Çok şükür sokaklarımızda füze alarmı çalmıyor

Yazının Giriş Tarihi: 02.03.2026 10:53
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.03.2026 10:58

Ortadoğu bir kez daha yanıyor. Füze sesleri, kapatılan hava sahaları, gecenin bir yarısı çalan alarm bildirimleri…

Televizyon ekranlarında izlediğimiz görüntüler artık yalnızca savaş bölgelerine ait değil; yıllarca “güvenli liman” diye pazarlanan şehirler/ülkeler de bu ateş çemberinin içinde.

Uzun süredir bazı çevrelerde Türkiye’yi kıyaslamak, binlerce yıldır var olan Türkiye'yi gittiği ülkedeki domates fiyatlarıyla yarıştırır hale getirmek her fırsatta “buradan bir şey olmaz” demek adeta moda haline gelmişti. Ekonomik dalgalanmalar, siyasi tartışmalar, günlük hayatın sorunları üzerinden ülkeyi topyekûn değersizleştiren bir dil üretildi.

Oysa bugün dönüp baktığımızda, ateş hattının tam ortasında yer alan Türkiye’nin hâlâ ayakta, hâlâ düzen içinde ve hâlâ güvenli olduğunu görüyoruz.

Evet, sorunlarımız var. Hangi ülkenin yok? Ama sokaklarımızda füze alarmı çalmıyor. Hava sahamız kapalı değil. İnsanlar geceleri otoparklarda sığınak aramıyor.

Çocuklar okula gidebiliyor, hayat akıyor.

Yıllarca başka şehirlerin ışıltısına hayranlıkla bakan, “orada hayat başka” diyenler bugün aynı şehirlerin ne kadar kırılgan olabileceğini görüyor.

YAPAY ÜLKELER VE VATAN

Gösterişli gökdelenler güvenlik garantisi değil. Lüks oteller huzur sigortası değil. Küresel sermaye, kriz anında ilk refleks olarak bavulunu toplar; ama vatan dediğin yer öyle değildir.

Krizde de oradasındır, iyi günde de.

Türkiye’nin en büyük gücü tam da burada: Devlet geleneği, kriz yönetme kapasitesi ve toplumsal dayanıklılığı. Deprem yaşar, toparlanır. Ekonomik dalgalanma olur, dengelenir. Bölgesel gerilim artar, temkinli duruşunu korur. Eleştirilir, tartışılır, ama ayakta kalır.

Belki de asıl mesele şu: Biz bazen sahip olduğumuz istikrarın kıymetini, onu kaybetmeden anlayamıyoruz.

Oysa etrafımızdaki coğrafyaya bakmak yeterli. Bir gecede değişebilen dengeler, kapanan sınırlar, kesilen uçuşlar bize şunu hatırlatıyor:

Güvenlik, parayla satın alınan bir lüks değil; güçlü bir devlet yapısının ve köklü bir tecrübenin sonucudur.

Türkiye kusursuz değil. Ama bu coğrafyada dimdik ayakta kalabilmek başlı başına bir değerdir.

Ateş çemberinin ortasında hâlâ hayatın olağan akışında sürdüğü bir ülkede yaşıyorsak, bunu sadece eleştirmek değil, aynı zamanda kıymetini bilmek de gerekiyor.

Umarım bu savaş bir an önce sonlanır ve herkes insanca yaşama hakkına sahip olur.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.