Call of Duty yaratıcılarından İran-İsrail savaşı itirafı: O senaryoyu reddettik
Call of Duty yaratıcılarından İran-İsrail savaşı itirafı: O senaryoyu reddettik
Dünyanın en popüler askeri simülasyon oyunlarından Call of Duty serisinin mutfağında yıllar önce yaşanan büyük kriz gün yüzüne çıktı. Serinin kurucu ekibinin, yayıncı kuruluşun İran’ın İsrail’e saldırdığı kurgusal bir savaş oyunu baskısına "etik dışı" diyerek direnç gösterdiği öğrenildi.
Haber Giriş Tarihi: 07.03.2026 14:19
Haber Güncellenme Tarihi: 07.03.2026 14:21
Kaynak:
Haber Merkezi
Middle East Eye'ın özel haberiyle ortaya çıkan detaylara göre, Call of Duty serisinin arkasındaki beyin takımı ile yayıncı dev kuruluş arasında yıllar önce büyük bir "senaryo savaşı" yaşandı. Yayıncı firma, Orta Doğu'da dengeleri sarsacak bir kurgu üzerinde ısrar ederek İran'ın İsrail'e topyekûn saldırdığı bir senaryonun işlenmesini istedi. Ancak geliştirici ekip, bu baskının yaratıcı vizyonlarına ve etik değerlerine aykırı olduğunu savunarak projeye karşı çıktı.
MODERN WARFARE SERİSİNİN PERDE ARKASI
Serinin kurucu ortaklarından Vince Zampella, katıldığı bir podcast yayınında o dönemde yaşananları ilk kez detaylandırdı. 2000'lerin sonu ve 2010'ların başına dayanan bu süreçte, modern savaş temasına yeni bir soluk getirme bahanesiyle İran-İsrail geriliminin masaya getirildiğini belirtti. Ekibin bu teklifi "fazla siyasi, etik dışı ve tehlikeli" bulduğunu vurgulayan Zampella, süreci şu sözlerle anlattı: "Sadece bir eğlence ürünü tasarlamak istiyorduk. Gerçek dünyadaki bir barut fıçısını ateşleyecek veya bir tarafın propagandasını yapacak bir aracın parçası olmak, yaratıcı vizyonumuzla uyuşmuyordu."
OYUN DÜNYASINDA YUMUŞAK GÜÇ ANALİZİ
Uzmanlara göre oyun endüstrisi artık basit bir eğlence sektörü olmaktan çıkıp "soft power" olarak adlandırılan devasa bir yumuşak güç aracına dönüştü. Milyonlarca gencin zihninde belirli ülkelerin "saldırgan" olarak kodlanması, küresel kamuoyu algısını doğrudan etkileyebilecek bir potansiyel taşıyor. Yıllar önce reddedilen bu dijital savaş senaryosu, bugün Orta Doğu’da yaşanan gerçek askeri hareketlilikle kıyaslandığında, ticari kazanç hırsının jeopolitik sınırları zorladığını ve "dijital diplomasi" kavramını tartışmaya açtığını gösteriyor.
BEYAZ SARAY'DAN ŞAŞIRTAN PAYLAŞIMLAR
Bu tartışmalar sürerken, Beyaz Saray’ın resmi hesaplarından yapılan son paylaşımlar ise dijital kurgu ile gerçek savaşın arasındaki çizginin ne kadar inceldiğini kanıtladı. Bölgedeki askeri gerilimin zirve yaptığı 5 Mart tarihinde, Beyaz Saray'ın resmi sosyal medya hesabı üzerinden yapılan bir video paylaşımındaki "Call of Duty: Modern Warfare 3" detayı dünyayı şaşkına çevirdi. Hemen ardından İran saldırılarının "GTA" oyunu montajıyla servis edilmesi, oyunların siyasi bir propaganda ve iletişim aracına dönüşme riskini yeniden küresel gündemin üst sıralarına taşıdı.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Call of Duty yaratıcılarından İran-İsrail savaşı itirafı: O senaryoyu reddettik
Dünyanın en popüler askeri simülasyon oyunlarından Call of Duty serisinin mutfağında yıllar önce yaşanan büyük kriz gün yüzüne çıktı. Serinin kurucu ekibinin, yayıncı kuruluşun İran’ın İsrail’e saldırdığı kurgusal bir savaş oyunu baskısına "etik dışı" diyerek direnç gösterdiği öğrenildi.
Middle East Eye'ın özel haberiyle ortaya çıkan detaylara göre, Call of Duty serisinin arkasındaki beyin takımı ile yayıncı dev kuruluş arasında yıllar önce büyük bir "senaryo savaşı" yaşandı. Yayıncı firma, Orta Doğu'da dengeleri sarsacak bir kurgu üzerinde ısrar ederek İran'ın İsrail'e topyekûn saldırdığı bir senaryonun işlenmesini istedi. Ancak geliştirici ekip, bu baskının yaratıcı vizyonlarına ve etik değerlerine aykırı olduğunu savunarak projeye karşı çıktı.
MODERN WARFARE SERİSİNİN PERDE ARKASI
Serinin kurucu ortaklarından Vince Zampella, katıldığı bir podcast yayınında o dönemde yaşananları ilk kez detaylandırdı. 2000'lerin sonu ve 2010'ların başına dayanan bu süreçte, modern savaş temasına yeni bir soluk getirme bahanesiyle İran-İsrail geriliminin masaya getirildiğini belirtti. Ekibin bu teklifi "fazla siyasi, etik dışı ve tehlikeli" bulduğunu vurgulayan Zampella, süreci şu sözlerle anlattı: "Sadece bir eğlence ürünü tasarlamak istiyorduk. Gerçek dünyadaki bir barut fıçısını ateşleyecek veya bir tarafın propagandasını yapacak bir aracın parçası olmak, yaratıcı vizyonumuzla uyuşmuyordu."
OYUN DÜNYASINDA YUMUŞAK GÜÇ ANALİZİ
Uzmanlara göre oyun endüstrisi artık basit bir eğlence sektörü olmaktan çıkıp "soft power" olarak adlandırılan devasa bir yumuşak güç aracına dönüştü. Milyonlarca gencin zihninde belirli ülkelerin "saldırgan" olarak kodlanması, küresel kamuoyu algısını doğrudan etkileyebilecek bir potansiyel taşıyor. Yıllar önce reddedilen bu dijital savaş senaryosu, bugün Orta Doğu’da yaşanan gerçek askeri hareketlilikle kıyaslandığında, ticari kazanç hırsının jeopolitik sınırları zorladığını ve "dijital diplomasi" kavramını tartışmaya açtığını gösteriyor.
BEYAZ SARAY'DAN ŞAŞIRTAN PAYLAŞIMLAR
Bu tartışmalar sürerken, Beyaz Saray’ın resmi hesaplarından yapılan son paylaşımlar ise dijital kurgu ile gerçek savaşın arasındaki çizginin ne kadar inceldiğini kanıtladı. Bölgedeki askeri gerilimin zirve yaptığı 5 Mart tarihinde, Beyaz Saray'ın resmi sosyal medya hesabı üzerinden yapılan bir video paylaşımındaki "Call of Duty: Modern Warfare 3" detayı dünyayı şaşkına çevirdi. Hemen ardından İran saldırılarının "GTA" oyunu montajıyla servis edilmesi, oyunların siyasi bir propaganda ve iletişim aracına dönüşme riskini yeniden küresel gündemin üst sıralarına taşıdı.
Kaynak: Haber Merkezi