Zona hastalığı nedir, belirtileri ve tedavi yöntemleri neler?
Zona hastalığı nedir, belirtileri ve tedavi yöntemleri neler?
Zona hastalığı, su çiçeğine neden olan virüsün yıllar sonra yeniden aktif hale gelmesiyle ortaya çıkıyor. Ağrılı döküntülerle seyreden hastalık, özellikle 50 yaş üzerindekilerde daha sık görülüyor.
Haber Giriş Tarihi: 27.01.2026 11:48
Haber Güncellenme Tarihi: 27.01.2026 11:52
Kaynak:
Haber Merkezi
Halk arasında "gece yanığı" olarak bilinen ve şiddetli ağrılara neden olan zona hastalığı, bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla ortaya çıkıyor. Uzmanlar, kalıcı sinir hasarını önlemek için ilk 72 saatin kritik olduğuna dikkat çekiyor.
ZONA HASTALIĞI NEDİR VE NEDEN OLUR?
Tıbbi literatürde "Herpes Zoster" olarak adlandırılan zona hastalığı, çocukluk döneminde geçirilen su çiçeğine neden olan "varicella-zoster" virüsünün vücudu terk etmeyip sinir köklerinde uykuya yatmasıyla oluşuyor. Yıllar boyunca sessiz kalan bu virüs; yaşlılık, stres, ağır enfeksiyonlar veya bağışıklık sistemini baskılayan tedaviler sonucunda yeniden aktif hale gelerek sinir lifleri boyunca cilde ilerliyor. Özellikle 50 yaş üzerindeki bireylerde risk artarken, 80 yaşına gelen her iki kişiden birinin zona olma ihtimali bulunduğu belirtiliyor.
ŞİDDETLİ AĞRI VE TEK TARAFLI DÖKÜNTÜLERE DİKKAT
Zonanın en belirgin özelliği, vücudun genellikle tek tarafını (sağ veya sol) şerit halinde saran ağrılı döküntülerdir. Hastalık, deri döküntüleri başlamadan önce ilgili bölgede yanma, karıncalanma, hassasiyet ve şiddetli ağrı ile kendini belli ediyor. İlerleyen süreçte içi sıvı dolu kabarcıklar, ateş, baş ağrısı ve ışığa duyarlılık gibi semptomlar tabloya eşlik ediyor. Uzmanlar, döküntülerin genellikle 10 gün içinde kabuk bağladığını, ancak iyileşme sürecinin 3 ila 5 haftayı bulabildiğini ifade ediyor.
TEDAVİDE İLK 72 SAAT KRİTİK EŞİK
Sağlık kaynakları, zona hastalığında erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurguluyor. Döküntülerin ortaya çıkmasından itibaren ilk 72 saat içerisinde antiviral tedaviye başlanması, hastalığın şiddetini azaltıyor ve iyileşme sürecini hızlandırıyor. Tedaviye geç kalındığında ise virüsün çoğalmaya devam ettiği ve "Postherpetik Nevralji" adı verilen, aylarca hatta yıllarca sürebilen kalıcı sinir ağrılarına yol açabileceği kaydediliyor. Özellikle göz çevresini tutan zona vakalarının (Oftalmik Zona), görme kaybına kadar varabilen ciddi komplikasyonlara neden olabileceği uyarısı yapılıyor.
ZONA BULAŞICI MIDIR?
Hastalıkla ilgili en çok merak edilen konulardan biri de bulaşıcılık riskidir. Tıbbi verilere göre zona hastalığı, zona olarak bulaşmıyor. Ancak aktif döküntüleri olan bir hasta, henüz su çiçeği geçirmemiş veya aşısını olmamış birine temas yoluyla virüsü bulaştırabiliyor. Bu durumda virüsü alan kişi zona değil, su çiçeği hastalığına yakalanıyor. Bu nedenle döküntüleri kabuk bağlamamış hastaların, hamilelerden ve bağışıklığı düşük kişilerden uzak durması tavsiye ediliyor.
KORUNMA YÖNTEMLERİ VE AŞI DESTEĞİ
Hastalığın önlenmesinde güçlü bir bağışıklık sistemi ve stresten uzak durmak büyük önem taşıyor. Ayrıca zonadan korunmak için geliştirilen ve tek doz olarak uygulanan zona aşısının, hastalığın oluşma riskini büyük oranda düşürdüğü belirtiliyor. Ülkemizde özellikle 60 yaş üzerindeki bireylere, dermatoloji uzmanının onayı ile aşı uygulanabiliyor. Evde bakım sürecinde ise soğuk kompres uygulamaları, B vitamini takviyeleri ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi iyileşme sürecine katkı sağlıyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Zona hastalığı nedir, belirtileri ve tedavi yöntemleri neler?
Zona hastalığı, su çiçeğine neden olan virüsün yıllar sonra yeniden aktif hale gelmesiyle ortaya çıkıyor. Ağrılı döküntülerle seyreden hastalık, özellikle 50 yaş üzerindekilerde daha sık görülüyor.
Halk arasında "gece yanığı" olarak bilinen ve şiddetli ağrılara neden olan zona hastalığı, bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla ortaya çıkıyor. Uzmanlar, kalıcı sinir hasarını önlemek için ilk 72 saatin kritik olduğuna dikkat çekiyor.
ZONA HASTALIĞI NEDİR VE NEDEN OLUR?
Tıbbi literatürde "Herpes Zoster" olarak adlandırılan zona hastalığı, çocukluk döneminde geçirilen su çiçeğine neden olan "varicella-zoster" virüsünün vücudu terk etmeyip sinir köklerinde uykuya yatmasıyla oluşuyor. Yıllar boyunca sessiz kalan bu virüs; yaşlılık, stres, ağır enfeksiyonlar veya bağışıklık sistemini baskılayan tedaviler sonucunda yeniden aktif hale gelerek sinir lifleri boyunca cilde ilerliyor. Özellikle 50 yaş üzerindeki bireylerde risk artarken, 80 yaşına gelen her iki kişiden birinin zona olma ihtimali bulunduğu belirtiliyor.
ŞİDDETLİ AĞRI VE TEK TARAFLI DÖKÜNTÜLERE DİKKAT
Zonanın en belirgin özelliği, vücudun genellikle tek tarafını (sağ veya sol) şerit halinde saran ağrılı döküntülerdir. Hastalık, deri döküntüleri başlamadan önce ilgili bölgede yanma, karıncalanma, hassasiyet ve şiddetli ağrı ile kendini belli ediyor. İlerleyen süreçte içi sıvı dolu kabarcıklar, ateş, baş ağrısı ve ışığa duyarlılık gibi semptomlar tabloya eşlik ediyor. Uzmanlar, döküntülerin genellikle 10 gün içinde kabuk bağladığını, ancak iyileşme sürecinin 3 ila 5 haftayı bulabildiğini ifade ediyor.
TEDAVİDE İLK 72 SAAT KRİTİK EŞİK
Sağlık kaynakları, zona hastalığında erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurguluyor. Döküntülerin ortaya çıkmasından itibaren ilk 72 saat içerisinde antiviral tedaviye başlanması, hastalığın şiddetini azaltıyor ve iyileşme sürecini hızlandırıyor. Tedaviye geç kalındığında ise virüsün çoğalmaya devam ettiği ve "Postherpetik Nevralji" adı verilen, aylarca hatta yıllarca sürebilen kalıcı sinir ağrılarına yol açabileceği kaydediliyor. Özellikle göz çevresini tutan zona vakalarının (Oftalmik Zona), görme kaybına kadar varabilen ciddi komplikasyonlara neden olabileceği uyarısı yapılıyor.
ZONA BULAŞICI MIDIR?
Hastalıkla ilgili en çok merak edilen konulardan biri de bulaşıcılık riskidir. Tıbbi verilere göre zona hastalığı, zona olarak bulaşmıyor. Ancak aktif döküntüleri olan bir hasta, henüz su çiçeği geçirmemiş veya aşısını olmamış birine temas yoluyla virüsü bulaştırabiliyor. Bu durumda virüsü alan kişi zona değil, su çiçeği hastalığına yakalanıyor. Bu nedenle döküntüleri kabuk bağlamamış hastaların, hamilelerden ve bağışıklığı düşük kişilerden uzak durması tavsiye ediliyor.
KORUNMA YÖNTEMLERİ VE AŞI DESTEĞİ
Hastalığın önlenmesinde güçlü bir bağışıklık sistemi ve stresten uzak durmak büyük önem taşıyor. Ayrıca zonadan korunmak için geliştirilen ve tek doz olarak uygulanan zona aşısının, hastalığın oluşma riskini büyük oranda düşürdüğü belirtiliyor. Ülkemizde özellikle 60 yaş üzerindeki bireylere, dermatoloji uzmanının onayı ile aşı uygulanabiliyor. Evde bakım sürecinde ise soğuk kompres uygulamaları, B vitamini takviyeleri ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi iyileşme sürecine katkı sağlıyor.
Kaynak: Haber Merkezi