#Trump

İLKHABER-Gazetesi - Trump haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Trump haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AB liderlerinin olağanüstü Grönland zirvesi Brüksel'de başladı Haber

AB liderlerinin olağanüstü Grönland zirvesi Brüksel'de başladı

2026 yılının ilk AB Liderler Zirvesi, AB üyesi 27 ülkenin devlet veya hükümet başkanlarının katılımıyla Brüksel'de başladı. Gayriresmi ve akşam yemeği formatında yapılan toplantıya, AB Konseyi Başkanı Antonio Costa başkanlık ediyor. Zirve girişinde basına açıklamalarda bulunan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, ana gündemin transatlantik ilişkiler olduğunu dile getirdi. 2026 yılına şimdiye kadar "öngörülemez" bir sürecin hakim olduğuna işaret eden Kallas, sorunların en başında ise Rusya-Ukrayna savaşının bulunduğunu söyledi. Kallas, temel çabaların bu savaşın durdurulmasına yöneltilmesi gerektiğinin altını çizerek, "Barış ve diplomatik çözüm adına çok sayıda girişim gördük ancak bunlar tamamen tek taraflı kaldı. Rusya tarafından herhangi bir taviz görmedik." ifadelerini kullandı. Avrupa ile ABD arasında yaşanan her türlü anlaşmazlığın yalnızca "hasımları" memnun edeceğini belirten Kallas, gerçek tehditlere karşı durabilmek için transatlantik ilişkilere yatırım yapılması ve ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Kallas, "Transatlantik ilişkiler son bir haftada ciddi bir darbe aldı. Ancak geçen 1 yıl bize şunu öğretti, Avrupa açısından bu ilişkiler artık eskisiyle aynı değil. Yine de 80 yıllık iyi ilişkileri bir kenara atmaya niyetli değiliz ve bu ilişkiler için çalışmaya devam etmeye hazırız. Zamanımızı ve enerjimizi bu yönde harcamaya da kararlıyız." diye konuştu. ABD'ye verilmesi gereken mesajın "gücümüz birlikten doğar" olduğunu belirten Kallas, değerleri ve çıkarları savunmak için harekete geçmeye hazır olduklarını, bu mesajı hem hasımlara hem de müttefiklere vermek gerektiğini dile getirdi. Kallas, transatlantik ilişkilerin darbe almasından en çok Rusya ve Çin'in faydalandığını belirterek, şu değerlendirmede bulundu: "Bu nedenle ABD'ye de şunu göstermek istiyoruz, Eğer Rusya'dan ve Rusya kaynaklı güvenlik tehditlerinden endişe ediliyorsa, odağımız enerjiye ve Ukrayna'ya somut destek vermeye yönelmeli. Ukrayna'nın Rusya'ya karşı koyabilecek durumda olması için yardım etmeliyiz. Rusya üzerinde bu savaşı durdurması için baskı kurmalıyız." Avrupa ve ABD'nin Rusya ve Çin'den gelen baskıya karşı birlikte çalışmak zorunda olduğunu vurgulayan Kallas, hiç kimsenin mevcut sorunlarla tek başına baş edebilecek kadar güçlü olmadığını ifade etti. BARIŞ KURULU Kallas, Gazze için oluşturulan Barış Kurulu'na AB'nin katılımına ilişkin olarak, "Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararında bu barış kurulu öngörülmüştü ancak 2027'ye kadar sınırlı bir süre için ve Filistinlilerin sorumluluğu devralmasına yönelik net bir yol haritasıyla." dedi. Barış Kurulu'nun BMGK kararında öngörüldüğü şekilde sınırlı kalmasını istediklerini aktaran AB Yüksek Temsilcisi, bunun başarılması halinde birlikte barış için çalışmaya devam edebileceklerine işaret etti. TRUMP'IN GRÖNLAND TEHDİDİ AB'Yİ HAREKETE GEÇİRDİ Trump, Grönland'ın satın alınmasına karşı çıktıkları gerekçesiyle Danimarka, Norveç, İsveç, Fransa, Almanya, İngiltere, Hollanda ve Finlandiya'ya gümrük vergisi uygulanacağını, bu ülkeler için 1 Şubat 2026'dan itibaren yüzde 10, 1 Haziran 2026'dan sonra ise yüzde 25 oranında vergi getirileceğini bildirmişti. Trump, ayrıca Grönland'ın tamamen ve eksiksiz satın alınmasına yönelik bir anlaşmaya varılana kadar bu oranların geçerli olacağını açıklamıştı. 21 Ocak'ta ise Trump, Davos'ta yaptığı açıklamada, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile Grönland konusunda bir “anlaşma çerçevesi” oluşturduklarını ve bu kapsamda 1 Şubat'ta yürürlüğe girmesi planlanan gümrük tarifelerini durdurduklarını duyurmuştu. Buna rağmen, AB Konseyi, Grönland'a ilişkin tehdidi ele alacakları zirvenin gerçekleşeceğini duyurmuş, zirvede AB ülkelerinin Gazze için oluşturulan Barış Kurulu'na katılımının da ele alınacağını bildirmişti.

Trump'ın, İran'a yönelik siber ve psikolojik saldırı seçeneklerini değerlendirdiği iddia edildi Haber

Trump'ın, İran'a yönelik siber ve psikolojik saldırı seçeneklerini değerlendirdiği iddia edildi

CBS News'e konuşan ve isimlerinin açıklanmasını istemeyen 2 Savunma Bakanlığı yetkilisine göre, Trump'a, İran'a karşı kullanılabilecek askeri ve örtülü araçlara ilişkin detaylı sunum yapıldı. Yetkililer, İran'a olası askeri müdahalede hava gücü ve uzun menzilli füzelerin merkezi rolünü koruduğunu ancak siber operasyonlar ve psikolojik faaliyetlerin de seçenekler arasında yer aldığını iddia etti. Bu operasyonların, İran'ın komuta yapısı, iletişim ağları ve devlet kontrolündeki medyayı hedef alabileceğini öne süren yetkililer, henüz son kararın alınmadığını ve diplomatik kanalların açık olduğunu belirtti. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran konusunda öncelikle diplomasiyi tercih ettiğini ancak askeri güç kullanımını da her zaman masada tuttuğunu ifade etmişti. İran'daki gösteriler İran'da 28 Aralık 2025'te ülkedeki yerel para biriminin döviz karşısındaki yüksek değer kaybı ve ekonomik sorunlar nedeniyle Tahran Büyük Çarşı'da esnafın başlattığı protestolar, ülkenin birçok kentine yayıldı. Gösterilerde ölen ya da yaralananlara ilişkin resmi açıklama yapılmazken İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), gösterilerin 16. gününe ilişkin yayımladığı raporda, 133'ü emniyet görevlisi ve biri savcı, 9'u 18 yaşın altında toplam 646 kişinin hayatını kaybettiğini, 10 bin 721 kişinin de gözaltına alındığını belirtmişti. Protestolarda şiddet olayları ve polis müdahalesinin artmasıyla 9 Ocak'ta ülke genelinde internet kesilmişti.

Trump gözünü dikmişti! Grönland Başbakanı Nielsen: ''Satılık değiliz'' Haber

Trump gözünü dikmişti! Grönland Başbakanı Nielsen: ''Satılık değiliz''

Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen, sosyal medyada Grönland’ın ABD bayrağı ile paylaşılmasının ardından yaşanan korku ve endişelere son verdi. Nielsen, ülkesinin satılık olmadığını vurgulayarak, uluslararası ilişkilerin saygı ve hukuka dayandığını belirtti. İsveç ve Danimarka’dan da destek mesajları gelirken, ABD Başkanı Trump’ın Grönland ile ilgili açıklamaları tartışmaları alevlendirmeye devam ediyor. Başbakan Nielsen, Grönland’ın satılık olmadığını bir kez daha vurguladı ve güçlü kurumlara sahip demokratik bir toplum olduklarını söyledi. Sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımların ülkeler arasında gerilimi artırmaması gerektiğine dikkat çekti. İSVEÇ VE DANİMARKA’DAN DESTEK MESAJLARI ABD’nin Venezuela’ya askeri müdahalesinin ardından Grönland konusundaki tartışmalar sürerken, İsveç Başbakanı Ulf Kristersson da Danimarka ve Grönland’ın sadece kendi kararlarını alabileceğini belirterek, İsveç’in bu konuda Danimarka ve Grönland’ın yanında olduğunu ifade etti. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ise ABD’ye, Grönland’ı devralma gibi bir hakkı ve yetkisinin olmadığını hatırlatarak, müttefiklik ilişkilerine zarar verecek bu tür açıklamalara son verilmesini istedi. Frederiksen, Arktik bölgesinde güvenliği sağlamak için ABD ile birlikte çalıştıklarını da kaydetti. TRUMP’IN GRÖNLAND İDDİALARI Eski ABD Başkanı Donald Trump, görev süresi boyunca Grönland’ın kontrolünün ABD’de olması gerektiğini sık sık dile getirmiş ve bunun “özgür dünyayı savunmak” için önemli olduğunu savunmuştu. Bu söylemler, Grönlandlı yetkililer ve uluslararası toplum tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Grönland’ın önceki Başbakanı Mute Bourup Egede ise, ada halkının özgürlük mücadelesini vurgulayarak, “Grönland satılık değil ve asla satılık olmayacak” mesajını vermişti. GRÖNLAND’IN KONUMU Grönland, Danimarka Krallığı’na bağlı iki özerk bölgeden biri olup, Faroe Adaları ile birlikte Danimarka’ya yaklaşık 2 bin 900 kilometre mesafede bulunuyor. Arktik bölgesinin stratejik önemi nedeniyle uluslararası gündemde sıkça yer alıyor.

TRUMP VENEZUELA’DAN NE İSTİYOR? ABD–VENEZUELA GERİLİMİNİN PERDE ARKASI Haber

TRUMP VENEZUELA’DAN NE İSTİYOR? ABD–VENEZUELA GERİLİMİNİN PERDE ARKASI

Venezuela’nın başkenti Karakas’ta yaşanan patlamalar ve ABD’nin bölgede artırdığı askeri hareketlilik, Donald Trump yönetiminin Venezuela’ya yönelik sert politikasını yeniden gündeme taşıdı. ABD ile Venezuela arasındaki kriz, yalnızca iki ülkeyi değil, Latin Amerika’yı ve küresel enerji dengelerini de etkileyen bir dosyaya dönüşmüş durumda. ABD BASKIYI NEDEN ARTIRIYOR? Trump yönetimi, Karayipler ve Pasifik’te askeri varlığını artırırken, Venezuela açıklarında petrol tankerlerine el koyuyor ve Karakas yönetimini terör ve suç örgütleriyle ilişkilendiriyor. Washington’a göre bu adımlar; Uyuşturucu ticaretiyle mücadele, Düzensiz göçü durdurma, Bölgesel güvenliği sağlama amacını taşıyor. Caracas ise ABD’yi açıkça rejim değişikliği peşinde olmakla ve ülkenin petrol gelirlerini hedef almakla suçluyor. MADURO KİMDİR? Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, solcu lider Hugo Chavez döneminde yükseldi. Chavez’in 2013’teki ölümünün ardından devlet başkanı olan Maduro, 26 yılı bulan Bolivarcı iktidar döneminde devletin kilit kurumlarının iktidar kontrolüne girdiği eleştirileriyle karşı karşıya kaldı. 2024’te yapılan başkanlık seçimleri uluslararası kamuoyunda tartışmalara neden olurken, muhalefet sonuçları tanımadığını açıkladı. TRUMP VENEZUELA’DAN NE İSTİYOR? Trump, ABD’ye yönelen yoğun Venezuelalı göçten doğrudan Maduro yönetimini sorumlu tutuyor. 2013’ten bu yana yaklaşık 8 milyon Venezuelalının ülkeyi terk ettiği tahmin ediliyor. ABD yönetimi ayrıca, Tren de Aragua ve Cartel de los Soles adlı suç yapılanmalarını “yabancı terör örgütü” ilan etti. Trump, bu yapıların Maduro yönetimiyle bağlantılı olduğunu öne sürerken, Caracas bu suçlamaları reddediyor. PETROL KRİZİN MERKEZİNDE Venezuela, dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip ülkelerden biri. Devlet bütçesinin yarıdan fazlası petrolden karşılanıyor. Ülke günde yaklaşık 900 bin varil petrol ihraç ederken, en büyük alıcısı Çin olarak öne çıkıyor. ABD ise Venezuela’nın petrol gelirlerini yasa dışı faaliyetleri finanse etmek için kullandığını savunuyor. Washington’un tanker baskınları ve yaptırımları da bu gerekçeye dayandırılıyor. Caracas yönetimi ise bu adımları “uluslararası hukukun ihlali” olarak nitelendiriyor. ASKERİ SENARYO MASADA MI? ABD’nin bölgeye 15 bin asker konuşlandırması, uçak gemileri ve güdümlü füze destroyerleri göndermesi, askeri müdahale ihtimalini gündeme taşıdı. Uzmanlar, bunun 1989 Panama işgalinden bu yana bölgedeki en büyük askeri yığınak olduğuna dikkat çekiyor. Trump’ın, CIA’e Venezuela içinde gizli operasyon yetkisi verdiğini açıklaması da tansiyonu daha da yükselten başlıklar arasında yer alıyor. VENEZUELA GERÇEKTEN ABD’Yİ UYUŞTURUCUYA MI BOĞUYOR? Uyuşturucu ile mücadele uzmanlarına göre Venezuela, küresel uyuşturucu ticaretinde ikincil bir geçiş noktası konumunda. ABD’ye giren kokainin büyük bölümü Pasifik rotası üzerinden taşınırken, Trump’ın sıkça dile getirdiği fentanyl tehdidinin ana kaynağı ise Venezuela değil, Meksika olarak gösteriliyor. KRİZ NEREYE GİDİYOR? Trump doğrudan “rejim değişikliği” ifadesini kullanmasa da; yaptırımlar, askeri yığınak ve siyasi baskılar bu yönde bir strateji izlendiği yorumlarına yol açıyor. Venezuela ise olağanüstü hal ilan ederek savunma pozisyonunu güçlendirmiş durumda.

Trump, gıda fiyatlarını düşürmek için ithal ürünlerde vergileri kaldırmaya hazırlanıyor Haber

Trump, gıda fiyatlarını düşürmek için ithal ürünlerde vergileri kaldırmaya hazırlanıyor

ABD Başkanı Donald Trump, ülkede hızla yükselen gıda fiyatlarının yarattığı ekonomik baskıyı hafifletmek amacıyla bazı ithal ürünlere uygulanan tarifelerde (gümrük vergisi) geniş kapsamlı bir muafiyet hazırlığına başladı. Washington kaynaklarına göre plan, özellikle et ve narenciye gibi temel ürünlerde gümrük vergilerinin kaldırılmasını içeriyor. Trump’ın nisan ayında açıkladığı karşılıklı tarife uygulamalarında yapılacak bu değişikliğin, ticaret anlaşması bulunmayan ülkelerden gelen ürünleri de kapsayabileceği belirtiliyor. Ancak yetkililer, nihai kararın henüz Başkan Trump tarafından verilmediğini vurguluyor. Gıda fiyatlarındaki artış baskıyı artırdı ABD’de tüketici fiyatları özellikle 2025 yılı boyunca önemli ölçüde yükseldi. Enflasyonun etkisiyle gıda fiyatlarının hızla artması, kasım ayında tüketici güveninin son yılların en düşük seviyelerine inmesine neden oldu. Demokratların geçtiğimiz hafta düzenlenen seçimlerde elde ettiği başarıda da “yaşam maliyeti” konusunun belirleyici olduğu belirtiliyor. Bu nedenle Trump yönetiminin, ekonomik baskıyı azaltmak amacıyla tarife indirimi ya da muafiyeti gibi adımlara yöneldiği ifade ediliyor. Tarife muafiyeti kapsamı genişleyebilir Gündemdeki yeni planın, Trump’ın eylül ayında yayımladığı ve yalnızca ABD’de üretilmeyen belirli kategorilere uygulanması öngörülen tarife muafiyetlerinden daha geniş kapsamlı olduğu aktarıldı. Muafiyet değerlendirmesinin yapılacağı ürün grupları arasında: Et ürünleri, narenciye,kahve, ananas, avokado, vanilya, metaller, mineraller ve bazı uçak parçaları,gibi yüzlerce kategori bulunuyor.

Trump, New York’un ilk Müslüman belediye başkanını hedef aldı Haber

Trump, New York’un ilk Müslüman belediye başkanını hedef aldı

ABD Başkanı Donald Trump, New York Belediye Başkanlığı’na seçilen ilk Müslüman siyasetçi Zohran Mamdani’yi hedef aldı. Mamdani’yi “komünist” olarak nitelendiren Trump, “Amerikalılar artık komünizmle sağduyu arasında bir tercih yapmak zorunda” dedi. Trump’tan “komünizm” çıkışı ABD Başkanı Donald Trump, Florida’nın Miami kentinde düzenlenen Amerika İş Forumunda yaptığı konuşmada, New York Belediye Başkanlığı’na seçilen Demokrat Parti adayı Zohran Mamdani’ye sert ifadelerle yüklendi. Trump, ABD halkının kendisini başkan seçerek “egemenliğini geri kazandığını” savunarak, “Dün gece New York'ta egemenliğimizin bir kısmını kaybettik ama bununla ilgileneceğiz,” dedi. Mamdani’nin yaşam maliyetlerini düşürme vaadini eleştiren Trump, belediye başkanlarının fiyatları düşürme çabalarının “göstermelik” olduğunu belirtti. “Sosyalisti atladık, yerine bir komünisti yerleştirdik” Trump, seçim sonuçlarının ardından ülke genelinde ideolojik farkların daha da belirginleştiğini söyleyerek,“Amerikalılar komü nizm ve sağduyu arasında seçim yapmak zorunda. Rakiplerimiz ekonomik kabus sunarken biz ekonomik başarı sunuyoruz. Onlar Amerika’yı son sıraya koyarken biz Amerika’yı ilk sıraya koyuyoruz,” ifadelerini kullandı. Mamdani’yi “komünist” olarak niteleyen Trump, “Sosyalisti atladık, yerine bir komünisti yerleştirdik. Umarım New York için iyi sonuçlanır,” dedi. Mamdani: “Komünist değilim, demokratik sosyalistim” Trump’ın sert eleştirilerine yanıt veren Zohran Mamdani, kendisini “komünist” değil, “demokratik sosyalist” olarak tanımladığını söyledi. Mamdani, geniş kapsamlı sosyal programların maliyetlerini milyonerlerden alınacak ek vergilerle karşılayacağını, amacının ise “şirketlere değil, işçilere ses veren bir yönetim” kurmak olduğunu ifade etti. New York’un ilk Müslüman belediye başkanı Demokrat Parti adayı Zohran Mamdani, 29 Ekim’de yapılan seçimlerde oyların yaklaşık yüzde 54’ünü alarak New York Belediye Başkanlığı’na seçilmişti. Uganda doğumlu, Hindistan kökenli bir ailenin çocuğu olan Mamdani, New York’un tarihine şu unvanlarla geçti:

Trump'ın Gazze planı: Gazze'nin geleceğinde Türkiye ve bölge rol alacak Haber

Trump'ın Gazze planı: Gazze'nin geleceğinde Türkiye ve bölge rol alacak

ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’de iki yıldır süren savaşı bitirmek amacıyla açıkladığı 20 maddelik ateşkes planı, Orta Doğu’da diplomatik dengeleri yeniden şekillendiriyor. Hamas’ın planı kabul etmesiyle birlikte, bölgede “kalıcı barış” sürecine yönelik umutlar artarken, planın sahaya nasıl yansıyacağı konusunda belirsizlikler devam ediyor. Hamas’ın açıklamasında “Gazze Şeridi’ndeki soykırımın sona erdirilmesi, esir takası ve yardımların ulaştırılması” vurgusu öne çıktı. Ayrıca, Gazze’nin yönetiminin Arap ve İslam ülkelerinin desteğini alan teknokratlardan oluşan bir kurula devredilmesine yeşil ışık yakıldı. TRUMP’IN PLANI: ASKERİ ÇEKİLME VE TEKNOKRAT YÖNETİM Trump’ın planı, İsrail ordusunun Gazze’den çekilmesini, bölgeye insani yardımların engelsiz ulaşmasını ve taraflar arasında kapsamlı esir takasını içeriyor. ABD kaynakları, ateşkesin ardından Gazze’de “Uluslararası İstikrar Gücü” adıyla çok uluslu bir barış gücü oluşturulabileceğini belirtiyor. Bu kapsamda Mısır, ABD’ye Gazze’deki güvenliği sağlamak için Amerikan askerlerinin konuşlandırılmasını önerdi. Ancak Hamas, bu gücün Türk askerinin katılımıyla oluşturulmasını istiyor. İsrail ise Gazze’de Türk varlığına kesin bir dille karşı çıkıyor. HAMAS’IN STRATEJİSİ: “DİPLOMASİYLE MEŞRUİYET” İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Başkanı Doç. Dr. Serhan Afacan, Hamas’ın bu süreçteki hamlesinin “taktiksel bir dönüş” olduğunu belirtiyor. Afacan’a göre Hamas, ateşkes planına katılarak hem uluslararası meşruiyet kazanmayı hem de Gazze’nin yönetiminde söz sahibi olmayı hedefliyor. “Hamas, planı reddetmesi halinde ateşkes fırsatını kaybedeceğini biliyordu. Bu nedenle diplomasiye açık bir tavır alarak hem askeri hem siyasi varlığını sürdürme zemini oluşturdu.” Afacan ayrıca, Hamas’ın Trump yönetimiyle doğrudan müzakere kapısını kapatmamasını “stratejik bir kazanım” olarak nitelendirdi. BÖLGE ÜLKELERİNİN POZİSYONU: TÜRKİYE, MISIR VE KATAR DEVREDE Gazze’deki ateşkes sürecine Türkiye, Katar, Mısır ve Ürdün gibi bölge ülkeleri aktif destek veriyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hamas’ın planı kabul etmesini “kalıcı barış için önemli bir fırsat penceresi” olarak değerlendirdi. Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde yapılan müzakerelerde, MİT Başkanı İbrahim Kalın da Türkiye adına yer aldı. Görüşmelerde ateşkesin kalıcı hale gelmesi, insani yardımların ulaştırılması ve esir takasının koordinasyonu gündeme geldi. İSRAİL CEPHESİ TEPKİLİ İsrail cephesinde ise Trump’ın planına yönelik tepki artıyor. Tel Aviv yönetimi, Hamas’ın “teknokrat hükümet” önerisini kendi güvenliği açısından riskli buluyor. İsrail’de bazı siyasi çevreler, Trump’ın planını “İsrail’in elini bağlayan bir diplomatik tuzak” olarak nitelendiriyor. Trump ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “İsrail, rehineleri kurtarabilmemiz için Gazze’ye yönelik bombalamayı derhal durdurmalı” ifadelerini kullandı. GAZZE’NİN GELECEĞİ: YENİ BİR DENGENİN EŞİĞİNDE Uzmanlara göre Gazze’nin geleceği, Hamas ile bölge ülkeleri arasındaki diplomatik dengeye bağlı. Hamas’ın planı kabul etmesi, örgütün askeri mücadeleden siyasi meşruiyete geçişini simgeliyor. Ancak İsrail’in yeniden saldırı başlatma ihtimali sürecin en büyük riski olarak değerlendiriliyor. Doç. Dr. Afacan’ın ifadesiyle: “Asıl mesele, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve İsrail’in yeniden saldırılarını engellemek. Bu, ancak Türkiye ve bölge ülkelerinin aktif diplomatik baskısıyla mümkün olabilir.”

Erdoğan - Trump görüşmesiyle yeniden gündeme gelen Ruhban Okulu açılacak mı? Haber

Erdoğan - Trump görüşmesiyle yeniden gündeme gelen Ruhban Okulu açılacak mı?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 25 Eylül 2025’te ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da gerçekleştirdiği görüşmede Heybeliada Ruhban Okulu’nun durumu ele alındı. Erdoğan, okulla ilgili üzerlerine düşeni yapmaya hazır olduklarını ifade etti. Trump da desteğini belirterek konunun önemine dikkat çekti. Heybeliada Ruhban Okulu’nun Tarihçesi 1844 yılında Fener Rum Patrikhanesi’ne bağlı olarak kurulan okul, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde din adamı yetiştiren önemli bir eğitim kurumu oldu. 1971’de özel öğretim kurumlarıyla ilgili yasal düzenlemeler nedeniyle kapatılan okul, yarım asırdan uzun süredir kapalı bulunuyor. Okulun Statüsü ve Patrikhane Talepleri Fener Rum Patrikhanesi, okulun özerk bir statüde açılmasını ve eğitimin tamamen kendi denetiminde yürütülmesini istiyor. Türkiye ise yükseköğretim kurumları üzerindeki denetim yetkisinden taviz vermiyor. Bu durum, okulun yeniden açılması sürecinde en büyük hukuki ve siyasi engel olarak öne çıkıyor. Okul Binasının Durumu ve Restorasyon Çalışmaları Yıllardır kullanılmayan Heybeliada Ruhban Okulu binasında restorasyon çalışmaları başlatıldı. Aya Triada Manastırı Vakfı’na ait olan bina, 2026 yılına kadar güçlendirilerek hazır hale getirilecek. Tartışmalar ve Gelecek Perspektifi Okulun açılması, Türkiye’de ve uluslararası alanda siyasi ve hukuki tartışmalara yol açıyor. Patrikhane, okulun dünya genelindeki Ortodoks topluluklarına hizmet edecek bir teoloji merkezi olmasını hedeflerken, Türkiye yükseköğretim yasalarına uygun bir çözüm arıyor. Sürecin olumlu sonuçlanması durumunda yarım asırlık tartışma sona erebilir ve okul, Ortodoks dünyasının yeniden önemli bir eğitim merkezi haline gelebilir. Ruhban Okulu Nerede? Neden Bu Kadar Önemli? Heybeliada Ruhban Okulu, İstanbul’un Adalar ilçesinde, Heybeliada’da yer alıyor. Adanın merkezinde bulunan okul, aynı zamanda Aya Triada Manastırı’na bitişik konumda bulunuyor. Bu manastır, Bizans döneminden kalan köklü bir ruhani geçmişe sahip ve Fener Rum Patrikhanesi için manevi bir merkez niteliğinde.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.