Adana’da “Amerikan Adası” olarak bilinen bölgede başlayan yıkım sırasında ortalık karıştı. İmar mevzuatına aykırı olduğu belirlenen işletmelerin yıkımı için sabah saatlerinde bölgeye giren ekipler, sert tepkilerle karşılaştı.
ADANA'NIN ÇEHRESİ SONUNDA DEĞİŞİYOR
Bir kentin hafızası vardır; ama bir kentin geleceği de olmak zorundadır. Adnan Menderes Göl Kenarı’nda yaşanan yıkımlar tam da bu gerçeği hatırlatıyor. Yıllardır tartışılan, göz göre göre eskimiş, çağın gerisinde kalmış ve hijyen konusunda ciddi soru işaretleri barındıran yapılar bugün yerini dönüşüme bırakıyor.
Kimse inkâr edemez: Göl kenarı, Adana’nın en değerli alanlarından biri. Ancak bu değer, modern kent yaşamıyla örtüşmeyen görüntülerle uzun süre heba edildi.
Estetikten uzak, plansız, sağlıksız ve güvenlik açısından risk taşıyan yapılar, bir süre sonra “alışılmış” diye savunulsa da, gerçekte kentin vizyonuna ayak uyduramıyordu.
YIKIM KARARI SONUNDA UYGULANDI
Yıkımın yarattığı gerginlik, yaşanan tepkiler elbette kolay anlaşılır. İnsanlar ekmek teknelerinin önünde duruyor, yılların alışkanlığı bir anda sona eriyor.
Fakat şunu sormak gerekiyor: Bir kent, sırf alışkanlıklar bozulmasın diye ne kadar geride kalabilir?
Hijyenin, çevre düzeninin, şehir estetiğinin hiçe sayıldığı bir düzeni daha ne kadar sürdürmek mümkündü?
Bugün yıkılan sadece betonarme ya da geçici yapılar değil. Aynı zamanda “böyle gelmiş böyle gider” anlayışı da yıkılıyor.
Adnan Menderes Göl Kenarı’nın çehresi değişirken, aslında Adana’nın kendisi değişiyor.
Daha düzenli, daha temiz, daha çağdaş bir kent hayali somut adımlarla hayata geçiriliyor.
Elbette bu dönüşümün sosyal boyutu da unutulmamalı. Mağduriyetlerin önüne geçecek adil çözümler üretilmeli, esnaf için yeni ve sağlıklı alanlar oluşturulmalı.
Kentsel dönüşüm, sadece yıkmak değil; doğruyu, iyiyi ve sürdürülebiliri inşa etmektir.
Kentler canlı organizmalardır; zamanla değişir, dönüşür. Adana da bugün bunu yaşıyor. Geç kalınmış ama gerekli bir adım atılıyor.
Tartışmalar bitecek, toz duman dağılacak; geriye ise Adana’ya yakışır, nefes alan bir göl kenarı kalacak.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Adana Menderes Bulvarı'nda kaçınılmaz dönüşüm
Fatma AKÇAY
Adana’da “Amerikan Adası” olarak bilinen bölgede başlayan yıkım sırasında ortalık karıştı. İmar mevzuatına aykırı olduğu belirlenen işletmelerin yıkımı için sabah saatlerinde bölgeye giren ekipler, sert tepkilerle karşılaştı.
ADANA'NIN ÇEHRESİ SONUNDA DEĞİŞİYOR
Bir kentin hafızası vardır; ama bir kentin geleceği de olmak zorundadır. Adnan Menderes Göl Kenarı’nda yaşanan yıkımlar tam da bu gerçeği hatırlatıyor. Yıllardır tartışılan, göz göre göre eskimiş, çağın gerisinde kalmış ve hijyen konusunda ciddi soru işaretleri barındıran yapılar bugün yerini dönüşüme bırakıyor.
Kimse inkâr edemez: Göl kenarı, Adana’nın en değerli alanlarından biri. Ancak bu değer, modern kent yaşamıyla örtüşmeyen görüntülerle uzun süre heba edildi.
Estetikten uzak, plansız, sağlıksız ve güvenlik açısından risk taşıyan yapılar, bir süre sonra “alışılmış” diye savunulsa da, gerçekte kentin vizyonuna ayak uyduramıyordu.
YIKIM KARARI SONUNDA UYGULANDI
Yıkımın yarattığı gerginlik, yaşanan tepkiler elbette kolay anlaşılır. İnsanlar ekmek teknelerinin önünde duruyor, yılların alışkanlığı bir anda sona eriyor.
Fakat şunu sormak gerekiyor: Bir kent, sırf alışkanlıklar bozulmasın diye ne kadar geride kalabilir?
Hijyenin, çevre düzeninin, şehir estetiğinin hiçe sayıldığı bir düzeni daha ne kadar sürdürmek mümkündü?
Bugün yıkılan sadece betonarme ya da geçici yapılar değil. Aynı zamanda “böyle gelmiş böyle gider” anlayışı da yıkılıyor.
Adnan Menderes Göl Kenarı’nın çehresi değişirken, aslında Adana’nın kendisi değişiyor.
Daha düzenli, daha temiz, daha çağdaş bir kent hayali somut adımlarla hayata geçiriliyor.
Elbette bu dönüşümün sosyal boyutu da unutulmamalı. Mağduriyetlerin önüne geçecek adil çözümler üretilmeli, esnaf için yeni ve sağlıklı alanlar oluşturulmalı.
Kentsel dönüşüm, sadece yıkmak değil; doğruyu, iyiyi ve sürdürülebiliri inşa etmektir.
Kentler canlı organizmalardır; zamanla değişir, dönüşür. Adana da bugün bunu yaşıyor. Geç kalınmış ama gerekli bir adım atılıyor.
Tartışmalar bitecek, toz duman dağılacak; geriye ise Adana’ya yakışır, nefes alan bir göl kenarı kalacak.