Adalet Bakanı Akın Gürlek: Sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa kimliği belli olacak
Adalet Bakanı Akın Gürlek: Sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa kimliği belli olacak
Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargıda yapılacak yeni düzenlemeleri, sosyal medyada kimlik doğrulama şartını ve gündemdeki genel af iddialarını detaylarıyla anlattı.
Haber Giriş Tarihi: 20.02.2026 12:33
Haber Güncellenme Tarihi: 20.02.2026 12:33
Kaynak:
İHA
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili muhtemel yasal düzenlemelerin Meclis çatısı altında yürütüldüğüne dikkati çekerek, "Savunma hakkının ortadan kaldırılması ya da özünün zedelenmesi gibi bir yaklaşımımız kesinlikle söz konusu olamaz. Mesele savunma hakkının kötüye kullanılmasının önüne geçmek" dedi.
Bakan Gürlek, tutukluların avukatlarıyla görüşmelerinde sınırlama getirileceği yönündeki iddialara yanıt verdi. Bakan Gürlek, baroların konuyla ilgili tepkisini de değerlendirerek, öngörülen düzenlemenin gerekçesini ve ayrıntılarını anlattı.
"Savunma hakkının ortadan kaldırılması ya da özünün zedelenmesi gibi bir yaklaşımımız kesinlikle söz konusu olamaz. Mesele savunma hakkının kötüye kullanılmasının önüne geçmek" diyen Gürlek şöyle konuştu:
"Ancak hiçbir hak sınırsız değildir. Ceza infaz kurumlarında, somut ve ciddi güvenlik riski ortaya çıktığında, kanuna dayalı, hakim kararıyla ve belirli sürelerle sınırlı bazı usuli tedbirler alınabilir. Bu, savunma hakkını kaldırmak değil, kötüye kullanımın önüne geçmektir. Bir görüşme delillerin yok edilmesine ya da örgütsel talimat aktarımına araç haline geliyorsa, hukuk devleti buna kayıtsız kalamaz. Terör ve örgüt suçlarında avukatların müvekkilleriyle görüşmesinde sıkıntı var. Tutukluların suçluluğu henüz kesinleşmediğinden orada masumiyet karinesi var ancak avukatlarının örgütsel süreçlerin bir parçası olması, aynı şekilde içeriden aldığı talimatları da dışarı iletmesi hukuk devletinde kesinlikle kabul edilemez. Üzerinde çalışılan düzenlemeye göre, bu konuda somut şartlar aranacak yani bir kere mahkeme kararı olacak, ikincisi de somut bir tespit olacak. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları da "Avukatla terör suçlarında ya da örgüt suçlarında hâkim kararıyla somut delil olması durumunda yapılan kısıtlamalar makuldür" diyor. Bizim yasamızda bu konuda bir düzenleme olmadığından bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunu anlattık. Bu illa yüzde 100 her görüşmede uygulanacak diye bir şey de yok."
"MUHTEMEL DÜZENLEMELERİN GENEL AFFA DÖNÜŞMESİ SÖZ KONUSU DEĞİL"
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili muhtemel yasal düzenlemelerin Meclis çatısı altında yürütüldüğüne dikkati çekerek, "Net ifade edeyim; yapılacak muhtemel düzenlemelerin genel affa dönüşmesi söz konusu değil" ifadelerini kullandı.
Terörsüz Türkiye süreci, yasa dışı bahis, uyuşturucu, sosyal medya hesaplarına kimlik doğrulaması, yeni anayasa, dahil birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Bakan Gürlek, "En kritik eşik, örgütün silah bırakması ve kendini feshetmesi. Bu tespiti de devletin güvenlik birimleri yapacaktır ve takipçisi olacak. Yapılacak çalışmaların hukuki altyapısı da büyük oranda bu tespit ve teyit sürecinin sonuçlarına göre olacak" diye konuştu.
Muhtemel yasal düzenlemelere ilişkin konuşan Gürlek, "Yasal düzenleme yapılacaksa bunun adresi elbette ki Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir. Adalet Bakanlığı olarak biz de bu sürece teknik olarak destek veririz ama sürecin ana aktörü Meclis" dedi.
"SÜREÇ ŞEFFAF, HUKUKA UYGUN VE TOPLUMSAL HASSASİYETLER GÖZETİLEREK YÜRÜTÜLECEK"
Yapılacak muhtemel düzenlemeler cezasızlık anlamına gelmeyeceğini vurgulayan Gürlek, "Kapsamın ne olacağına da yine Meclis karar verecek. Süreç şeffaf, hukuka uygun ve toplumsal hassasiyetler gözetilerek yürütülecek" dedi.
"UMUT HAKKI ŞEKLİNDE BİR UYGULAMA ZATEN BULUNMUYOR"
Umut hakkı diye bir uygulamanın olmadığının altını çizen Bakan Gürlek, "Mevzuatımızda kural olarak ağırlaştırılmış müebbet dahil hapis cezaları için belli bir süre ceza infaz kurumunda kaldıktan sonra şartlı salıverilme imkanı var. Ancak terör suçları söz konusu olduğunda durum farklı. Özellikle idam cezasından ağırlaştırılmış müebbete çevrilen ya da terör suçundan ağırlaştırılmış müebbet alan kişiler bakımından şartlı salıverilme hükümleri uygulanmıyor; ceza ömür boyu infaz ediliyor. Dolayısıyla mevcut hukuk düzeninde bu kişiler için ‘umut hakkı' şeklinde bir uygulama zaten bulunmuyor" şeklinde konuştu.
Aynı zamanda Gürlek, şu ifadelere yer verdi:
"Yeni bir düzenleme yapılıp yapılmayacağı konusu ise yasama organının, yani TBMM'nin takdirinde. Süreç orada şekillenecek. Burada şahıslara değil, yani şahsi bir düzenleme değil, genel olarak toplumun ihtiyaçları ve söz konusu sürücün zarar görmemesine ilişkin bir çalışma yapmamız lazım. Amaç, terörsüz bir Türkiye hedefi ve toplumsal huzurun güçlendirilmesi çerçevesinde değerlendirme yapılması. Halihazırda idam cezasından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dönüştürülen terör suçluları ile terör suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan suçluların cezaları bakımından şartlı salıverilme hükümlerinin uygulanması söz konusu olamayacak."
"TUTUKLAMA BİR İSTİSNADIR, ŞARTLARI VARDIR"
Tutuklama tedbiri için kuvvetli şüphe sebeplerinin şart olduğunu belirten Gürlek, "Yürütülen soruşturmalarda kuvvetli şüphe sebepleri bulunmaması halinde tutuklama tedbirine başvurulmamakta. Dosyaların kapsamını bilmeyerek ya da kimi zaman çarpıtarak yapılan yorumlara kamuoyumuzun itibar etmemesi gerekir. Yargı; şahısların isimlerine, ünvanlarına bakmaz. Somut olarak suç var mı, yok mu, kuvvetli suç şüphesi var mı yok mu buna bakar. Hakim-savcı buna göre değerlendirme yapar. Tutuklama bir istisnadır, şartları vardır. Üstelik yargının kendi arasında bir kontrol mekanizması da bulunmaktadır. Cezaevlerindeki doluluk oranlarını da yakından takip ediyoruz. Modern, ıslah odaklı kurumlar inşa ediyoruz. Bugün cezaevlerindeki tutuklu oranı yüzde 15 civarında, bu oran geçmişte çok daha yüksekti" açıklamasında bulundu.
"YENİ YARGI REFORMU STRATEJİSİ KAPSAMINDA İNFAZ DENGESİNİ YENİDEN ELE ALIYORUZ"
Cezasız algısını ortadan kaldırmak için büyük bir özveriyle çalışmalar yürüttüklerine söyleyen Gürlek, "Yeni Yargı Reformu Stratejisi kapsamında infaz dengesini yeniden ele alıyoruz. Amacımız cezasızlık algısını ortadan kaldırmak, infazda adaleti güçlendirmek ve sistemi daha hakkaniyetli hâle getirmek. Şunu net söyleyeyim: Bu düzenlemeler asla suçla mücadelede bir zafiyet anlamına gelmeyecektir" ifadelerini kullandı.
"KİMSENİN ÖZEL HAYATININ SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN TARTIŞILMASINI İSTEMİYORUZ"
Özel hayatın korunmasına dikkat çeken Gürlek, "Hiç kimsenin özel hayatının sosyal medya üzerinden tartışılmasını istemiyoruz. Herkesin özel hayatının korunması gerekiyor. Savcı, hakim sadece suç var mı yok mu buna bakar. Kamuoyuna yansıyan soruşturmaların hiçbiri soyut iddialardan ibaret değildir. Uyuşturucu testine gönderilen hiçbir şüpheli böyle bir soyut iddia üzerine gönderilmemektedir. Operasyonlar ya da test uygulamaları soyut iddialarla yapılmaz, somut delillere dayanır. Kendisine herhangi bir şekilde bir suç ihbarı yapılan Cumhuriyet savcısının soruşturmadan kaçınması mümkün değildir" dedi.
UYUŞTURUCU SUÇLARINA İLİŞKİN VERİLER
Gürlek, uyuşturucu kullanma suçundan soruşturma aşamasında 457 bin 525, kovuşturma aşamasında 87 bin 848 kişi hakkında işlem bulunduğunu bildirdi. Uyuşturucu ticareti suçundan ise soruşturma aşamasında 88 bin 16, kovuşturma aşamasında 64 bin 316 kişi hakkında işlem bulunduğunu aktaran Gürlek, ceza infaz kurumlarında önemli bir kısmın uyuşturucu suçlarından hükümlü ya da tutuklu olduğunu ifade etti.
Bakan Gürlek, uyuşturucu ticareti suçundan 82 bin 619'u hükümlü, 28 bin 843'ü tutuklu; uyuşturucu kullanma suçundan 67 bin 378'i hükümlü, 13'ü tutuklu; diğer uyuşturucu madde suçlarından ise 3 bin 682'si hükümlü, 158'i tutuklu olduğu dikkate alındığında ceza infaz kurumlarının büyük çoğunluğunu bu suç türünden ceza alan ya da tutuklanan mahkumlardan oluştuğunu söyledi.
Yargılamaların hızlandırılması için özel bürolar kurulacak
Adalet Bakanı Gürlek, yargılamaların hızlandırılması için de bazı adımların atılacağını açıkladı. Gürlek, yargı teşkilatının organizasyon yapısının geliştirileceğini, süreçlerin sadeleştirileceğini, performans ve verimliliğin artırılması için de Adalet Komisyonları bünyesinde ‘Yargı Hizmetlerinin Etkinliği' büroları oluşturulacağını söyledi.
Adliyelerde, makul sürede yargılanmaya ilişkin vatandaşların taleplerinin bu bürolar tarafından değerlendirileceğini belirten Gürlek, "Adalete erişim imkânlarının dikkate alınması suretiyle ihtiyaç duyulan yerlerde yeni adliye ve idare mahkemeleri kurulacaktır. İş yükü dikkate alınarak çevre, sağlık, sigorta, trafik kazaları, iş kazalarından kaynaklı maddi ve manevi tazminat gibi dava türleri için iş dağılımı suretiyle ihtisaslaşma sağlanacak. Ticaret mahkemelerini büyükşehirlerde tek merkeze toplayarak yeni bir yapılanmaya gidecek ve ticari yargılamaların daha hızlı görülmesi sağlanacaktır. Uyuşturucu kullanma ve ticareti suçuna ilişkin ihtisas mahkemeleri belirlenecek" dedi.
AĞIR CEZA MERKEZLERİNE DENETİM BÜROLARI GELİYOR
Ağır Ceza merkezlerine demetim büroları geleceğini söyleyen Gürlek, "Performans ve verimlilik artırılarak adli süreçlerin makul sürede tamamlanması için önleyici teftiş uygulamaları geliştirilecek. Cumhuriyet savcılarının adalet daireleri ile kasa hesapları üzerindeki gözetim ve denetim yetkisinin güçlendirilmesi için ağır ceza merkezlerinde denetim büroları kurulacak. Hakim ve Cumhuriyet savcılarının nakil, terfi ve disiplinlerine ilişkin hükümler yeniden düzenlenecek" bilgisini verdi.
"SOSYAL MEDYADA BİR ŞAHIS YORUM YAPACAKSA KİMLİĞİ BELLİ OLACAK"
Sosyal medyada kimlik doğrulamanın esas olacağını vurgulayan Gürlek, "Yapılacak düzenleme ile bir kişi sosyal medyada itibar suikastı yapıyorsa, açık kimliği ile yapacak. Klavye delikanlılığı yapan açık kimliği ile yapacak. Bunun için bir geçiş süreci olacak. O süre içinde kişinin gerçek hesaba geçmesi gerekecek. Geçmiyorsa sahte hesaplar kapatılacak. Bu, yurtdışından vatandaşlarımız için de geçerli olacak. Aynı şekilde pasaportla doğrulama olacak, cep telefonuna da bir doğrulama mesajı gelecek" ifadelerini kullandı.
"ÜLKEMİZİ YENİ BİR ANAYASAYA KAVUŞTURACAĞIZ"
Türkiye'yi yeni bir anayasaya kavuşturmak istediklerini vurgulayan Gürlek, "1982 Anayasası, askeri cunta tarafından hazırlanan 12 Eylül 1980 darbesinin ruhunu taşıyan anti demokratik bir Anayasa'dır. Bu Anayasa darbenin baskıcı, otoriter ve olağanüstü şartlarında hazırlanmıştır. Anayasa'nın ilk yürürlük tarihinden son değişiklik tarihine kadar yapılan değişiklikler nedeniyle Anayasa'nın sistematiği bozulmuş, birçok hüküm arasındaki uyum kaybolmuş ve Anayasa adeta yamalı bohçaya dönmüştür. Bugün gelinen noktada Anayasa ülkemize dar gelmektedir. Türkiye'nin ‘askeri müdahale' etiketini üzerinden atmış, çağın ihtiyaçlarına cevap veren demokratik yeni bir anayasaya ihtiyacı vardır. Bizim ihtiyaç duyduğumuz anayasa; lafzı, ruhu ve hacmiyle milletimizin dünyaya ve hayata bakışına, ülkemizin birikimine ve hedeflerine uygun bir anayasayadır. Toplumun gerisinde kalan değil; insanı önceleyen, topluma dinamizm katan bir anayasaya ihtiyaç duyuyoruz. Ülkemizi yeni, sivil, demokratik, özgürlükçü ve kuşatıcı yeni bir anayasaya kavuşturacağız" diye konuştu.
Yuvaları dağıtan, insanları intihara kadar götüren yasa dışı bahisle sonuna kadar mücadele edeceklerinin altını çizen Bakan Gürlek, "81 ilin başsavcısını zaten kendim yakın zamanda toplayacağım. Mesajımız şu olacak; yasadışı bahis, uyuşturucu, sanal kumarda tavizsiz mücadelemiz olacak. Ellerindeki dosyalarda hassasiyet göstermelerini isteyeceğiz. Yasa dışı bahisle ilgili belki kanun düzenlemesine ihtiyaç olabilir. Düzenlemenin teşvik etme, reklam yapma gibi konuları içermesini planlıyoruz" dedi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Adalet Bakanı Akın Gürlek: Sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa kimliği belli olacak
Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargıda yapılacak yeni düzenlemeleri, sosyal medyada kimlik doğrulama şartını ve gündemdeki genel af iddialarını detaylarıyla anlattı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili muhtemel yasal düzenlemelerin Meclis çatısı altında yürütüldüğüne dikkati çekerek, "Savunma hakkının ortadan kaldırılması ya da özünün zedelenmesi gibi bir yaklaşımımız kesinlikle söz konusu olamaz. Mesele savunma hakkının kötüye kullanılmasının önüne geçmek" dedi.
Bakan Gürlek, tutukluların avukatlarıyla görüşmelerinde sınırlama getirileceği yönündeki iddialara yanıt verdi. Bakan Gürlek, baroların konuyla ilgili tepkisini de değerlendirerek, öngörülen düzenlemenin gerekçesini ve ayrıntılarını anlattı.
"Savunma hakkının ortadan kaldırılması ya da özünün zedelenmesi gibi bir yaklaşımımız kesinlikle söz konusu olamaz. Mesele savunma hakkının kötüye kullanılmasının önüne geçmek" diyen Gürlek şöyle konuştu:
"Ancak hiçbir hak sınırsız değildir. Ceza infaz kurumlarında, somut ve ciddi güvenlik riski ortaya çıktığında, kanuna dayalı, hakim kararıyla ve belirli sürelerle sınırlı bazı usuli tedbirler alınabilir. Bu, savunma hakkını kaldırmak değil, kötüye kullanımın önüne geçmektir. Bir görüşme delillerin yok edilmesine ya da örgütsel talimat aktarımına araç haline geliyorsa, hukuk devleti buna kayıtsız kalamaz. Terör ve örgüt suçlarında avukatların müvekkilleriyle görüşmesinde sıkıntı var. Tutukluların suçluluğu henüz kesinleşmediğinden orada masumiyet karinesi var ancak avukatlarının örgütsel süreçlerin bir parçası olması, aynı şekilde içeriden aldığı talimatları da dışarı iletmesi hukuk devletinde kesinlikle kabul edilemez. Üzerinde çalışılan düzenlemeye göre, bu konuda somut şartlar aranacak yani bir kere mahkeme kararı olacak, ikincisi de somut bir tespit olacak. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları da "Avukatla terör suçlarında ya da örgüt suçlarında hâkim kararıyla somut delil olması durumunda yapılan kısıtlamalar makuldür" diyor. Bizim yasamızda bu konuda bir düzenleme olmadığından bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunu anlattık. Bu illa yüzde 100 her görüşmede uygulanacak diye bir şey de yok."
"MUHTEMEL DÜZENLEMELERİN GENEL AFFA DÖNÜŞMESİ SÖZ KONUSU DEĞİL"
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili muhtemel yasal düzenlemelerin Meclis çatısı altında yürütüldüğüne dikkati çekerek, "Net ifade edeyim; yapılacak muhtemel düzenlemelerin genel affa dönüşmesi söz konusu değil" ifadelerini kullandı.
Terörsüz Türkiye süreci, yasa dışı bahis, uyuşturucu, sosyal medya hesaplarına kimlik doğrulaması, yeni anayasa, dahil birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Bakan Gürlek, "En kritik eşik, örgütün silah bırakması ve kendini feshetmesi. Bu tespiti de devletin güvenlik birimleri yapacaktır ve takipçisi olacak. Yapılacak çalışmaların hukuki altyapısı da büyük oranda bu tespit ve teyit sürecinin sonuçlarına göre olacak" diye konuştu.
Muhtemel yasal düzenlemelere ilişkin konuşan Gürlek, "Yasal düzenleme yapılacaksa bunun adresi elbette ki Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir. Adalet Bakanlığı olarak biz de bu sürece teknik olarak destek veririz ama sürecin ana aktörü Meclis" dedi.
"SÜREÇ ŞEFFAF, HUKUKA UYGUN VE TOPLUMSAL HASSASİYETLER GÖZETİLEREK YÜRÜTÜLECEK"
Yapılacak muhtemel düzenlemeler cezasızlık anlamına gelmeyeceğini vurgulayan Gürlek, "Kapsamın ne olacağına da yine Meclis karar verecek. Süreç şeffaf, hukuka uygun ve toplumsal hassasiyetler gözetilerek yürütülecek" dedi.
"UMUT HAKKI ŞEKLİNDE BİR UYGULAMA ZATEN BULUNMUYOR"
Umut hakkı diye bir uygulamanın olmadığının altını çizen Bakan Gürlek, "Mevzuatımızda kural olarak ağırlaştırılmış müebbet dahil hapis cezaları için belli bir süre ceza infaz kurumunda kaldıktan sonra şartlı salıverilme imkanı var. Ancak terör suçları söz konusu olduğunda durum farklı. Özellikle idam cezasından ağırlaştırılmış müebbete çevrilen ya da terör suçundan ağırlaştırılmış müebbet alan kişiler bakımından şartlı salıverilme hükümleri uygulanmıyor; ceza ömür boyu infaz ediliyor. Dolayısıyla mevcut hukuk düzeninde bu kişiler için ‘umut hakkı' şeklinde bir uygulama zaten bulunmuyor" şeklinde konuştu.
Aynı zamanda Gürlek, şu ifadelere yer verdi:
"Yeni bir düzenleme yapılıp yapılmayacağı konusu ise yasama organının, yani TBMM'nin takdirinde. Süreç orada şekillenecek. Burada şahıslara değil, yani şahsi bir düzenleme değil, genel olarak toplumun ihtiyaçları ve söz konusu sürücün zarar görmemesine ilişkin bir çalışma yapmamız lazım. Amaç, terörsüz bir Türkiye hedefi ve toplumsal huzurun güçlendirilmesi çerçevesinde değerlendirme yapılması. Halihazırda idam cezasından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dönüştürülen terör suçluları ile terör suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan suçluların cezaları bakımından şartlı salıverilme hükümlerinin uygulanması söz konusu olamayacak."
"TUTUKLAMA BİR İSTİSNADIR, ŞARTLARI VARDIR"
Tutuklama tedbiri için kuvvetli şüphe sebeplerinin şart olduğunu belirten Gürlek, "Yürütülen soruşturmalarda kuvvetli şüphe sebepleri bulunmaması halinde tutuklama tedbirine başvurulmamakta. Dosyaların kapsamını bilmeyerek ya da kimi zaman çarpıtarak yapılan yorumlara kamuoyumuzun itibar etmemesi gerekir. Yargı; şahısların isimlerine, ünvanlarına bakmaz. Somut olarak suç var mı, yok mu, kuvvetli suç şüphesi var mı yok mu buna bakar. Hakim-savcı buna göre değerlendirme yapar. Tutuklama bir istisnadır, şartları vardır. Üstelik yargının kendi arasında bir kontrol mekanizması da bulunmaktadır. Cezaevlerindeki doluluk oranlarını da yakından takip ediyoruz. Modern, ıslah odaklı kurumlar inşa ediyoruz. Bugün cezaevlerindeki tutuklu oranı yüzde 15 civarında, bu oran geçmişte çok daha yüksekti" açıklamasında bulundu.
"YENİ YARGI REFORMU STRATEJİSİ KAPSAMINDA İNFAZ DENGESİNİ YENİDEN ELE ALIYORUZ"
Cezasız algısını ortadan kaldırmak için büyük bir özveriyle çalışmalar yürüttüklerine söyleyen Gürlek, "Yeni Yargı Reformu Stratejisi kapsamında infaz dengesini yeniden ele alıyoruz. Amacımız cezasızlık algısını ortadan kaldırmak, infazda adaleti güçlendirmek ve sistemi daha hakkaniyetli hâle getirmek. Şunu net söyleyeyim: Bu düzenlemeler asla suçla mücadelede bir zafiyet anlamına gelmeyecektir" ifadelerini kullandı.
"KİMSENİN ÖZEL HAYATININ SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN TARTIŞILMASINI İSTEMİYORUZ"
Özel hayatın korunmasına dikkat çeken Gürlek, "Hiç kimsenin özel hayatının sosyal medya üzerinden tartışılmasını istemiyoruz. Herkesin özel hayatının korunması gerekiyor. Savcı, hakim sadece suç var mı yok mu buna bakar. Kamuoyuna yansıyan soruşturmaların hiçbiri soyut iddialardan ibaret değildir. Uyuşturucu testine gönderilen hiçbir şüpheli böyle bir soyut iddia üzerine gönderilmemektedir. Operasyonlar ya da test uygulamaları soyut iddialarla yapılmaz, somut delillere dayanır. Kendisine herhangi bir şekilde bir suç ihbarı yapılan Cumhuriyet savcısının soruşturmadan kaçınması mümkün değildir" dedi.
UYUŞTURUCU SUÇLARINA İLİŞKİN VERİLER
Gürlek, uyuşturucu kullanma suçundan soruşturma aşamasında 457 bin 525, kovuşturma aşamasında 87 bin 848 kişi hakkında işlem bulunduğunu bildirdi. Uyuşturucu ticareti suçundan ise soruşturma aşamasında 88 bin 16, kovuşturma aşamasında 64 bin 316 kişi hakkında işlem bulunduğunu aktaran Gürlek, ceza infaz kurumlarında önemli bir kısmın uyuşturucu suçlarından hükümlü ya da tutuklu olduğunu ifade etti.
Bakan Gürlek, uyuşturucu ticareti suçundan 82 bin 619'u hükümlü, 28 bin 843'ü tutuklu; uyuşturucu kullanma suçundan 67 bin 378'i hükümlü, 13'ü tutuklu; diğer uyuşturucu madde suçlarından ise 3 bin 682'si hükümlü, 158'i tutuklu olduğu dikkate alındığında ceza infaz kurumlarının büyük çoğunluğunu bu suç türünden ceza alan ya da tutuklanan mahkumlardan oluştuğunu söyledi.
Yargılamaların hızlandırılması için özel bürolar kurulacak
Adalet Bakanı Gürlek, yargılamaların hızlandırılması için de bazı adımların atılacağını açıkladı. Gürlek, yargı teşkilatının organizasyon yapısının geliştirileceğini, süreçlerin sadeleştirileceğini, performans ve verimliliğin artırılması için de Adalet Komisyonları bünyesinde ‘Yargı Hizmetlerinin Etkinliği' büroları oluşturulacağını söyledi.
Adliyelerde, makul sürede yargılanmaya ilişkin vatandaşların taleplerinin bu bürolar tarafından değerlendirileceğini belirten Gürlek, "Adalete erişim imkânlarının dikkate alınması suretiyle ihtiyaç duyulan yerlerde yeni adliye ve idare mahkemeleri kurulacaktır. İş yükü dikkate alınarak çevre, sağlık, sigorta, trafik kazaları, iş kazalarından kaynaklı maddi ve manevi tazminat gibi dava türleri için iş dağılımı suretiyle ihtisaslaşma sağlanacak. Ticaret mahkemelerini büyükşehirlerde tek merkeze toplayarak yeni bir yapılanmaya gidecek ve ticari yargılamaların daha hızlı görülmesi sağlanacaktır. Uyuşturucu kullanma ve ticareti suçuna ilişkin ihtisas mahkemeleri belirlenecek" dedi.
AĞIR CEZA MERKEZLERİNE DENETİM BÜROLARI GELİYOR
Ağır Ceza merkezlerine demetim büroları geleceğini söyleyen Gürlek, "Performans ve verimlilik artırılarak adli süreçlerin makul sürede tamamlanması için önleyici teftiş uygulamaları geliştirilecek. Cumhuriyet savcılarının adalet daireleri ile kasa hesapları üzerindeki gözetim ve denetim yetkisinin güçlendirilmesi için ağır ceza merkezlerinde denetim büroları kurulacak. Hakim ve Cumhuriyet savcılarının nakil, terfi ve disiplinlerine ilişkin hükümler yeniden düzenlenecek" bilgisini verdi.
"SOSYAL MEDYADA BİR ŞAHIS YORUM YAPACAKSA KİMLİĞİ BELLİ OLACAK"
Sosyal medyada kimlik doğrulamanın esas olacağını vurgulayan Gürlek, "Yapılacak düzenleme ile bir kişi sosyal medyada itibar suikastı yapıyorsa, açık kimliği ile yapacak. Klavye delikanlılığı yapan açık kimliği ile yapacak. Bunun için bir geçiş süreci olacak. O süre içinde kişinin gerçek hesaba geçmesi gerekecek. Geçmiyorsa sahte hesaplar kapatılacak. Bu, yurtdışından vatandaşlarımız için de geçerli olacak. Aynı şekilde pasaportla doğrulama olacak, cep telefonuna da bir doğrulama mesajı gelecek" ifadelerini kullandı.
"ÜLKEMİZİ YENİ BİR ANAYASAYA KAVUŞTURACAĞIZ"
Türkiye'yi yeni bir anayasaya kavuşturmak istediklerini vurgulayan Gürlek, "1982 Anayasası, askeri cunta tarafından hazırlanan 12 Eylül 1980 darbesinin ruhunu taşıyan anti demokratik bir Anayasa'dır. Bu Anayasa darbenin baskıcı, otoriter ve olağanüstü şartlarında hazırlanmıştır. Anayasa'nın ilk yürürlük tarihinden son değişiklik tarihine kadar yapılan değişiklikler nedeniyle Anayasa'nın sistematiği bozulmuş, birçok hüküm arasındaki uyum kaybolmuş ve Anayasa adeta yamalı bohçaya dönmüştür. Bugün gelinen noktada Anayasa ülkemize dar gelmektedir. Türkiye'nin ‘askeri müdahale' etiketini üzerinden atmış, çağın ihtiyaçlarına cevap veren demokratik yeni bir anayasaya ihtiyacı vardır. Bizim ihtiyaç duyduğumuz anayasa; lafzı, ruhu ve hacmiyle milletimizin dünyaya ve hayata bakışına, ülkemizin birikimine ve hedeflerine uygun bir anayasayadır. Toplumun gerisinde kalan değil; insanı önceleyen, topluma dinamizm katan bir anayasaya ihtiyaç duyuyoruz. Ülkemizi yeni, sivil, demokratik, özgürlükçü ve kuşatıcı yeni bir anayasaya kavuşturacağız" diye konuştu.
"YASA DIŞI BAHİS, UYUŞTURUCU, SANAL KUMARDA TAVİZSİZ MÜCADELEMİZ OLACAK"
Yuvaları dağıtan, insanları intihara kadar götüren yasa dışı bahisle sonuna kadar mücadele edeceklerinin altını çizen Bakan Gürlek, "81 ilin başsavcısını zaten kendim yakın zamanda toplayacağım. Mesajımız şu olacak; yasadışı bahis, uyuşturucu, sanal kumarda tavizsiz mücadelemiz olacak. Ellerindeki dosyalarda hassasiyet göstermelerini isteyeceğiz. Yasa dışı bahisle ilgili belki kanun düzenlemesine ihtiyaç olabilir. Düzenlemenin teşvik etme, reklam yapma gibi konuları içermesini planlıyoruz" dedi.
Kaynak: İHA