#Türk Eczacıları Birliği

İLKHABER-Gazetesi - Türk Eczacıları Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türk Eczacıları Birliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Adana Eczacı Odası Başkanı Ezgi  Elekarışmaz : “Hastaların ilaca erişimi giderek zorlaşıyor” Haber

Adana Eczacı Odası Başkanı Ezgi Elekarışmaz : “Hastaların ilaca erişimi giderek zorlaşıyor”

28 Eylül 2025 tarihinde yapılan seçimlerde Adana Eczacı Odası’nda seçilen ilk kadın başkan olan Ezgi Elekarışmaz, özellikle son beş yılda yaşanan pandemi, deprem, bölgedeki savaşlar ve birçok nedenle ülke ekonomisinin etkilendiğini belirterek, “Dolayısıyla tüm bunlarla beraber artan üretim maliyetleri, tedarik sorunları, lojistik sıkıntılar ilaç sanayiini etkilemiştir. Bu da sonuç olarak eczacıların, dolayısıyla da giderek artan yaşlı nüfusa sahip ülkemizde hastaların ilaca ulaşımını gittikçe güçleştiren bir tablo ortaya çıkarmaktadır” dedi. İlkhaber Gazetesi'nden Serhat ŞANLI'nın haberine göre; Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH)’da ilaca ayrılan bütçenin giderek düştüğüne dikkat çeken Ezgi Elekarışmaz, “Ülkemiz Gayrisafi Yurt İçi Hasılası içindeki payı 2009’dan beri yıllar içinde düzenli biçimde düşüş göstermiştir. Bu düşüşün neticesinde 2024 yılında bu oran %0,76 düzeyine kadar gerilemiştir.” diye konuştu. İLAÇ YOKLARININ NEDENİ SABİT EURO KURU Ülkede ilaç eksikliğinin sabit döviz kurundan kaynaklandığına dikkat çeken Adana Eczacı Odası Başkanı Ezgi Elekarışmaz, “Vatandaşlar çoğu ilaçları bulamama konusunda şikayetçi. Hatta en ucuz ilaçları dahi bulmak çok zor hale geldi. Her ne kadar ülkemizde ilaç üretimi ve yurt dışından ilaç tedariği sürse de ülkemizde var olan ilaçta sabit döviz kuru politikasından kaynaklı olarak, tüm dünyada ve ülkemizde artan hammadde ve üretim maliyetlerinin karşılanmasında zorluklar yaşanmaktadır. Bunun yanında yurt dışından ilaç tedariğinde yaşanan sorunların başlıca nedeni de ülkemizde uygulanan ilaç fiyat kararnamesi ve sabit döviz kurudur. Ülkemizdeki ilaç fiyatları değişen ekonomik koşullarla güncellenmediği için yurt dışından getirtilebilecek özellikle yüksek teknoloji ile üretilen bazı kanser ilaçları, romatizma ilaçları, kan ile ilişkili ilaçları hastalarımızın kullanımına sunamamaktayız.” Sözlerine yer verdi. BİZ ECZACILAR İLAÇ FİYATLARININ DÜŞÜK OLMASINI İSTİYORUZ Eczacılar olarak ilaç fiyatlarının düşük olmasını istediklerini belirten Adana Eczacı Odası Başkanı Ezgi Elekarışmaz, şu açıklamalarda bulundu; “Biz eczacılar ilaç fiyatlarının düşük olmasını, ilacın ulaşılabilir olmasını istiyoruz. Ancak bugün gelinen noktada biraz önce değindiğim gibi ilaçta Avro kuru, mevcut Avro kurunun yüzde 60’ı olarak sabitlenmiş durumda. Bu da artan kur farkları ile ilaç endüstrisinin mücadele etmesini güçleştirmektedir. Bu nedenle de piyasada ilaç bulmakta zorlanıyoruz. Yılda bir defa ile sınırlandırılan kur düzenlemesi nedeniyle ilaç fiyatlarında en son düzenleme Ekim 2024’te gerçekleşmişti. 19 Aralık 2025 tarihinde yayımlanan düzenleme ile ise bir yılı aşkın bir sürenin sonunda bir güncelleme daha gerçekleşti. İlaçta Avro kurunun güncellenmesinin yılda bir kere ile sınırlandırılması çoğu zaman gerçek Avro değerinin çok altında kalmasına neden oluyor ve sektörü oldukça zora sokuyor. HEP BERABER ÇALIMAMIZ GEREKTİĞİNİN FARKINDAYIZ Umut mücadele gerektirir, umudumuzu yeşertmek için hep beraber çok çalışmamız gerektiğinin farkındayız. Bugüne kadar bir sonuca ulaşamadığımız meslek hakkına giden yol için hep birlikte ve güçlü adımlar atılması en büyük önceliğimiz olmalı. Eczanelerimizin içinde bulunduğu ekonomik şartların ivedilikle düzeltilmesi; bunun için, sektörün üç bileşeninden biri olan biz eczacıların, hep kaybeden konumda bırakan uygulamalara son verilerek ‘İlaç Fiyat Kararnamesi’nde gerekli düzenlemelerin mutlaka yapılması gerektiğini yıllardan beri dile getiriyoruz. ÜLKEMİZDE 63 ECZACILIK FAKÜLTESİ BULUNUYOR 2005 yılında 12 olan Eczacılık Fakültesi sayısı, 2025 yılında 63'e çıktı. Bu fakültelerin sadece 17’si tam akredite eğitim veriyor. Devlet üniversitelerinde kontenjan azaltımına gidilmişse de vakıf ve özel üniversitelere kayan bu kontenjanlar nedeniyle mezun sayısında azalmaya gidilemedi. Mezun sayısı ise bu yıllar içinde 800’lerden 4000’lere çıkmış durumda. 6197 sayılı kanunda 2012 yılında yapılan değişiklikle eczane açabilmek için mezunlarımızın bir yıllık yardımcı eczacılık sürecini tamamlaması gerekiyor. Bu değişiklikle eczane sayılarına nüfus kriteri de getirildi. Bu nedenle mezun olduklarında yardımcı eczacılıklarını tamamlasalar dahi eczane açmakta zorlanıyorlar. Çünkü ülkemizde nüfusa göre eczane açılabilecek yer sayısı oldukça sınırlı durumda. Kamuda ise eczacı sayısı oldukça yetersiz. Eczacılıkta istihdam sorunu kanayan yaralarımızdan birisi. OECD ülkelerinde ise 2013 yılından 2023 yılına eczacı sayısında yalnızca yüzde 10’luk artış olduğu biliniyor. Bu da gelişen iş kolları ile birlikte eczacıların iş bulma ve çalışma koşullarında bir gerileme olmadığını düşündürüyor. MUAYENE KATILIM PAYI ECZACININ SORUMLULUĞU DEĞİLDİR Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile Türk Eczacıları Birliği (TEB)’miz arasında yapılan protokol hükümleri gereği, eczacıların devletin ödediği ilaçlardan katılım payları ve fiyat farkı alması gerekmektedir. Bu oran Emeklilerde yüzde 10, çalışanlarda ise yüzde 20’dir. Bunun haricinde bir reçetede daha ucuz eşdeğeri olan bir ilaç mevcutsa SGK o ilaç üzerinden ödeme yapıyor, bu nedenle de aradaki fark kadar fiyat farkı çıkıyor. Bu fiyat farkını ödememek için hastalarımız, reçetede yazan ve fiyat farkı çıkartan ilacın daha ucuz olan eşdeğerini talep edebilirler. Bunun dışında bir de hastaların daha önceki hastanelerde oldukları muayenelerden kaynaklanan muayene katılım payı ve her reçeteye ödedikleri reçete katılım payı mevcut. Bu ödemeler direkt olarak SGK tarafından eczacılardan tahsil edilmektedir. Bu fiyatların hiçbirini eczacı belirlemediği gibi, çıkan tüm ücretleri de tahsil etmesi yasal bir zorunluluk. Maalesef bu konuda hastalarımızla karşı karşıya geldiğimiz doğru. Ancak ödenen ücretlerin hiçbirinde sorumluluğumuz olmadığının bilinmesini isteriz. ATIK İLAÇLARIN ÇÖPLERE ATILMASI TEHLİKE YARATIR Evsel Atık İlaçların İmhası, Adana Eczacı Odası olarak hassasiyetle üzerinde durduğumuz bir konu. İlaç hastalıkların tedavisinde, önlenmesinde, teşhisinde kullanılan maddelere verilen genel addır. İhtiyacımız olmayan bir ilacı kullandığımız zaman bizlere faydasından çok zararı olur. Bu noktada evlerimizde bulunan, miadı geçmiş, bozulmuş, artık kullanılmayan atık ilaçların çöplere atılması, tuvalet ve lavabolara dökülmesi yeniden doğaya karışması anlamına gelmektedir. Bu da doğada bulunan hayvanlara, toprağa, suya karışması ve bizlere de geri dönmesi anlamına gelir. Bu da hem çevre hem de insan sağlığı için istenmeyen sonuçlar ve hastalıklar doğurabilir. MİADI GEÇMİŞ İLAÇLAR ECZANELERİMİZDE TOPLANIYOR Miadı geçmiş ilaçları Belediyelerimizle yaptığımız işbirliği ile eczanelerimizde bulunan Evsel Atık İlaç Toplama Kutuları’nda topluyoruz. Buradan eczanemizin olduğu ilçe belediyesi yetkilileri bu ilaçları alıyor ve kontrollü bir şekilde imha ediyor. Şimdilik Seyhan, Çukurova ve Sarıçam belediyelerimizle bu süreci yürütüyoruz. Yakında Yüreğir belediyesiyle de görüşme yapmak istiyoruz. YERLİ İLAÇ ÜRETİMİ ELBETTE DESTEKLEDİĞİMİZ BİR KONUDUR Yerli ilaç üretimi elbette desteklediğimiz bir konu. Dünyada ilaç ham maddesi olarak kullanılan yaklaşık 7900 farklı molekül olduğu biliniyor. Türkiye’de ağırlıklı olarak antibiyotik ve ağrı kesiciler gibi ilaçların üretimi yapılmaktadır. İlaç ham maddelerinin %80’inden fazlası ithalat yoluyla sağlanmaktadır. Bunun ötesinde 2017 yılında Türkiye’de yerli üretilebilen 70 kadar ilaç etkin maddesi bulunduğu ve bu sayının günümüzde çok daha düşük olduğu düşünülmektedir. Yeni ilaç üretiminde ise, ileri teknoloji gerektirmesi, artan maliyetler ve bu alana ayrılan bütçenin azlığı nedeniyle giderek azalmıştır. Ülkemizde İlaç Ar-Ge harcamalarının diğer endüstriler içindeki payı yüzde 1,8’dir. İlaç üretimi teşvik edilmeli ve yeni teknoloji girişimleri desteklenmelidir. İLACI ZEHİRDEN AYIRAN FARK, DOZUDUR Eczacılık ve eczacılarla ilgili yapılacak değişiklikler ve alınacak kararlar bizim nezdimizde değildir. Eczacının da olduğu toplantılar düzenlenmelidir, görüşlerimiz mutlaka alınmalıdır. Toplumsal düzen anlamında en düzenli işleyişe sahip biz eczacıların ayakta kalabilmesi için devlet destekleri ve kredi destekleri güncellenmelidir. İstihdama katkı sunmamız için İşkur ve KOSGEB ile çalışmalar planlanmalıdır. Sağlık profesyoneli olmayan sosyal medya etkileyicilerinin sağlığa dair ürünleri tanıtması engellenmelidir. Çünkü Paracelsus’un da dediği gibi ilacı zehirden ayıran fark, dozudur. Bu bilgilerin hastalara profesyonelinden aktarılması çok önemlidir. SEÇİLMİŞ İLK KADIN BAŞKAN OLMAK BİR ONUR Öncelikle eczacı kamuoyumuza bu görevi layık gördükleri için tekrar teşekkür etmek isterim. Bizler kadın erkek eşitliğini her zaman savunsak da temsiliyet anlamında kadınların azınlıkta olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Adana’da ilk seçilmiş Kadın Başkan olmak bu anlamda benim için bir onur. Aynı zamanda Adana Eczacı Odası tarihi boyunca eczacılık mesleğine yön veren bir meslek örgütü olmuştur. Bizler de bu dönem seçilen bütün ekibimizle, sağlık sisteminin en önemli bileşenlerinden biri olan eczacıları temsil edecek, tabandan güç alarak doğru politikalar üreten bir yapı olmaya devam edeceğiz. ECZACILARIMIZA TÜM HALKIMIZ SAHİP ÇIKMALI Yüzyıllardır insan sağlığının en yakın destekçisi olan biz eczacıların, halkımızın randevu almadan ulaşabildiği sağlık profesyonellerine sahip olması çok kıymetli ve bu kıymetin bilinmesi için biz eczacılara sahip çıkılması gerektiğini halkımıza bir kez de ben hatırlatmak isterim.”

Yalbuzdağ: İlaç eksikliği nedeniyle insanlar sağlığına kavuşamıyor Haber

Yalbuzdağ: İlaç eksikliği nedeniyle insanlar sağlığına kavuşamıyor

Türkiye’de her geçen gün yurttaşların ilaca erişiminde yaşanan sıkıntılar artıyor. Ülkemizdeki ilaç şirketleri paralel ticaret adı altında devlet izni ile satın aldıkları ilaçları yüksek fiyatlarla farklı ülkelere satışını gerçekleştiriyor. Ülke genelinde yaşanan ilaç bulma sorununa rağmen yapılan bu ticaret insanların sağlığına kavuşamamalarına neden oluyor. Tedaviye sunulan yeni nesil ilaçların yüzde 83’ü Türkiye’ye gelmiyor. ‘İLACA HALKIMIZIN ERİŞİMİ SAĞLANMALIDIR’ İlkhaber Gazetesi'nden Bayram BULUT'un haberine göre; Ülkede ilaç ihtiyacı sürerken, yaşanan paralel ilaç ticareti ve ülkeye gelmeyen ilaçlar konusunda Türk Eczacıları Birliği 4.Bölge Adana Eczacı Odası Ecz. Ö. Mürsel Yalbuzdağ tepki gösterdi. İnsanların tedavilerinde ciddi sorunların yaşandığını dile getiren Yalbuzdağ, “Tedaviye sunulan yeni nesil ilaçların yüzde 83’ü ne yazık ki ülkemize gelmemektedir. Bu nedenle de bu hastalıklardan muzdarip hastalarımız bu yeni teknoloji ilaçlardan ne yazık ki faydalanamamaktadır. Bu yüzdende ilaçların önündeki engellerin aşılması, ilaçla ilgili sorunların ortadan kaldırılması, ruhsatlandırma ile ilaç fiyat politikalarındaki düzenlemeler yapılarak, halkımızın sağlığına kavuşması için en yakın şekilde tasarruf tedbirleri olmadan ilaca halkımızın erişimi sağlanmalıdır” dedi. PARALEL TİCARET İLE İLAÇLAR FARKLI ÜLKELERE DAHA PAHALI SATILIYOR İlaç ticareti yapan şirketlerin yaptığı paralel ilaç ticaretine değinen Yalbuzdağ, “İlaç fiyat politikasından dolayı yurt dışından gelen ilaçlar Türkiye’de devlete ucuza satılıyor. Şirketlerin yurt dışında bu ilaçları daha pahalı satacakları yerler olduğu için ne yazık ki, paralel ticarette bu ilaçlar tekrar yurtdışına satılıyor. Bundan hem biz eczacılar, hem de ilaç firmaları zarar görüyor. Şuanda en basit örneği hastalara verilen antibiyotikleri bile bulmakta zorluk çekiyoruz. Depolardan 1-2 tane antibiyotik getirebiliyoruz” diye konuştu. İLAÇ FİYAT FARKI ARTACAK Toplam sağlık harcamalarının GSYH oranı 2021 yılında yüzde 4,6’dan, 2022 yılında yüzde 3.7 düştüğünü aktaran Yalbuzdağ, “Bu durum, geri ödeme kapsamında yer alan ilaçlarda kısıtlamalara gidilmesine neden olmuştur. Hastalarımızın cebinden çıkacak ilaç fiyat farkları daha da artmıştır. 2024 yılında katılım payı haricinde vatandaşlarımızın cebinden çıkacak ilaç fiyat farkının 20 milyar TL’yi bulacağını öngörüyoruz” ifadelerini kullandı. YARIM KALAN TEDAVİLER Yarım kalan tedaviler nedeni ile oluşan yeni komplikasyonların hasta güvenliğini ve sağlık bütçelerini daha fazla tehdit etmesi şeklinde özetlenebilecek pek çok istenmeyen sonucu da beraberinde getirdiğine vurgu yapan Yalbuzdağ, “Bu nedenle hastalarımızın tedavileri için ihtiyaç duydukları ilaçlara erişimi sağlanmalıdır. Ödemek durumunda kaldıkları ek tedavi maliyetlerinin azaltılmalıdır. Zamanında ve doğru müdahalelerle hastalıkların tedavisi ve engellemesi adına Ulusal Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içerisinde sağlığa ayrılan payın artırılması, sağlık bütçesi içerisinde ilaca uygun oranlarda pay ayrılması zaruridir” şeklinde konuştu.   SAĞLIKTA TASARRUF OLMAZ Sosyal güvenlik açıklarını kapatmak, enflasyon hedeflerini tutturmak adına toplum sağlığını olumsuz yönde etkileyecek hiçbir tasarruf tedbiri alınmamalısı gerektiğini işaret eden Yalbuzdağ sözlerini şöyle tamamladı; “Halk sağlığını koruma gayretindeki bir meslek grubunun temsilcileri olarak bu uyarıyı yapmayı görev biliyoruz ve diyoruz ki; sağlıktan tasarruf olmaz. İlaç stratejik bir üründür ve ilaçta dışa bağımlılık toplum sağlığı açısından ağır sonuçlara neden olmaktadır. Bu sonuçları zaman zaman hep birlikte yaşıyoruz. İlaç yokluklarının önüne geçebilmenin yolu, her ilaca kolayca erişebilmenin yolu kapsamlı bir yerli ilaç üretiminden geçmektedir. Ertelemeden, ötelemeden hemen bugün bu hedef için elimizden ne geliyorsa hayata geçirmek durumundayız.”

Türk Eczacıları Birliği depremzedelerin ilaca erişimi için 10 ilde 26 sahra eczanesi kurdu Haber

Türk Eczacıları Birliği depremzedelerin ilaca erişimi için 10 ilde 26 sahra eczanesi kurdu

HATAY (AA) - SEBAHATDİN ZEYREK /MAHMUT SERDAR ALAKUŞ - Türk Eczacıları Birliği tarafından Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından afetzedelerin ilaç ve tıbbi malzeme ihtiyacının karşılanması amacıyla 10 ilde birden fazla noktada oluşturulan sahra eczaneler ücretsiz hizmet veriyor.Merkez üssü Kahramanmaraş'ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan 11 ilin etkilendiği depremlerin hemen ardından birlik bünyesindeki eczacılar da ilaç temini amacıyla bölgede geçici eczane hizmeti sunmak için harekete geçti.Bu kapsamda, birlik tarafından büyük afetten etkilenen illerde belirlenen 26 noktada sahra eczanesi oluşturuldu.Tır, konteyner ve sahra çadır eczaneleri eczacıların bağışladığı ilaç ve malzemelerle 24 saat kesintisiz ve ücretsiz hizmet vermeyi sürdürüyor.Bölgeye gönüllü gelen eczacıların görev aldığı eczanelerde, depremzedelerin ihtiyaç duyduğu ilaç ve tıbbi malzemelerin dağıtımı kolluk kuvvetlerinin gözetiminde yapılıyor.Bu kapsamda, Hatay Eczacı Odası İskenderun Temsilciliği tarafından İskenderun Teknik Üniversitesi yerleşkesindeki iki prefabrik yapıya yerleştirilen ve raflara dizilerek ayrıştırılan ilaçlar, depremin üçüncü gününden bu yana ihtiyaç doğrultusunda depremzedelere veriliyor.Afetzedelerin ücretsiz ilaç alabildiği eczanelerde bebek maması, kişisel hijyen malzemesi, hasta ve çocuk bezi gibi ürünler de depremzedelere ücretsiz veriliyor.- "Bu hizmeti meslektaşlarımız gönüllülük esasıyla yapıyor"Türk Eczacıları Birliği İkinci Başkanı İhsan Orkun Yılmaz AA muhabirine, depremin ardından 54 eczacı odasının bir araya geldiğini, ülkedeki eczacıların yaptığı bağışlarla sahra eczanelerini kurmaya başladıklarını söyledi.Şu anda deprem bölgelerinde 26 sahra eczanenin hizmet verdiğini belirten Yılmaz, "Eczacı meslektaşlarımızın bağışladığı tüm ilaç, medikal malzeme, sarf malzemesi, hasta ve çocuk bezi, mama, el kremi gibi aklınıza gelen her türlü ihtiyaç malzemesini sahra eczanelerimizden hastalarımıza, vatandaşlarımıza ücretsiz olarak vermeye başladık. Bu sahra eczanelerimizde diyabet, astım, koah, hipertansiyon, kolesterol gibi her türlü kronik hastalıklarla ilgili ilaçlar da mevcut." dedi.Yılmaz, ilaçların yanı sıra ihtiyaç duyan afetzedelere koltuk değneği ve tekerlekli sandalye de temin ettiklerini belirtti.Eczacılar olarak iyi günde kötü günde hastaların yanında olduklarını dile getiren Yılmaz, "Vatandaşlarımızın, hastalarımızın yanında olmaya gayret gösteriyoruz. Onların gözlerindeki mutluluk bizim tüm emeğimizin karşılığı oluyor. Bu hizmeti de Türkiye'nin dört bir tarafından gelen meslektaşlarımız gönüllülük esasıyla yapıyor." ifadelerini kullandı.- "Deprem bölgesinde ilaç sıkıntısı yok"İhsan Orkun Yılmaz, deprem bölgesinde ilk günden bu yana ilaç sıkıntısı yaşanmaması için ellerinden geleni yaptıklarını anlatarak, 54 eczacı odasını depremden etkilenen illerde sorumlu olarak belirlediklerini aktardı.Her odanın eczacılarından oluşan ekiplerinin kendi bölgesinde üçer gün dönüşümlü kesintisiz hizmet verdiğini belirten Yılmaz, şöyle konuştu:"Deprem bölgesinde ilaç sıkıntısı yok. Bulunduğumuz sahra eczanesinde ilk günlerde günlük yaklaşık 10 bin kişiye hizmet verdik. Bugünlerde de günlük 3-4 bin civarında hastamıza hizmet vermeye devam ediyoruz. Depremde eczanesi zarar gören meslektaşlarımız da sahra eczanelerinde gönüllü hizmet vermeye çalışıyor. Bir kutu ilacı verirken içinden bir taneyi alıp, 'Ben bugün bu ilacı içtim gerisini size vereyim. Belki yarın başka birine lazım olur' diye geri veren hastalar var. Ya da ertesi gün evinde bazlama yapıp 'teşekkür ederim size' deyip getiren çok hastamızı gördük. Bunlar bizi çok duygulandıran konular."Depremde iş yeri hasar gören eczacı Selin Seda Satar ise zorlu bir süreç yaşadıklarını anlatarak, sahra eczanelerinde vatandaşlara yardım etmeye çalıştıklarını ifade etti.Satar, sıkıntılı günlerin geride kalacağına inandıklarını dile getirerek, "Çalışmak, insanlara yardım etmek istiyoruz. Bir şekilde her şeyi halledeceğimize inanıyoruz. O yüzden buradayız." diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.