#TÜİK

İLKHABER-Gazetesi - TÜİK haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, TÜİK haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye ekonomisi 2025 yılında yüzde 3,6 büyüdü Haber

Türkiye ekonomisi 2025 yılında yüzde 3,6 büyüdü

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından paylaşılan veriler, Türkiye ekonomisinin 2025 yılındaki büyüme performansını gözler önüne serdi. Uygulanan ekonomik program ve sergilenen piyasa performansı neticesinde Türkiye ekonomisi, bir önceki yıla oranla yüzde 3,6 oranında büyüme kaydetti. Bu sonuçla birlikte Türkiye, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) bünyesindeki ülkeler arasında ekonomisi en hızlı yükselen ilk üç ülke arasındaki yerini sağlamlaştırdı. Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'yı (GSYH) oluşturan ana faaliyet alanları detaylandırıldığında, 2025 yılının parlayan yıldızı inşaat sektörü oldu. Sektör, bir önceki yıla göre yüzde 10,8 oranında bir genişleme göstererek tüm faaliyet alanları arasında en yüksek büyüme oranına ulaştı. Sektör temsilcileri, konut üretimi, kentsel dönüşüm projeleri ve altyapı yatırımlarının bu ivmelenmede kritik rol oynadığını ifade etti. İNŞAAT SEKTÖRÜ EKONOMİNİN ANA TAŞIYICISI OLDU Gayrimenkul Yatırımcıları Derneği (GYODER) Başkanı Neşecan Çekici, verilerin sektörün stratejik konumunu teyit ettiğini vurguladı. Çekici, "Sektör yeniden büyümenin ana taşıyıcılarından biri haline geldi" diyerek inşaatın çarpan etkisine dikkat çekti. İnşaatın sadece kendi üretimiyle sınırlı kalmadığını belirten Çekici, "İnşaat, yalnızca kendi üretimiyle değil, çimento, demir-çelik, seramik, cam, boya, mobilya, lojistik, mimarlık ve mühendislik, finans, sigorta ve gayrimenkul hizmetleri gibi çok geniş bir ekosistemi aynı anda harekete geçiren bir çarpan etkisine sahip. Bu nedenle inşaattaki ivmelenme sanayiden hizmetlere, istihdamdan vergi gelirlerine kadar ekonominin birçok kalemine yayılıyor" ifadelerini kullandı. İstihdam verilerine de değinen Çekici, sektördeki ücretli çalışan sayısının son bir yılda 1,8 milyondan 2 milyon seviyesine çıktığını kaydetti. Deprem bölgesindeki yeniden inşa süreçlerinin ve kamu-özel sektör iş birliklerinin üretim kapasitesini canlı tuttuğunu belirten Çekici, sürdürülebilir bir yapı için finansmana erişim, maliyet istikrarı ve öngörülebilir planlama süreçlerinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çekici, "İnşaatın büyümeye katkısının 2026'da da devam etmesini bekliyoruz" diyerek, bu yıl özellikle nitelikli ve gerçek talebe hitap eden projelerin öne çıkacağını öngördü. FİNANSMANA ERİŞİM VE ÜRETİM SÜREKLİLİĞİ VURGUSU Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER) Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Yılmaz, inşaatın yüzde 10,8'lik büyüme oranının 250 alt sektörü doğrudan etkilediğini hatırlattı. Deprem bölgesindeki çalışmaların dünyaya örnek teşkil ettiğini belirten Yılmaz, "Sektörümüz hem deprem bölgesindeki yeniden inşa süreci hem de ülke genelindeki üretim hareketliliğiyle ekonomiye güçlü katkı sunmaya devam etmektedir. Ancak bu katkının sürdürülebilir bir lokomotif etkiye dönüşebilmesi için finansmana erişimin iyileştirilmesi ve üretim sürekliliğinin desteklenmesi büyük önem taşımaktadır" dedi. 2026 yılı için iyimser beklentilerini koruyan Yılmaz, bu ivmenin korunabilmesi için arsa ve finansman politikalarının entegre bir şekilde ele alınması gerektiğini dile getirdi. Kamu tarafından planlı arsa üretiminin teşvik edilmesi gerektiğini savunan Yılmaz, "2026'da ivmenin korunması mümkündür ancak bunun için planlı arsa politikaları ile erişilebilir finansman mekanizmalarının eş zamanlı olarak hayata geçirilmesi gerekmektedir" değerlendirmesinde bulundu. BÖLGESEL GÜVENLİ LİMAN TÜRKİYE İnşaatçılar ve Gayrimenkul Geliştiricileri Derneği (İNDER) Başkanı Engin Keçeli, Türkiye'nin jeopolitik konumuna ve güvenilirliğine vurgu yaptı. Keçeli, "Bu yıl çok daha iyi olacak. Bölgemizde olumsuzluk ve sıkıntı olmasını asla istemeyiz ancak tüm dünya gördü ki bu bölgede en güvenli liman Türkiye. Ülkemizin kıymeti yeniden anlaşılıyor. Bu nedenle 2026 yılının 2025'ten daha iyi olacağını düşünüyoruz" açıklamasını yaptı. Keçeli, artan konut talebi ve yeni ruhsat sayılarındaki yükselişin arz artışını zorunlu kıldığını, bunun da büyümeyi otomatik olarak destekleyeceğini ifade etti. Gayrimenkul ve İnşaat Platformu Başkanı Mustafa Ekiz ise büyümenin kalitesine odaklanılması gerektiğini belirtti. İnşaat dışı alanların da sürece dahil olmasının ekonomik dayanıklılığı artıracağını söyleyen Ekiz, kısa vadede inşaat ve yatırımların desteğinin süreceğini, ancak uzun vadede teknoloji ve yüksek katma değerli üretim alanlarında dönüşümün hızlanması gerektiğini aktardı.

Kadınların eğitimden siyasete yükselişi: TÜİK raporu yayımlandı Haber

Kadınların eğitimden siyasete yükselişi: TÜİK raporu yayımlandı

TÜİK tarafından yayımlanan “İstatistiklerle Kadın 2025” raporu Türkiye’de kadınların demografik, sosyal ve ekonomik durumuna ilişkin dikkat çeken veriler sundu. Rapora göre Türkiye nüfusunun neredeyse yarısını kadınlar oluştururken, kadınların yaşam süresi, eğitim düzeyi ve toplumsal hayattaki temsili son yıllarda artış gösterdi. Ancak iş gücüne katılım, istihdam ve yönetici pozisyonlarında kadın oranının hâlâ erkeklerin gerisinde kaldığı görüldü. Türkiye nüfusunun yarısını kadınlar oluşturuyor Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) verilerine göre 31 Aralık 2025 itibarıyla Türkiye’de kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734 kişi, erkek nüfus ise 43 milyon 59 bin 434 kişi oldu. Buna göre toplam nüfusun: %49,98’ini kadınlar, %50,02’sini erkekler oluşturdu. Genel nüfus yapısında kadın ve erkek oranı dengeli görünse de yaş ilerledikçe tablo değişiyor. Özellikle ileri yaşlarda kadın nüfusunun daha fazla olduğu dikkat çekiyor. 60-74 yaş grubunda kadın oranı: %51,9 90 yaş ve üzeri kadın oranı: %69,7 Bu durum kadınların daha uzun yaşamalarıyla ilişkilendiriliyor. Kadınlar erkeklerden daha uzun yaşıyor Hayat Tabloları verilerine göre Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresi 78,1 yıl olarak hesaplandı. Cinsiyete göre ortalama yaşam süresi ise şöyle: Kadınlar: 80,7 yıl Erkekler: 75,5 yıl Buna göre kadınlar erkeklerden ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşıyor. Ancak sağlıklı yaşam süresi verileri farklı bir tablo ortaya koyuyor. Kadınlarda sağlıklı yaşam süresi: 56,3 yıl Erkeklerde sağlıklı yaşam süresi: 58,9 yıl Bu da erkeklerin sağlık sorunu yaşamadan geçirdikleri sürenin kadınlardan 2,6 yıl daha fazla olduğunu gösteriyor. Kadınların eğitim süresi artıyor Türkiye’de eğitim seviyesinde yıllar içinde önemli bir artış yaşandı. 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresi: Yıl Kadın Erkek Genel 2011 6,4 yıl 8,3 yıl 7,3 yıl 2024 8,8 yıl 10,2 yıl 9,5 yıl Bu verilere göre kadınların eğitim süresi son 13 yılda 2,4 yıl arttı. Kadınların %88’i en az bir eğitim düzeyini tamamladı Eğitim düzeyi verileri kadınların eğitimdeki ilerlemesini gösteriyor. 2024 yılı itibarıyla: Kadınların %88,3’ü en az bir eğitim düzeyini tamamladı Erkeklerde bu oran %97 oldu. 2008 yılında kadınlarda bu oran %67,5 seviyesindeydi. Böylece son yıllarda kadınların eğitim oranında ciddi bir artış yaşandığı görüldü. Yükseköğretim mezunu kadın oranı yükseldi Yükseköğretim mezunu oranı da son yıllarda önemli ölçüde arttı. 2008 yılında: Kadınlarda %7,1 Erkeklerde %11,2 olan yükseköğretim mezunu oranı, 2024 yılında: Kadınlarda %23,6 Erkeklerde %26,8 seviyesine çıktı. Eğitim seviyesi arttıkça kadınların iş gücüne katılımı artıyor Hanehalkı İşgücü Araştırması verilerine göre 2024 yılında: Genel iş gücüne katılım oranı: %54,2 Kadınlarda: %36,8 Erkeklerde: %72 Kadınların eğitim seviyesine göre iş gücüne katılım oranı ise şöyle: Okuryazar olmayan kadınlar: %14,6 Lise altı eğitim: %27,5 Lise mezunu: %38,5 Mesleki/teknik lise: %43,8 Yükseköğretim mezunu: %68,7 Bu tablo eğitim seviyesinin kadınların iş hayatına katılımını doğrudan etkilediğini gösteriyor. Kadın istihdamı erkeklerin yarısından az Türkiye’de 2024 yılında: Genel istihdam oranı: %49,5 Kadın istihdam oranı: %32,5 Erkek istihdam oranı: %66,9 Buna göre kadınların istihdam oranı erkeklerin yaklaşık yarısı seviyesinde kaldı. Kadın istihdamının en yüksek olduğu bölge: TR61 (Antalya, Isparta, Burdur): %39,3 En düşük olduğu bölge ise: TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari): %20,9 Kadınların yarı zamanlı çalışma oranı daha yüksek 2024 yılında yarı zamanlı çalışanların istihdam içindeki oranı %12,1 oldu. Cinsiyete göre: Kadınlar: %18,3 Erkekler: %9 Kadınların yarı zamanlı çalışma oranının erkeklerin yaklaşık iki katı olduğu görüldü. Küçük çocuğu olan kadınların istihdamı düşüyor Hanede 3 yaş altı çocuğu bulunan 25-49 yaş grubunda istihdam oranı: Kadınlarda: %26,9 Erkeklerde: %90,9 Bu veri çocuk bakımının kadınların iş hayatına katılımını önemli ölçüde etkilediğini gösteriyor. Siyaset ve diplomaside kadın temsili artıyor Türkiye’de son yıllarda kadınların siyasi ve diplomatik temsili artış gösterdi. 2025 itibarıyla: Kadın büyükelçi oranı: %28,4 Kadın milletvekili oranı: %19,9 TBMM’de 592 milletvekilinin: 118’i kadın 474’ü erkek oldu. Üniversitelerde kadın akademisyen oranı yükseldi Yükseköğretimde kadın akademisyen oranı da artış gösterdi. Kadın profesör oranı: %34,9 Kadın doçent oranı: %43,3 Üst düzey yöneticilerde kadın oranı %21,5 Üst ve orta düzey yönetici pozisyonlarında kadınların oranı: 2012: %14,4 2024: %21,5 Borsa İstanbul’da işlem gören BIST 50 şirketlerinin yönetim kurullarında kadın oranı %18,3 oldu. Kadın Ar-Ge personel oranı %34,2 2024 yılı verilerine göre kadınların Ar-Ge personeli içindeki payı %34,2 olarak hesaplandı. Sektörlere göre dağılım: Yükseköğretim: %47,9 Kamu: %30,6 Özel sektör: %28,2 Kadınlar ortalama 26 yaşında evleniyor Evlenme istatistiklerine göre 2025 yılında: Kadınların ortalama ilk evlenme yaşı: 26,0 Erkeklerin ortalama ilk evlenme yaşı: 28,5 En yüksek evlenme yaşı: Tunceli: kadın 29,6 – erkek 32,4 En düşük evlenme yaşı: Kilis: kadın 23,7 Şanlıurfa: erkek 26,4 Boşanmalarda çocukların velayeti çoğunlukla anneye veriliyor 2025 yılında kesinleşen boşanma davalarında çocukların velayeti: %74,6 oranında anneye %25,4 oranında babaya verildi. Kadınların %30’u yoksulluk riski altında Yoksulluk ve yaşam koşulları araştırmasına göre 2025 yılında: Toplam nüfusun %27,9’u yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında. Cinsiyete göre: Kadınlar: %30,1 Erkekler: %25,6 Kadınların en çok maruz kaldığı şiddet psikolojik şiddet Kadına yönelik şiddet araştırmasına göre kadınların hayatlarının herhangi bir döneminde maruz kaldıkları şiddet türleri şöyle: Psikolojik şiddet: %28,2 Ekonomik şiddet: %18,3 Fiziksel şiddet: %12,8 Israrlı takip: %10,9 Dijital şiddet: %8,3 Cinsel şiddet: %5,4 Şiddete maruz kalan kadınların %39,5’i en fazla eş veya eski eşlerinden şiddet gördüğünü belirtti.

Şubat 2026'da en çok kazandıran yatırım aracı açıklandı Haber

Şubat 2026'da en çok kazandıran yatırım aracı açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Şubat 2026 dönemine ilişkin finansal yatırım araçlarının reel getiri oranlarını yayımladı. Verilere göre aylık bazda yatırımcısına en yüksek reel kazancı BIST 100 endeksi sağlarken, yıllık bazda en yüksek getirinin külçe altında gerçekleştiği görüldü. Dolar ise hem aylık hem de yıllık değerlendirmelerde yatırımcısına kaybettiren araçlar arasında yer aldı. TÜİK verilerine göre Şubat 2026’da finansal yatırım araçlarının reel getirileri üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ve tüketici fiyat endeksi (TÜFE) baz alınarak hesaplandı. Buna göre BIST 100 endeksi aylık bazda en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu. Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde BIST 100 endeksi yatırımcısına %7,61, TÜFE ile indirgendiğinde ise %7,06 oranında reel kazanç sağladı. Aynı dönemde külçe altın da güçlü performans göstererek Yİ-ÜFE’ye göre %5,57, TÜFE’ye göre ise %5,03 oranında reel getiri sundu. Öte yandan mevduat faizi sınırlı kazanç sağlarken bazı yatırım araçları yatırımcısına kaybettirdi. Şubat ayında Yİ-ÜFE ile hesaplandığında mevduat faizi %0,49 reel getiri sağladı. Buna karşın Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) %0,35, Euro %0,54 ve Amerikan Doları %1,30 oranında reel kayıp yaşattı. TÜFE bazlı hesaplamada ise mevduat faizi %0,03 getiri sağlarken, DİBS, Euro ve dolar yatırımcısına kaybettirdi. Üç aylık dönemde Borsa zirvede Ocak–Şubat–Mart dönemini kapsayan üç aylık değerlendirmede de BIST 100 endeksi en yüksek reel getiriyi sağlayan yatırım aracı oldu. Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde %21,15, TÜFE ile indirgendiğinde ise %17,85 oranında reel kazanç sağlayan borsa, yatırımcısının yüzünü güldürdü. Aynı dönemde Amerikan Doları ise yatırımcısına en fazla kaybettiren araç oldu. Dolar, Yİ-ÜFE’ye göre %2,46, TÜFE’ye göre ise %5,12 oranında reel kayıp yaşattı. Altı aylık kazançta altın öne çıktı Altı aylık değerlendirmede yatırım araçları arasında en yüksek reel getiriyi külçe altın sağladı. Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde altın %48,45, TÜFE ile indirgendiğinde ise %42,09 oranında yatırımcısına kazanç sundu. Bu dönemde Amerikan Doları en fazla kaybettiren yatırım aracı olarak öne çıktı. Dolar Yİ-ÜFE’ye göre %3,85, TÜFE’ye göre ise %7,97 oranında reel kayıp yaşattı. Yıllık bazda kazanç şampiyonu altın Finansal yatırım araçları yıllık bazda değerlendirildiğinde en yüksek reel getiri yine külçe altında gerçekleşti. Altın, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde %67,25, TÜFE ile indirgendiğinde ise %62,20 oranında yatırımcısına kazandırarak listenin zirvesine yerleşti. Yıllık değerlendirmede diğer yatırım araçlarının performansı ise şöyle oldu: BIST 100: Yİ-ÜFE’ye göre %11,73 – TÜFE’ye göre %8,36 kazanç Euro: Yİ-ÜFE’ye göre %7,50 – TÜFE’ye göre %4,26 kazanç DİBS: Yİ-ÜFE’ye göre %5,06 – TÜFE’ye göre %1,89 kazanç Mevduat faizi: Yİ-ÜFE’ye göre %5,00 – TÜFE’ye göre %1,83 kazanç Amerikan Doları: Yİ-ÜFE’ye göre %5,36 – TÜFE’ye göre %8,22 kayıp

TÜİK: Türkiye nüfusunun yüzde 49,98'ini kadınlar, yüzde 50,02'sini erkekler oluşturdu Haber

TÜİK: Türkiye nüfusunun yüzde 49,98'ini kadınlar, yüzde 50,02'sini erkekler oluşturdu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı İstatistiklerle Kadın verisini paylaştı. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla, kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734 kişi, erkek nüfus 43 milyon 59 bin 434 kişi oldu. Diğer bir ifadeyle, toplam nüfusun yüzde 49,98'ini kadınlar, yüzde 50,02'sini ise erkekler oluşturdu. Kadınlar ile erkekler arasındaki bu oransal denge, kadınların daha uzun yaşaması nedeniyle, 60 ve daha yukarı yaş grubundan itibaren kadınların lehine değişti. Kadın nüfusun oranı, 60-74 yaş grubunda yüzde 51,9 iken 90 ve üzeri yaş grubunda yüzde 69,7 oldu. KADINLARIN ERKEKLERDEN 5,2 YIL DAHA UZUN YAŞADIĞI GÖRÜLDÜ Hayat Tabloları sonuçlarına göre doğuşta beklenen yaşam süresi 2022-2024 döneminde Türkiye geneli için 78,1 yıl iken kadınlarda 80,7 yıl, erkeklerde 75,5 yıl oldu. Genel olarak kadınların erkeklerden daha uzun yaşadığı ve doğuşta beklenen yaşam süresi farkının 5,2 yıl olduğu görüldü. DOĞUŞTA SAĞLIKLI YAŞAM SÜRESİ KADINLARDA 56,3 YIL OLDU Belirli bir yaştaki kişinin günlük hayattaki faaliyetlerini sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısını ifade eden sağlıklı yaşam süresi, 2022-2024 döneminde sıfır yaşında bulunan bir kişi için Türkiye genelinde 57,6 yıl iken kadınlarda 56,3 yıl, erkeklerde 58,9 yıl oldu. Buna göre, erkeklerin doğuşta sağlıklı yaşam süresinin kadınlardan 2,6 yıl daha uzun olduğu görüldü. ORTALAMA EĞİTİM SÜRESİ KADINLARDA 8,8 YIL OLDU Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresinin yıllara göre arttığı görüldü. Türkiye geneli için 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresi 2011 yılında 7,3 yıl, kadınlarda 6,4 yıl, erkeklerde 8,3 yıl iken, 2024 yılında Türkiye genelinde 9,5 yıl, kadınlarda 8,8 yıl, erkeklerde 10,2 yıl oldu. EN AZ BİR EĞİTİM DÜZEYİNİ TAMAMLAYAN 25 VE DAHA YUKARI YAŞTAKİ KADINLARIN ORANI YÜZDE 88,3 OLDU Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranının 2008-2024 yılları arasında arttığı görüldü. En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki bireylerin toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında yüzde 75,1 iken 2024 yılında yüzde 92,6 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 67,5, erkeklerin oranı yüzde 82,8 iken, bu oran 2024 yılında kadınlarda yüzde 88,3, erkeklerde ise yüzde 97,0 oldu. YÜKSEKÖĞRETİM MEZUNU OLAN 25 VE DAHA YUKARI YAŞTAKİ KADINLARIN ORANI YÜZDE 23,6 OLDU Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre yüksekokul ve fakülte, yüksek lisans ve doktora mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında yüzde 9,1 iken 2024 yılında yüzde 25,2 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 7,1, erkeklerin oranı yüzde 11,2 iken bu oran 2024 yılında kadınlarda yüzde 23,6, erkeklerde ise yüzde 26,8 oldu. ANNESİ YÜKSEKÖĞRETİM MEZUNU OLANLARIN YÜZDE 84,4'ÜNÜN YÜKSEKÖĞRETİM MEZUNU OLDUĞU GÖRÜLDÜ Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre ebeveynin tamamladığı eğitim düzeyine göre ferdin tamamladığı eğitim düzeyi oranına bakıldığında, ebeveynin eğitim seviyesi yükseldikçe bireyin eğitim düzeyinin yükseldiği görüldü. Annesi yükseköğretim mezunu olan 25 yaş ve üzeri nüfusun 2024 yılında yüzde 84,4'ünün yükseköğretim mezunu olduğu görüldü. YÜKSEKÖĞRETİM MEZUNU KADINLARIN İŞGÜCÜNE KATILIM ORANI YÜZDE 68,7 OLDU Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2024 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun işgücüne katılma oranının yüzde 54,2 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 36,8, erkeklerde ise yüzde 72,0 oldu. İşgücüne katılma oranı eğitim durumuna göre incelendiğinde, kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne daha fazla katıldıkları görüldü. Okuryazar olmayan kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 14,6, lise altı eğitimli kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 27,5, lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 38,5, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 43,8 iken, yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 68,7 oldu. KADINLARIN İSTİHDAM ORANININ ERKEKLERİN YARISINDAN DAHA AZ OLDUĞU GÖRÜLDÜ Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2024 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun istihdam oranının yüzde 49,5 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 32,5, erkeklerde ise yüzde 66,9 oldu. En yüksek istihdam oranı yüzde 54,7 ile TR61 (Antalya, Isparta, Burdur) bölgesinde, en düşük istihdam oranı ise yüzde 39,5 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) ve TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgelerinde gerçekleşti. En yüksek kadın istihdam oranı, yüzde 39,3 ile TR61 (Antalya, Isparta, Burdur) bölgesinde, en düşük kadın istihdam oranı ise yüzde 20,9 ile TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgesinde gerçekleşti. En yüksek erkek istihdam oranı, yüzde 72,3 ile TR21 (Tekirdağ, Edirne, Kırklareli) bölgesinde, en düşük erkek istihdam oranı ise yüzde 59,0 ile TRC2 (Şanlıurfa, Diyarbakır) bölgesinde gerçekleşti. KADINLARIN İSTİHDAMDA YARI ZAMANLI ÇALIŞMA ORANI YÜZDE 18,3 OLDU Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre yarı zamanlı çalışanların istihdam içindeki oranının 2024 yılında yüzde 12,1 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 18,3, erkeklerde ise yüzde 9,0 oldu. HANESİNDE 3 YAŞIN ALTINDA ÇOCUĞU OLAN 25-49 YAŞ GRUBUNDAKİ KADIN İSTİHDAM ORANI YÜZDE 26,9 OLDU Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki bireylerin istihdam oranı, 2014 yılında yüzde 59,8 iken 2024 yılında yüzde 60,0 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2024 yılında hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının yüzde 26,9, erkeklerin istihdam oranının ise yüzde 90,9 olduğu görüldü. KADIN BÜYÜKELÇİ ORANI YÜZDE 28,4 OLDU Dışişleri Bakanlığı verilerine göre kadın büyükelçi oranı 2011 yılında yüzde 11,9 iken 2025 yılında yüzde 28,4 oldu. Erkek büyükelçi oranı ise 2011 yılında yüzde 88,1 iken 2025 yılında yüzde 71,6 oldu. KADIN MİLLETVEKİLİ ORANI YÜZDE 19,9 OLDU Türkiye Büyük Millet Meclisi verilerine göre 2025 yıl sonu itibarıyla 592 milletvekili içerisinde kadın milletvekili sayısının 118, erkek milletvekili sayısının ise 474 olduğu görüldü. Meclisteki kadın milletvekili oranı 2007 yılında yüzde 9,1 iken, 2025 yılında yüzde 19,9 oldu. YÜKSEKÖĞRETİMDE GÖREVLİ PROFESÖRLER İÇİNDE KADIN PROFESÖR ORANI YÜZDE 34,9 OLDU Yükseköğretim İstatistiklerine göre yükseköğretimde görevli profesörler içerisindeki kadın profesör oranı 2010-2011 öğretim yılında yüzde 27,6 iken 2024-2025 öğretim yılında yüzde 34,9 oldu. Yükseköğretimde görevli doçentler içerisindeki kadın doçent oranı ise, 2010-2011 öğretim yılında yüzde 32,2 iken 2024-2025 öğretim yılında yüzde 43,3 oldu. ÜST VE ORTA DÜZEY YÖNETİCİ POZİSYONUNDAKİ KADIN ORANI YÜZDE 21,5 OLDU Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı 2012 yılında yüzde 14,4 iken 2024 yılında yüzde 21,5 oldu. Borsa İstanbul'da işlem gören en büyük 50 şirketin (BİST 50) yönetim kurulu üyelerine bakıldığında, 2016 yılında yüzde 12,2 olan kadın üye oranı 2025 yılında yüzde 18,3 oldu. KADIN ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME (AR-GE) PERSONELİNİN ORANI YÜZDE 34,2 OLDU Belirli bir dönemde (genellikle bir takvim yılı) bir kişi ya da grup tarafından Ar-Ge faaliyetleri için harcanan sürenin aynı dönemde çalışılan toplam süreye bölünmesi yoluyla hesaplanan Tam Zaman Eşdeğeri (TZE), 0 ile 1 arasında bir değer alarak uluslararası Ar-Ge personeli karşılaştırmalarında kullanılmaktadır. Araştırma-Geliştirme Faaliyetleri Araştırması sonuçlarına göre, TZE cinsinden kadın Ar-Ge personel sayısı, 2024 yılında 106 bin 74 kişi ile toplam Ar-Ge personel sayısının yüzde 34,2'sini oluşturdu. Sektörler itibarıyla TZE cinsinden kadın Ar-Ge personel oranı, yükseköğretimde yüzde 47,9, kâr amacı olmayan kuruluşların da dâhil edildiği genel devlette yüzde 30,6, mali ve mali olmayan şirketlerde ise yüzde 28,2 oldu. ORTALAMA İLK EVLENME YAŞI KADINLARDA 26,0 OLDU Evlenme İstatistiklerine göre resmi olarak ilk evliliğini 2025 yılında yapmış olan kadınların ortalama evlenme yaşı 26,0 iken erkeklerin ortalama evlenme yaşı 28,5 oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en yüksek olduğu il, kadınlarda 29,6 yaş, erkeklerde 32,4 yaş ile Tunceli oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en düşük olduğu il ise kadınlarda 23,7 yaş ile Kilis, erkeklerde 26,4 yaş ile Şanlıurfa oldu. KADINLARIN YÜZDE 17,0'ININ EĞİTİM SEVİYELERİNİN EŞLERİNDEN DAHA YÜKSEK OLDUĞU GÖRÜLDÜ ADNKS sonuçlarına göre resmi evliliklerde eşler arasındaki eğitim farkı incelendiğinde, 2024 yılında kadınların yüzde 38,3'ünün kendilerinden daha yüksek eğitimli erkeklerle evli olduğu görüldü. Eşlerinden daha yüksek eğitimli olan kadınların oranının yüzde 17,0, eğitim seviyeleri aynı olan eşlerin oranının ise yüzde 43,3 olduğu görüldü. KESİNLEŞEN BOŞANMA DAVALARI SONUCU ANNENİN VELAYETİNE VERİLEN ÇOCUK ORANI YÜZDE 74,6 OLDU Boşanma İstatistiklerine göre 2025 yılında kesinleşen boşanma davaları sonucu çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Annenin velayetine verilen çocuk oranı yüzde 74,6 iken babanın velayetine verilen çocuk oranı ise yüzde 25,4 oldu. YAPAY ZEKA KULLANAN KADINLARIN ORANI YÜZDE 18,8 OLDU Yapay Zeka İstatistiklerine göre İnternet kullanan bireylerden üretken yapay zeka kullandığını beyan edenlerin oranı 2025 yılında yüzde 19,2 oldu. Bu oran kadınlarda yüzde 18,8 iken erkeklerde yüzde 19,4 oldu. Yapay zeka kullanma oranı yaş gruplarına göre incelendiğinde, en fazla yapay zeka kullanan bireylerin yüzde 39,4 ile 16-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubundaki kadınların yüzde 40,5'inin, erkeklerin ise yüzde 38,3'ünün yapay zeka kullandığı görüldü. BEYİN GÖÇÜ ORANI KADINLARDA YÜZDE 1,6 OLDU Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistiklerine göre yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı 2024 yılında yüzde 2,0 oldu. Bu oran kadınlarda yüzde 1,6 iken erkeklerde yüzde 2,4 oldu. YOKSULLUK VEYA SOSYAL DIŞLANMA RİSKİ ALTINDA OLAN KADINLARIN ORANI YÜZDE 30,1 OLDU Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistiklerine göre yaş gruplarına göre yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranına bakıldığında, 2025 yılında toplam nüfusun yüzde 27,9'unun risk altında olduğu, bu oranın kadınlarda yüzde 30,1 iken erkeklerde yüzde 25,6 olduğu görüldü. Aynı oranlara 18-64 yaş grubu için bakıldığında, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunan kadınların oranı yüzde 28,4, erkeklerin oranı yüzde 21,8 olarak görüldü. KADINLARIN EN FAZLA MARUZ KALDIĞI ŞİDDET TÜRÜNÜN PSİKOLOJİK ŞİDDET OLDUĞU GÖRÜLDÜ Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması sonuçlarına göre yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların yüzde 28,2'sinin psikolojik şiddete, yüzde 18,3'ünün ekonomik şiddete, yüzde 12,8'inin fiziksel şiddete, yüzde 10,9'unun ısrarlı takibe, yüzde 8,3'ünün dijital şiddete ve yüzde 5,4'ünün cinsel şiddete uğradığı görüldü. Tamamlanan eğitim seviyesi ve şiddet türüne göre şiddete maruz kalmış kadınların oranı incelendiğinde, eğitim seviyesi yükseldikçe ekonomik şiddet azalırken ısrarlı takip ve dijital şiddetin arttığı görüldü. Ekonomik şiddet, bir okul bitirmeyen kadınlar için yüzde 31,8 iken yükseköğretim mezunlarında yüzde 8,9 oldu. Israrlı takip ise yükseköğretim mezunu kadınlar için yüzde 16,1 iken bir okul bitirmeyen kadınlar için yüzde 5,3 oldu. Dijital şiddet, yükseköğretim mezunu kadınlar için yüzde 13,4 iken bir okul bitirmeyen kadınlar için yüzde 2,2 oldu. Yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların yüzde 39,5 ile en fazla eş/eski eş/birlikte olduğu kişiler tarafından şiddete uğradığı görüldü. Fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddete maruz kalmış kadınların sırasıyla yüzde 56,0, yüzde 42,0 ve yüzde 38,3 oranları ile en fazla eş/eski eş/birlikte olduğu kişiler tarafından şiddete uğradığı görüldü. Ekonomik şiddete maruz kalmış kadınların yüzde 66,5 ile en fazla ailelerinden biri tarafından şiddete uğradığı görüldü. Israrlı takip ve dijital şiddete maruz kalmış kadınların sırasıyla yüzde 39,6 ve yüzde 62,3 oranları ile en fazla yabancı biri tarafından şiddete uğradığı görüldü.

MART 2026 KİRA ZAMMI NE KADAR OLDU? ÖRNEK MART 2026 KİRA HESAPLAMA Haber

MART 2026 KİRA ZAMMI NE KADAR OLDU? ÖRNEK MART 2026 KİRA HESAPLAMA

TÜİK’in açıkladığı 12 aylık ortalama TÜFE verisine göre Mart 2026 kira artış oranı %33,39 olarak belirlendi. Bu oran, konut ve iş yeri kiralarında uygulanabilecek tavan zam oranı anlamına geliyor. TÜİK ŞUBAT 2026 ENFLASYON VERİLERİNİ AÇIKLADI Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılı Şubat ayı enflasyon rakamlarını duyurdu. Açıklanan verilere göre: TÜFE aylık bazda %2,96 arttı Yıllık enflasyon %31,53 oldu On iki aylık ortalamalara göre artış %33,39 olarak gerçekleşti. Kira artış oranını belirleyen temel veri ise 12 aylık ortalama TÜFE oranı oluyor. Buna göre Mart 2026 kira artış oranı da netleşmiş oldu. MART 2026 KİRA ARTIŞ ORANI YÜZDE KAÇ OLDU? TÜİK’in açıkladığı son verilere göre Mart 2026 kira artış oranı yüzde 33,39 olarak belirlendi. Bu oran, konut ve iş yeri kiralarında ev sahiplerinin uygulayabileceği azami (tavan) zam oranı anlamına geliyor. Ev sahipleri bu oranın altında zam yapabiliyor ancak üzerinde artış yapamıyor. BU AY KİRAYA NE KADAR ZAM YAPILACAK? Mart ayında sözleşme yenileyecek kiracılar için uygulanabilecek en yüksek zam oranı %33,39 olacak. Örnek hesaplama: 10.000 TL kira → 13.339 TL 15.000 TL kira → 20.008 TL 20.000 TL kira → 26.678 TL 25.000 TL kira → 33.347 TL 30.000 TL kira → 40.017 TL Yeni kira bedeli, mevcut kira tutarına yüzde 33,39 artış uygulanarak hesaplanıyor. KİRA ZAM ORANI NASIL BELİRLENİYOR? Türk Borçlar Kanunu’na göre kira artış oranı, TÜFE’nin 12 aylık ortalamasına göre belirleniyor. TÜİK’in her ay açıkladığı enflasyon verileri doğrultusunda kira artış tavanı otomatik olarak netleşiyor. Mart 2026 itibarıyla açıklanan %33,39’luk oran, hem konut hem de iş yeri kiralarında uygulanabilecek üst sınır olarak geçerli olacak. EV SAHİPLERİ VE KİRACILAR NE YAPMALI? Kira sözleşmesi Mart ayında yenilenecek olan kiracılar, yeni kira tutarlarını bu oran üzerinden hesaplayabilecek. Uzmanlar, zam oranı konusunda yazılı sözleşme ve yasal sınırların dikkate alınması gerektiğini vurguluyor.van zam oranı anlamına geliyor. ÖRNEK MART 2026 KİRA HESAPLAMA Aşağıda farklı kira bedelleri için Mart 2026 kira artış hesaplama örnekleri yer alıyor: Örnek 1 Mevcut kira: 8.000 TL Zam oranı: %33,39 Zam tutarı: 2.671 TL Yeni kira: 10.671 TL Örnek 2 Mevcut kira: 12.000 TL Zam oranı: %33,39 Zam tutarı: 4.006 TL Yeni kira: 16.006 TL Örnek 3 Mevcut kira: 18.000 TL Zam oranı: %33,39 Zam tutarı: 6.010 TL Yeni kira: 24.010 TL Örnek 4 Mevcut kira: 25.000 TL Zam oranı: %33,39 Zam tutarı: 8.347 TL Yeni kira: 33.347 TL KİRA ZAMMI NASIL HESAPLANIR? Kira artış hesaplama formülü: Mevcut Kira x %33,39 = Zam Tutarı Mevcut Kira + Zam Tutarı = Yeni Kira Bedeli

Milyonlarca ev sahibi ve kiracı nefesini tuttu: Mart 2026 kira zammı için o saat işaret edildi! Haber

Milyonlarca ev sahibi ve kiracı nefesini tuttu: Mart 2026 kira zammı için o saat işaret edildi!

Mart ayı kira artış oranı 2026 hesaplamaları, milyonlarca vatandaşın bir numaralı gündem maddesi haline geldi. Şubat ayı enflasyon verilerinin netleşmesine kısa bir süre kala, kira sözleşmesini yenileyecek olanlar TÜİK'ten gelecek açıklamaya kilitlendi. Ocak ayında Tüketici Fiyat Endeksi'nin (TÜFE) aylık bazda yüzde 4,84 artmasıyla birlikte, kira artışlarında baz alınan 12 aylık TÜFE ortalaması yüzde 33,98 olarak kayıtlara geçmişti. Şimdi ise gözler yeni oranlarda. ENFLASYON VERİLERİ NE ZAMAN AÇIKLANACAK? Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 Şubat ayı enflasyon verilerini 3 Mart 2026 Salı günü saat 10.00'da kamuoyuyla paylaşacak. Bu veri ile birlikte Mart ayı boyunca geçerli olacak resmi kira artış tavanı da kesinleşmiş olacak. EKONOMİSTLERİN ŞUBAT AYI ENFLASYON BEKLENTİSİ 33 ekonomistin katılımıyla gerçekleştirilen beklenti anketine göre, Şubat ayı enflasyonunun aylık bazda ortalama yüzde 2,87 oranında artması öngörülüyor. Ekonomistlerin tahminleri yüzde 2,30 ile yüzde 3,39 aralığında değişirken, bu beklentilerin gerçekleşmesi durumunda 12 aylık TÜFE ortalamasının (kira artış oranı) yukarı yönlü ivmelenmesi bekleniyor. KİRA ARTIŞ ORANI NASIL HESAPLANIR? Türk Borçlar Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca kira artışları, bir önceki kira yılındaki 12 aylık TÜFE ortalamasına göre belirlenmektedir. 1 Temmuz 2024 tarihinde sona eren yüzde 25'lik sınır uygulamasının ardından kira zamları tamamen bu ortalamaya endeksli hale gelmiştir. "Kira sözleşmesinde farklı bir oran belirtilmişse ve bu oran TÜFE’yi aşmıyorsa, sözleşmedeki oran geçerli olabiliyor" kuralı iş yerleri için esneklik sağlasa da konutlarda üst sınır TÜFE ortalamasıdır. ADIM ADIM KİRA ZAMMI HESAPLAMA ÖRNEĞİ Eğer mevcut kira bedeliniz 10.000 TL ise ve açıklanan 12 aylık TÜFE ortalaması yüzde 43,23 seviyesindeyse hesaplama şu şekilde yapılır: MEVCUT KİRA: 10.000 TL ZAM ORANI: %43,23 ARTIŞ MİKTARI: 4.323 TL YENİ KİRA BEDELİ: 14.323 TL Ev sahipleri bu oranın altında bir artış yapma hakkına sahip olsa da, bu rakamın üzerinde bir zam talep etmeleri yasal olarak mümkün değildir.

Tarımsal girdi maliyetleri 2025'i yükselişle kapattı: Veteriner harcamaları zirveye yerleşti Haber

Tarımsal girdi maliyetleri 2025'i yükselişle kapattı: Veteriner harcamaları zirveye yerleşti

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), tarım sektöründeki maliyet baskısını gösteren 2025 yılı Aralık ayı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) verilerini kamuoyuyla paylaştı. Veriler, tarımsal üretim maliyetlerinin yıl sonunda ivme kazandığını ortaya koyuyor. Özellikle hayvancılık sektörünü yakından ilgilendiren veteriner harcamalarındaki artış, hem aylık hem de yıllık bazda tüm kalemlerin önüne geçti. YILLIK MALİYET ARTIŞI %33 SEVİYESİNİ GEÇTİ Tarım-GFE verilerine göre, 2025 yılının son ayında endeks bir önceki aya kıyasla yüzde 1,30 oranında artış gösterdi. Yıllık tabloya bakıldığında ise maliyetlerdeki yükseliş çok daha belirgin hale geldi. Bir önceki yılın Aralık ayına göre kaydedilen yüzde 33,15'lik artış, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 32,50 olarak gerçekleşti. Bu durum, tarımsal girdilerdeki fiyat baskısının yıl boyunca istikrarlı bir şekilde sürdüğünü kanıtlıyor. VETERİNER HARCAMALARI ÜRETİCİYİ ZORLUYOR Endeksin alt kırılımları incelendiğinde, en çarpıcı yükseliş veteriner harcamalarında gözlendi. Veteriner masrafları, yıllık bazda yüzde 72,78 artış göstererek maliyetlerin en çok katlandığı grup oldu. Bu kalemdeki yükseliş Aralık ayında da durmadı; aylık bazda yüzde 6,43'lük artışla yine en yüksek değişim bu grupta yaşandı. Hayvan sağlığı giderlerindeki bu keskin yükseliş, hayvansal üretim yapan işletmelerin bütçesini doğrudan etkiledi. YATIRIM VE HİZMET GRUPLARINDAKİ SON DURUM Ana gruplar bazında yapılan analizde, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinin aylık yüzde 1,14 arttığı görüldü. Tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerdeki artış ise aylık yüzde 2,28 olarak hesaplandı. Yıllık bazda incelendiğinde ise tarımda kullanılan mal ve hizmetlerde yüzde 34,48'lik bir artış yaşanırken, yatırım amaçlı harcamalar yüzde 25,56 oranında yükseldi. Bu veriler, üretimde kullanılan temel girdilerin yatırım kalemlerine göre daha hızlı pahalandığını gösteriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.