarında eğitimsizlikten dolayı bağımlılığın ortaya çıktığını söyleyemediklerine, eğitimlilerin daha çok kumar bağımlılığına bulaştığına dikkati çekti. Eğitim düzeyine göre verileri de paylaşan Dinç, "Bize gelen danışanların yüzde 13'ü lisansüstü, yüzde 11,3'ü lisans, yüzde 11,5'i ön lisans, yüzde 10,2'si lise, yüzde 9,9'u ortaokul, yüzde 8,9'u ilkokul mezunu, yüzde 3,5'i okul bitirmemiş durumda." diye konuştu. Dinç, kumar oynamaya başlama nedenlerine bakıldığında yüzde 57,4'ünün arkadaş çevresinin etkisiyle, yüzde 20'sinin merak etme nedeniyle, yüzde 6,5'inin boş zamanları değerlendirmek için, yüzde 6,2'sinin diğer sebeplerle, yüzde 4,6'sının aile etkisiyle, yüzde 3,8'inin yüksek miktarda borç nedeniyle, yüzde 1,3'ünün ise kendisini etkileyen bir olayı unutmak için kumar oynamaya başladığının görüldüğünü dile getirdi. YEDAM'lara tedaviye 3 ay gelenlerin yüzde 80,1'ini, 6 ay gelenlerin yüzde 83,1'ini, 9 ay gelenlerin ise yüzde 83,2'sini kurtardıklarını ve söz konusu kişilerin hiç kumar oynamadığını aktaran Dinç, insanların bağımlılıkla ilgili YEDAM'a gelmesi halinde 10 kişiden 8'ini kurtardıklarını belirtti. Dinç, kumar bağımlılığının çaresi olduğunu, ümitsizliğe, karamsarlığa kapılınmaması gerektiğini vurgulayarak, YEDAM'ın kumar bağımlılığıyla ilgili yaptığı çalışmaları anlattı. Bağımlılara Yeşilaya başvurmaları konusunda çağrı yapan Dinç, ellerinden geleni yaptıklarını ancak bunun yeterli olmadığını, halkın bu konuya sahip çıkması, tarafı ve mücadeleye dahil olması gerektiğini söyledi. Devletin yapacağı düzenlemeleri hızlandırması ve öncelikli hale getirmesi gerektiğine işaret eden Dinç, bu noktada çok kıymetli adımlar atılmaya başlandığını kaydetti. "YEŞİLAY OLARAK KUMAR REKLAMLARINA TAHAMMÜL SEVİYEMİZ KALMADI" Dinç, kumarın şans, bahis ve talih olmadığını vurgulayarak, "Bahis, şans, talih diyerek meseleyi şansla, beceriyle, kabiliyetle, talihle ilişkilendirmek insanımızın algısını bozmaktır, insanımızın bu konudaki duruşunu değiştirmeye çalıştırmaktır. Kumarı masumlaştırmak, zararsız göstermek, normalleştirmeye çalıştırmaktır. Kumar, kumardır. Bahis de şans da talih de oyun da olsa adı değişmez." dedi. Kumarın büyük tehdit olduğunu ifade eden Dinç, "Kumar reklamlarının hemen, bugün, vakit kaybetmeden yasaklanması gerektiğini düşünüyoruz. Kumarın tehdit tehlikesi bu kadar büyükken, çocuklarımız, gençlerimiz bu konuda en büyük hedef, en büyük risk, tehlike altında bireylerken, her şekilde onların ulaşabileceği metrolarda, otobüslerde, billboardlarda, televizyonlarda, her yerde kumar reklamının olması kabul edilebilir bir şey değildir. Bu kadar canı yanan insan gördükten sonra Yeşilay olarak bizim kumar reklamlarına tahammül seviyemiz kalmadı." şeklinde konuştu. Dinç, kumara erişim kararlarının daraltılması konusunda ısrarcı olduklarının altını çizerek, "Danışanlarımıza destek oluyoruz, bir noktaya getiriyoruz fakat tetikleyici unsur olarak alışveriş sitesine girdiğinde kumar reklamı görüyor, bütün emeğimiz boşa gidiyor. Başka alakasız bir siteye giriyor; eğlenmek, oynamak, haber okumak için kumar reklamı görüyor, bütün emeğimiz boşa gidiyor." ifadelerini kullandı.

Kalp ritmindeki düzensizlik, sessiz tehdit oluşturuyor Haber

Kalp ritmindeki düzensizlik, sessiz tehdit oluşturuyor

Kalbin düzensiz ve hızlı çalışmasına yol açan atriyal fibrilasyon (AF), özellikle ileri yaşlarda görülen yaygın bir ritim bozukluğu olarak dikkat çekiyor. Kardiyoloji uzmanları, AF’nin sadece kalp ritminde düzensizlik yaratmakla kalmayıp, felç ve kalp yetmezliği riskini de artırdığına dikkat çekiyor. Atriyal fibrilasyon, kalbin üst odacıkları olan atriyumların düzensiz elektrik sinyalleri nedeniyle normalden hızlı ve düzensiz atması sonucu ortaya çıkıyor. Bu durum, kanın kalpte etkili şekilde pompalanamamasına ve pıhtı oluşumuna yol açabiliyor. Uzmanlar, AF’yi fark etmenin zor olabileceğini, çünkü bazen herhangi bir belirti vermeden ilerleyebileceğini belirtiyor. Belirtiler arasında çarpıntı, nefes darlığı, yorgunluk ve göğüs rahatsızlığı yer alıyor. Risk faktörleri arasında yüksek tansiyon, diyabet, obezite, tiroid sorunları ve kalp hastalıkları bulunuyor. Tedavi yöntemleri ise hastanın durumuna göre değişiyor. İlaç tedavisi, kalp ritmini düzenleyici prosedürler ve yaşam tarzı değişiklikleri bunlar arasında öne çıkıyor. Uzmanlar, “Atriyal fibrilasyon ciddi bir sağlık sorunu olabilir. Ancak, erken teşhis ve uygun tedavi ile komplikasyon riskleri önemli ölçüde azaltılabilir. Düzenli kontrol ve belirtilere dikkat etmek hayat kurtarıcı olabilir. Özellikle 65 yaş üstü bireylerin, kalp ritimlerinde düzensizlik fark etmeleri halinde vakit kaybetmeden doktora başvurmaları gerekir. Düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve kan basıncının kontrol altında tutulması, AF riskini azaltmada kritik öneme sahip” diyerek uyarıda bulunuyor. Tedavi hayati önem taşıyor Prof. Dr. Erdem Diker de, atriyal fibrilasyonun tedavi edilmesi gerektiğinin altını çizerek, tedavi yöntemleri hakkında şunları söyledi: “Atriyal fibrilasyonun iki aşamalı tedavisi bulunuyor. Birinci aşamada kan sulandırıcı ilaçlar kullanarak felç riskini önleme ve yine ilaçlarla çarpıntı yakınmasını ortadan kaldırma yer alıyor. İkinci aşama ise kalbin içinden yapılan ablasyon işlemi ile ritmi normale döndürmek bulunuyor. Ancak ablasyon işlemi her hasta için uygun olmuyor. Bu nedenle hekim değerlendirmesi büyük önem taşıyor. Pulsed Field Ablation olarak adlandırılan yeni nesil bu yöntem, geleneksel sıcak (RF) ve soğuk (kriyoterapi) ablasyon yöntemlerinden farklı. Anestezi altında uygulanan bu yöntemle, çevre dokulara neredeyse hiç zarar verilmez. Bu da işlemi daha güvenli hale getirir.”

Bolu'da deli dana hastalığı tespit edildi Haber

Bolu'da deli dana hastalığı tespit edildi

Bolu’da geçtiğimiz ay boğaz ağrısı, mide bulantısı ve baş dönmesi şikayetleriyle hastaneye başvuran Z.A. isimli kadında, yapılan tetkiklerin ardından “deli dana” hastalığı tespit edildi. İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alınan kadının durumu sağlık ekipleri tarafından yakından izleniyor. İHA'nın haberine göre; Olay, Z.A.’nın rahatsızlığının geçmemesi üzerine beyin omurilik sıvısından (BOS) örnek alınmasıyla ortaya çıktı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Beyin ve Nörodejeneratif Hastalıklar Araştırma Laboratuvarı’na gönderilen örneklerde yapılan inceleme sonucunda, hastanın beyin dokusunda “deli dana” hastalığına (Creutzfeldt-Jakob hastalığı) ait bulgular tespit edildi. Hastanın, İzzet Baysal Devlet Hastanesi’nin palyatif ünitesinde izole bir odada tedavisinin sürdüğü öğrenildi. HASTALIK NEDİR, NASIL BULAŞIR? Tıbbi adıyla Creutzfeldt-Jakob Hastalığı (CJD) olarak bilinen “deli dana” hastalığı, sinir sistemini etkileyen nadir ve ölümcül bir prion hastalığıdır. Hastalığa, normalden farklı şekilde katlanmış bir protein (prion) neden olur. Bu protein, beyin hücrelerinde birikerek dokuya zarar verir ve süngerimsi boşluklar oluşturur. Uzmanlara göre hastalık, genellikle bulaşmış et ürünlerinin tüketimiyle ya da bazı cerrahi müdahalelerde kullanılan steril olmayan aletlerle geçebilir. Ancak normal temas, öksürük veya solunum yoluyla bulaşmadığı belirtiliyor. ÖLÜMCÜL VE TEDAVİSİ YOK Sağlık otoriteleri, “deli dana” hastalığının belirtileri başladıktan sonra hızlı ilerlediğini ve çoğu vakada ölümle sonuçlandığını vurguluyor. Henüz kesin bir tedavisi bulunmayan hastalıkta, sadece semptomları hafifletmeye yönelik destekleyici tedavi uygulanabiliyor. Hastalığın ilk belirtileri arasında unutkanlık, koordinasyon bozukluğu, görme kaybı, kas sertliği ve dengesizlik yer alıyor. Bu belirtiler ilerledikçe konuşma, yutma ve hareket etme yetileri de kaybolabiliyor.

Kırık kemikler için yeni tedavi: İstiridyeden esinlenen yapıştırıcı üç dakikada birleştiriyor Haber

Kırık kemikler için yeni tedavi: İstiridyeden esinlenen yapıştırıcı üç dakikada birleştiriyor

Çinli bilim insanları, kırık kemiklerin iyileşme süresini önemli ölçüde hızlandırabilecek "Bone-02" adını verdikleri yeni bir biyolojik yapıştırıcı geliştirdi. Bu yeni yöntem, geleneksel cerrahi operasyonlara bir alternatif olarak sunuluyor. İLHAM KAYNAĞI İSTİRİDYELER Global Times'ın haberine göre, araştırmacılar bu yapıştırıcıyı geliştirirken, deniz altındaki nemli ve hareketli yüzeylere bile sıkıca yapışabilen doğal bir yapıştırıcı salgılayan istiridyelerden ilham aldı. Geliştirilen "Bone-02" de benzer şekilde, vücut içindeki nemli ve hareketli ortamlarda güçlü bir yapışma sağlıyor. Yapılan deneylerde, yapıştırıcının 180 kilogramdan fazla basınca dayanabildiği görüldü. TEK ENJEKSİYONLA ÜÇ DAKİKADA SABİTLENİYOR Yeni tedavi, platin vidalarla yapılan cerrahi müdahalelerin yerine tek bir enjeksiyonla uygulanıyor. Yapıştırıcı, kırık kemik parçalarını sadece üç dakika gibi kısa bir sürede birleştirerek sabitliyor. İlk testler, bu yöntemin enfeksiyon riskinin de platin kullanımına kıyasla daha düşük olduğunu gösterdi. İKİNCİ AMELİYAT İHTİYACINI ORTADAN KALDIRIYOR Yöntemin en büyük avantajlarından biri, ikinci bir ameliyat ihtiyacını ortadan kaldırması. Geleneksel tedavilerde plaka ve vidaların çıkarılması için genellikle bir yıl sonra ikinci bir operasyon gerekirken, "Bone-02" yapıştırıcısı iyileşme sürecinde kemikle bütünleşiyor ve zamanla vücut tarafından doğal olarak emiliyor. Cho Sun Daily'nin aktardığı bir vakada, bileği kırılan bir hastanın yalnızca 3 santimetrelik bir kesiden yapılan enjeksiyonla üç dakikada tedavi edildiği ve üç ay sonraki kontrollerde kırığın tamamen iyileştiği gözlemlendi.

ŞAP HASTALIĞI NEDİR, NASIL BULAŞIR, BELİRTİLERİ NELERDİR? İNSANA BULAŞIR MI? Haber

ŞAP HASTALIĞI NEDİR, NASIL BULAŞIR, BELİRTİLERİ NELERDİR? İNSANA BULAŞIR MI?

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Kurban Bayramı sonrası yeniden gündeme getirdiği şap hastalığı, hayvan varlığını tehdit etmeye devam ediyor. Salgınla mücadele kapsamında Türkiye genelinde hayvan pazarları ikinci bir emre kadar kapatıldı. Uzmanlar, hastalığın bulaşıcılığına ve etkilerine karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor. ŞAP HASTALIĞI NEDİR? Şap hastalığı; sığır, koyun, keçi, manda, domuz gibi çift tırnaklı hayvanlarda görülen, viral kaynaklı, son derece bulaşıcı ve ekonomik açıdan zararlı bir hayvan hastalığıdır. Özellikle buzağı ve kuzular gibi genç hayvanlarda ölüme neden olabilmektedir. Şap hastalığı, sadece hayvanların sağlığını değil, süt, et ve iş gücü verimini de olumsuz etkileyerek hayvancılık sektöründe ciddi zararlara yol açar. İNSANLARA BULAŞIR MI? Şap hastalığı insanlara bulaşmaz. Ancak hastalığın hayvanlar arasında çok hızlı yayılması ve ciddi ekonomik kayıplara yol açması nedeniyle halk sağlığı açısından dolaylı etkileri vardır. Hastalıkla mücadelede en önemli adım, hızlı teşhis, karantina ve düzenli aşılama uygulamalarıdır. NASIL BULAŞIR? Şap hastalığı üç temel yolla bulaşır: Doğrudan temas: Hasta hayvanla aynı ortamda bulunan sağlıklı hayvanlar virüse kolayca maruz kalır. Hava yoluyla: Virüs, rüzgarla uzun mesafelere taşınabilir. Özellikle açık alanlarda bu yolla bulaşma riski fazladır. Dolaylı yollarla: Ayakkabılar, araç lastikleri, saman, yem, su kapları, kuşlar, fareler gibi canlı ya da cansız taşıyıcılar virüsü bulaştırabilir. BELİRTİLERİ NELERDİR? Şap hastalığına yakalanan hayvanlarda gözlemlenen belirtiler şunlardır: Yüksek ateş Salyalı ağız, şapırtılı yeme Dil, dudak ve diş etlerinde yaralar Ayaklarda topallık ve lezyonlar Cansız bakışlar, iştahsızlık, titreme Verim kaybı (süt ve et üretiminde düşüş) Bu belirtilerin görüldüğü hayvanlar acilen veteriner kontrolüne alınmalı ve hastalık şüphesi durumunda ilgili Tarım ve Orman İl/İlçe Müdürlükleri bilgilendirilmelidir. NASIL KORUNULUR? Hayvanlara düzenli şap aşısı uygulanmalı. Yeni alınan hayvanlar en az 20 gün ayrı tutulmalı. Ahır girişleri dezenfekte edilmeli, ziyaretçilere sınırlama getirilmeli. Nakil ve pazar öncesinde hayvanlara şap aşısı yaptırılmalı. Ahırda özel kıyafet ve çizmeler kullanılmalı, ekipmanlar temizlenmeli. Şüpheli hayvan ürünleri (süt, gübre vb.) kullanılmamalı. TÜRKİYE’DEKİ DURUM Tarım ve Orman Bakanlığı, Kurban Bayramı sonrası şap hastalığında artış yaşandığını açıkladı. Yapılan numune analizlerinde yeni virüs tipleri tespit edildi. Bu nedenle 81 ildeki hayvan pazarları kapatıldı, karantina tedbirleri alındı ve acil aşı uygulamalarına başlandı. ŞAP VİRÜSÜ ORTAMDA NE KADAR YAŞAR? Saman ve otlarda: 15 hafta Ayakkabılarda: 11-14 hafta Toprakta (kış aylarında): 28 gün Hayvan dışkısında: 6 aya kadar Bu nedenle çevre temizliği ve dezenfeksiyon hayati öneme sahiptir.

Ünlü spor spikeri Sabri Ugan entübe edildi Haber

Ünlü spor spikeri Sabri Ugan entübe edildi

Türk spor medyasının duayen isimlerinden Sabri Ugan'dan endişelendirici bir haber geldi. Bir süredir kanser tedavisi gören Ugan'ın, beyin damarlarında meydana gelen tıkanıklık sonucu sağlık durumunun ağırlaştığı ve yoğun bakımda entübe edildiği öğrenildi. SAĞLIK DURUMUNU KENDİSİ AÇIKLAMIŞTI Usta spiker, geçtiğimiz hafta sosyal medya hesabı üzerinden yaklaşık üç aydır ekranlardan uzak kalmasının nedenini bir video mesajla açıklamıştı. Ciddi bir sağlık sorunuyla mücadele ettiğini belirten Ugan, kanser teşhisi aldığını ancak moralini yüksek tuttuğunu ifade etmişti. Ugan, o paylaşımında şu ifadeleri kullanmıştı: "Size gecikmiş bir açıklama borcum var. Yaklaşık 3 aydır sosyal medyada görmüyorsunuz beni. Bunun sebebi bir kaç tane ama en önemlisi sağlık sorunlarım. Ciddi sağlık sorunlarım var. Teşhis kondu. En ağır hastalıklardan bir tanesi. Ama hiç moralim bozuk değil. Hayata sıkı sıkı tutunuyorum. Çünkü biliyorum ki bu hastalığın tedavisinde özne benim. Prof. Dr. Mutlu Demiray hocam bana öyle tedaviler hazırladı ki, bana düşen sadece kuvvetli kalmak oldu. Birinci kemoterapiyi tamamladık. İyi dilekleriniz için teşekkür ederim." YOĞUN BAKIMA ALINDI Kanser tedavisi devam ederken durumu iyiye gittiği düşünülen Sabri Ugan'ın, bugün beyin damarlarındaki tıkanıklık nedeniyle aniden fenalaşarak yoğun bakıma alındığı ve solunum desteği için entübe edildiği bildirildi. Ugan'ın sağlık durumuna ilişkin sevenleri ve meslektaşlarından dua ve destek mesajları gelmeye başladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.