TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#çevre

İLKHABER-Gazetesi - çevre haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, çevre haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İklim Adaleti Ağı, 2023 yılını değerlendirecek Haber

İklim Adaleti Ağı, 2023 yılını değerlendirecek

Kent ve ekoloji ekseninde hak arama bilincinin gelişmesini sağlamak, doğayı korumaya, geliştirmeye ve iyileştirmeye yönelik hukuki olanakları arttırmak amacıyla kurulan İklim Adaleti Ağı aktivistleri, 2023 yılını değerlendirecek. Son 20 yılda oluşan bir kavram olan İklim Adaleti, iklim değişikliğinden etkilenen farklı grupların haklarını konu ediyor. Bu alandaki çalışmalara destek olmak, doğa savunuculuğundaki deneyimleri paylaşmak ve hukuku etkin kullanmak için çeşitli faaliyetler düzenleyen İklim Adaleti, "Hukuk ve Doğa Okulları, İklim Adaleti Seminerleri ve baroların desteğiyle Savunuculuk Atölyeleri" gibi etkinliklere imza atıyor. 1992'de Rio de Janeiro'da düzenlenen Dünya Çevre ve Kalkınma Zirvesi'nde kurulan ve iklim değişikliğinin yol açtığı adaletsizlikleri ele alan bir sivil toplum kuruluşları ağı olan İklim Adaleti Ağına bağlı aktivistler, 5 Mart 2024 tarihinde bir araya geliyor. Zoom uygulaması üzerinden yapılacak olan toplantıda, 2023 yılının çevresel konuları değerlendirilecek ve karşılıklı fikir alışverişinde bulunulacak. İklim Adaleti Ağı, çevresel konularla ilgili şu mesajı veriyor: “Şirketlerin ve onların temsilcilerinin karar verdiği dünyanın halinden memnun değiliz. Bu nedenle şimdi, hayatımız hakkında karar alma süreçlerine katılmalıyız. Her neye karar vereceksek, birlikte karar vermeliyiz. Adaletli bir hukuk düzeni kuramazsak, içinde yaşadığımız iklim krizine karşı alternatif temiz enerji modellerinin ve mucizevi teknolojilerin ekolojik sorunları çözmeyeceğini, iklimin korunmasının ancak mevcut üretim ve tüketim sisteminin dönüşümüyle mümkün olacağını savunuyoruz. Canlıların kültürel ve biyolojik çeşitliğini koruyacakları bir üretim ve tüketim biçimi, kısacası iklim için adalet talep ediyoruz.”

Mersin'de Deniz Kaplumbağalarının Yuvalama Alanında Temizlik Çalışması Haber

Mersin'de Deniz Kaplumbağalarının Yuvalama Alanında Temizlik Çalışması

Mersin'in merkez ilçe Akdeniz Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü ekipleri, nesli uluslararası yasalar ile koruma altına alınan deniz kaplumbağalarının önemli yuvalama alanlarından olan Akdeniz ilçesine bağlı Kazanlı Mahallesi sahilinde kapsamlı temizlik çalışması gerçekleştirdi. Bölgeden 2 traktör çöp ve atık toplandı Tüm dünyada koruma altında olan deniz kaplumbağalarının en önemli yuvalama alanlarından biri olan Kazanlı sahilinde, yumurtlama zamanının yaklaşmasıyla temizlik çalışmaları gerçekleştirildi. Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü ekipleri Kazanlı sahilinde kapsamlı bir çalışma gerçekleştirirken, çok sayıda personelin katıldığı çalışmada çöpler poşetlenerek, ‘çöp taksi’ ile bölgeden götürüldü. Ekiplerin belirlenen plan dâhilinde diğer sahil bölgelerinde de düzenli olarak temizlik çalışmaları gerçekleştireceği bildirildi. “2 traktöre yakın çöp topladık” Sahil etabı temizlik çalışmaları hakkında bilgi veren Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Sevinç Gündüz, düzenli olarak her ay temizlik çalışması yaptıklarını ifade etti. Özellikle deniz kaplumbağalarının en önemli yuvalama alanlarından biri olan Kazanlı sahilini daha çok önemsediklerinin altını çizen Gündüz, “Bu bölgeye kesinlikle araç sokmuyoruz. Ekiplerimiz sahil boyunca yürüyerek temizlik çalışmasını gerçekleştiriyor. Çünkü araç girdiği zaman bu kumsal bozulur ve deniz kaplumbağalarının yuvalama alanları zarar görür. Bugün de yaptığımız temizlik çalışmalarında, sahilden 2 traktöre yakın çöp topladık. Kazanlı sahilindeki çalışmaları bitirdikten sonra Adanalıoğlu sahilini de temizleyeceğiz” dedi. “Vatandaşlarımızdan ricamız doğayı kirletmesinler” Vatandaşlara da çağrıda bulunan Gündüz, “Vatandaşlarımız buraları genelde piknik alanı olarak kullanıyor. Onlardan ricamız, burada yediklerini, içtiklerini kumsala atmamaları. En azından pikniklerini bitirdikten sonra bir poşetin içine çöpleri koyup, bir kenara bırakırlarsa biz zaten gün içinde gelip onları alıyoruz. Çünkü doğayı korumak hepimizin görevidir. Temizlemek önemli ama kirletmemek daha önemli. Gerçekten doğayı ciddi anlamda kirlettiğiniz zaman temizlemek zor oluyor. Bazen bu günler, haftalar bile alabiliyor. Vatandaşlarımız lütfen çöplerini doğaya atmasınlar” ifadelerini kullandı.

Martı'nın Çevreci Adımı: TAG Nedir ve Ne İşe Yarar? Haber

Martı'nın Çevreci Adımı: TAG Nedir ve Ne İşe Yarar?

Martı tarafından geliştirilen TAG (Tek Araçla Gidelim) uygulaması, çevreci ve sosyal bir yolculuk paylaşımı platformudur. Bu uygulama, sürücüler ile yolcular arasında karayolu mevzuatı kapsamında paylaşımlı taşımacılığı sağlamak amacıyla Martı tarafından mobil uygulama aracılığıyla sunulmaktadır. TAG uygulaması, sürücüler ile yolcular arasında bu paylaşımlı yolculukları organize etmeyi ve kolaylaştırmayı amaçlamaktadır. Bu sayede hem sürücüler hem de yolcular, seyahat maliyetlerini paylaşarak ekonomik olarak fayda sağlamaktadır. Ayrıca, TAG uygulaması aracılığıyla yapılan paylaşımlı yolculuklar, bireysel araç kullanımını azaltarak çevre dostu bir ulaşım alternatifi sunmaktadır. Martı, yayınladığı açıklamayla TAG uygulamasını tanıttı. Bu uygulama, İstanbul'daki ulaşım ihtiyaçlarını paylaşım ekonomisine dayalı bir çözümle karşılamayı hedefliyor. TAG, aracında boş koltukları bulunan sürücülerle aynı yöne gitmek isteyen yolcuları bir araya getirerek bir yolculuk ağı oluşturacak. Paylaşımlı yolculuk kavramı, dünya genelinde 2009 yılından bu yana kullanılan çevreci taşımacılık türlerinden biridir. Hem çevreye duyarlılık hem de ulaşım maliyetlerinin düşürülmesi gibi nedenlerle popülerliği artmaktadır. Bu tür taşımacılık, güvenli, kaliteli ve düşük maliyetli bir şehir içi ulaşım hizmeti sunmakta, ayrıca taksi sistemlerinin kalitesini artırarak toplu taşımadaki eksiklikleri gidermekte ve karbon emisyonlarının azalmasına katkı sağlamaktadır. "Tek Araçla Gidelim" Nedir? TAG, paylaşım ekonomisi kültürünü ve çevre bilincini yaygınlaştırmak için Martı kullanıcılarını bir araya getiren bir dayanışma platformu. Martı'nın TAG'ı geliştirilme amacı tek aracın maksimum kişi tarafından kullanılmasını sağlamak ve trafikteki araç yoğunluğunu azaltmak. TAG'da sürücü ile yolcu seyahati paylaştığı gibi, seyahatin masraflarını da paylaşır. TAG yolculuklarında uygulanan yolculuk paylaşım ücreti, sürücünün araç yıpranma payını, yakıt masrafını karşılamak için kullanılır ve paylaşım yapan kişiler tarafından özgürce belirlenir. TAG'ı sadece Martı'da bugüne kadar toplam 10 sürüş yapmış olanlar kullanabilir.

Gediz Deltası’nın kış göçmeni sütlabi, diğer türler gibi tehdit altında Haber

Gediz Deltası’nın kış göçmeni sütlabi, diğer türler gibi tehdit altında

Türkiye'nin en önemli sulak alanlarından biri olan Gediz Deltası’nda yalnızca kış göçmeni olarak görülebilen ve sayıları dünya genelinde azalan sütlabi,  400 kilometrelik alanı kaplayan alandaki diğer türler gibi tehdit altında. Ege Bölgesi'nin İzmir Körfezi'nde yer alan Gediz Deltası, Türkiye'nin en önemli sulak alanlarından birini oluşturuyor. Nehir taşkınları ve alüvyon birikimleri sonucu oluşan delta, yaklaşık 400 kilometrekarelik bir alanı kaplıyor. Zengin bir biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapan Gediz Deltası, 200'den fazla kuş türünü barındırıyor. Flamingolar, pelikanlar, balıkçıllar, karabataklar ve yırtıcı kuşlar, burada gözlemlenen türlerden bazılarını oluşturuyor. Sadece kuşlar için değil, birçok memeli, sürüngen ve amfibi türü için de önemli bir yaşam alanı olan deltada, su samuru, yaban domuzu, tilki, saz kedisi ve kaplumbağa gibi türler yer alıyor. Tarım arazisi açılması, su ve çevre kirliliği, küresel ısınma gibi tehditlerle karşı karşıya olan alandaki koruma çalışmalarının daha da artırılması, doğal güzelliği ve biyolojik çeşitliliği ile Türkiye'nin en önemli hazinelerinden biri olan Gediz Deltası için büyük önem taşıyor. Dünya Sulak Alanlar Günü buluşması, kuş gözlemleri gibi etkinlikler düzenleyen ve Gediz Deltası Üreyen Kuş Atlası çalışması yapan Doğa Derneği de, deltanın korunması noktasında farkındalık yaratacak çalışmalar yürütüyor. Yapılan çalışmalarla deltanın önemine vurgu yapan Doğa Derneği, buradaki kuş türleriyle ilgili detaylı bilgiler de paylaşıyor. Gediz Deltası’nın nadir türlerinden: Sütlabi Doğa Derneği ekibi tarafından Gediz Deltası’nda gerçekleştirilen saha çalışmaları sırasında son olarak Türkiye’nin Kuzey ve Ege kıyılarında yalnızca kış göçmeni olarak görülebilen sütlabi  (Mergellus albellus) kayıt altına alındı. Dalıcı bir ördek türü olan sütlabi, göller, nehir ağızları ve korunaklı kıyılarda yaşıyor ve omurgasızlar, larvalar, balıklar, tohumlar ve bitki kökleriyle besleniyor. Sayıları dünya çapında azalma eğiliminde olsa da geniş bir dağılım gösteren bu tür, avcılık, yaşam alanlarının parçalanması, kirlilik ve iklim değişimi gibi bilinen tehditlere maruz kalıyor.  Düzenli izleme ve araştırma çalışmalarının, tehditlerin tespiti ve önlenmesi açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Doğa Derneği yetkilileri, Gediz Deltası'nın, korunmaya devam ettikçe binlerce canlıya yaşam kaynağı olmaya devam edeceğini belirtti.

Gökoğlu: Yerel yönetimler kent ısı adası haritası çıkartmalı Haber

Gökoğlu: Yerel yönetimler kent ısı adası haritası çıkartmalı

İlkhaber'den Bayram Bulut'un haberine göre; Adana Ekoloji Sözcüsü Yaşar Gökoğlu, yerel yönetimlerin kent ısı adası haritası çıkarılmasını ve kent içi toplu taşıma araçlarının elektrikli olması gerektiğini söyledi.  31 Mart Yerel seçimlerine hazırlıklar devam ediyor. İl ve ilçe belediye başkan adaylarının bir bölümü açıklandı ve açıklanmaya devam eden adaylar bulunuyor. Siyasetin nabzı seçimlerle atarken, kentte yaşayanların belediye başkanlarından talepleri bulunuyor. Bu taleplerden biride Adana Ekoloji Platformu’ndan geldi. Adana Ekoloji Sözcüsü Yaşar Gökoğlu, nasıl bir yerel yönetici istediklerini gazetemiz İlkhaber’e anlattı. Gökoğlu, kentte yaşayan tüm canlıların ve bulunan tüm materyallerin kendi aralarında ve hava, su, toprakla ısı, nem alışverişi ilişkisi içinde olduklarını söyledi.  ASFALT YOL YAPMA POLİTİKASINDAN DERHAL VAZGEÇİLMELİDİR Yerel yönetimlerin çalışmalarını planlarken, ekosistemin dengelerini gözetmek durumunda olduğundan bahseden Gökoğlu, “Buna ‘kent ekosistemi’ denir. Yerel yönetimler çalışmalarını planlar ve uygularken kent ekosistem dengelerini gözetmek durumundadırlar. Atmosferi, suyu, toprağı, bir bütün olarak dünyayı kirleten politika ve uygulamalardan uzak durmalıdırlar. Bu durum, her yıl sıcaklık rekorlarının kırıldığı Adana için çok daha hayatidir. Asfalt yol yapma politikasından derhal vazgeçilmelidir. Asfalt, petrolün en son kalıntısı, halk arasında ‘zift’ diye anılan, çeşitli zehirli maddeler içeren ve bunları zamanla dışarı kusan tehlikeli bir maddedir. Kentsel ısı adası oluşumunun en başta gelen sebebidir. Yaz aylarında ısı artışının sebeplerinden biridir. Gündüz ısıyı soğuran asfalt, geceleri topladığı ısıyı dışarıya salar. En önemlisi de, asfaltın su geçirgenliği yoktur, yani yağmur suyunun toprakla buluşmasına imkan vermez. Oysa, bizim kentin yüzey suyu geçirgenliğinin arttırılmasına ve adeta “sünger kent” olmaya ihtiyacımız vardır. Daha çok kentler arası yollarda ihtiyaç duyulan asfalt yolların Adana’da mahalle arası yollara kadar yaygınlaştırılması politikası anlaşılmaz bir durumdur” dedi. YEREL YÖNETİMLER KENT ISI ADASI HARİTASI ÇIKARMALI Yerel yönetimlerin kent ısı adası haritası çıkarması gerektiğini vurgulayan Gökoğlu, “Büyükşehir ve ilçe belediyelerinde enerji verimliliği birimleri kurulmalıdır. Ağaçların kent içinde termik makina gibi çalıştığı unutulmamalıdır. Bir yetişkin ağaç günde 1650 litre suyu buharlaştırarak bulunduğu bölgede birkaç derece soğutma etkisi yaratır. Yeşil alanların korunmasında titizlik gösterilmeli, yeşil alanlar üzerinde devam eden işgallere son verilmeli, imar planları yapılırken yeşil alanların çoğaltılması esas alınmalıdır. Belediyeler kendi binalarında, tesislerinde, kapalı semt pazarlarında güneş enerji sistemleri kurmalıdır. Yurttaşlar tarafından enerji kooperatiflerinin kurulmasına belediyeler öncülük etmelidir. Yeni yapılacak binaların çatıları veya cephelerinde güneş enerji sistemlerinin bulunması zorunlu hale getirilmelidir” diye konuştu. ULAŞIM SORUNUNA ÇÖZÜM ARARKEN EKOLOJİ ESAS ALINMALI Gökoğlu kentin ulaşım sorununa vurgu yaparak, “Şehrimizin ulaşım sorunu yıllardır kördüğüm halini sürdürmekte, kent ekosistemini kötü etkileyen başlıca etkenler arasında bulunmaktadır. Havamız kirlenmekte, psikolojimiz bozulmakta, ulaşım hakkımız ihlal edilmektedir. Yıllar boyunca yönetime gelen belediye başkanları sorunu çözebilmek için gereken cesaretli adımları atmaktan kaçınmakta, daha da kötüsü, birinin yanlışını düzeltme çabası uzun yıllar sürmektedir. Adına “metro” denilen Adana raylı ulaşım sistemi bunun tipik bir örneğidir. Yanlış projelendirme ve uygulamanın olumsuz sonuçlarına hepimiz katlanıyoruz. Yanlış seçilen güzergah ve projenin yarım kalması sonucunda gelir gideri karşılamıyor, bir yandan da borç ödemesi devam ediyor. Adana ulaşımının esas olarak dolmuşlara ve özel halk otobüslerine bırakılması ise, geçmiş yönetimlerden kalan yanlışlardan biri olarak sorunu büyütüyor” ifadelerini kullandı. ELEKTRİKLİ ARAÇ VURGUSU  Kentte kullanılan toplu taşıma araçlarının elektrikli olmasını dile getiren Gökoğu, “Bu durumda ilk yapılması gereken toplu ulaşıma yönelik otobüsleri arttırmak iken, yeni alınan otobüs sayısı ancak yaşlı olduğu için hizmet dışı kalan otobüslerin yerini alacak kadar olmuştur. Üstelik, yeni alınan otobüsler de elektrikli yerine, yine mazotlu olanlardan tercih edilmiştir. Her zaman olduğu gibi, bu konuda da kentte yaşayanların görüşü sorulmamıştır. Adana’da bulunan belediyeler araç filolarına yeni araç alırken elektrikli araçları tercih etmelidir. Kent içi ulaşımda yılların getirdiği bir sorun olarak var olan minibüslerin mağduriyete neden olmadan tedricen azaltılmasının bir yolunun bulunması zorunlu hale gelmiştir. Toplu taşımanın yaygınlaştırılması sonucunda, kentte yaşayanlar için özel araç sahibi olmak ihtiyaç olmaktan çıkacaktır” dedi. HAYVAN DOSTU YEREL YÖNETİMLER Hayvan dostu yerel yönetimlerin oluşması gerektiğini aktaran Gökoğlu, “İnsan dünyanın efendisi değil, doğanın bir parçası ve diğerleri gibi bir türdür. Hayvanlar da insanlar gibi algılar, hisseder, acı çeker. İnsanlar, kendi haklarını savunamayan hayvanların da haklarını savunmakla yükümlüdür. Yerel yönetimler hayvanların doğal yaşamlarına uygun şekilde yaşayabilmeleri için imkanlar yaratmakla yükümlüdür. Kent içinde yaşayan hayvanlar insanlara bağımlıdır ve insanlarla birlikte yaşamak isterler, onları barınaklarda tecrit etmek doğru çözüm değildir. İnsanların kentleri birlikte paylaştığı sokak hayvanlarının rahat bir şekilde yaşayabilmeleri ortamını yaratmak belediyelerin görevleri arasındadır. Belediyelerde “hayvan hakları denetleme birimi” kurulmalıdır” diye konuştu. Gıda güvenliği, bisiklet dostu ve tüketici ve üreticiyi buluşturan yerel yönetimlere ihtiyacın olduğunu belirten Gökoğlu sözlerini şöyle sürdürdü; TÜKETİCİ İLE KÜÇÜK ÜRETİCİ BULUŞTURULMALI “Kırsal alanda yaşayan ve geleneksel üretim yapan küçük üretici ile kentte yaşayan tüketicilerin buluşmasını sağlayıcı pazarlar açılmalı, sağlıklı gıda üretim ve tüketim kooperatifçiliği teşvik edilmeli, belediyeler bu konuda öncü rol oynamalıdır. Bu tür girişimlerin aynı zamanda yörede işsizliği önleyici etkisi de olacaktır. Kentimizde bu konuda yaşanan bazı güzel, fakat küçük ölçekli örnekler yaygınlaştırılmalıdır. GIDA GÜVENLİĞİNİ SAĞLAYAN YEREL YÖNETİMLER Belediyeler sebze ve meyve hallerinde kimyasal ilaç kalıntılarını belirleyebilecek ölçüm cihazları bulundurmalıdır. Başka ülkelerin almadığı tehlikeli gıdaların halkımıza yedirilmesi önlenmelidir. Gıda güvenliği konusunda ilgili bakanlığın il müdürlüğü görevli olsa da, belediyeler sadece fiyat denetimi yapmamalı, sağlıklı gıdaya erişim hakkımızı sağlamak adına lokanta, kafeterya ve gıda ürünleri satan işyerlerini sıklıkla kontrol etmelidir. BİSİKLET DOSTU YEREL YÖNETİMLER Kent içi ulaşımda bisikletin yaygınlaşması belediyeler tarafından teşvik edilmeli ve bisiklet yolları çoğaltılmalıdır. Adana, bisikletin ulaşım aracı olarak yaygınlaşması için ideal düzlükte bir şehir özelliğine sahiptir. Yapılan bisiklet yollarının işgal edilmesi önlenmelidir.”  

Slovakya ve Avusturya, 2024'te Kömürden Çıkıyor Haber

Slovakya ve Avusturya, 2024'te Kömürden Çıkıyor

2030'a kadar kömürden çıkış taahhüdünü veren Avrupa ülkelerine Slovakya ve Avusturya da katıldı. Slovakya kömürden çıkışını 2030'dan 2024'e çekerek hızlandırdı. Avusturya'da ise kömüre dönüş söylentileri, rüzgar ve güneş enerjisi kurulumlarında yaşanan hızlı büyümenin kömürü devre dışı bırakması ve arz güvenliğinin sağlanmasına yardımcı olması nedeniyle gerçekleşmedi. Slovakya, Aralık 2023'te Novaky kömürlü termik santralini (266 MW) kapatmasının ardından ülkenin son kömürlü termik santrali olan Vojany'yi (220 MW) de bu yıl kapatacağını duyurdu. Slovakya'nın kömürden çıkış takvimini altı yıl hızlandıran bu kararının sağlık ve ekonomi alanında önemli faydalar getirmesi bekleniyor. Avusturya'da ise Mellach santralinin yeniden faaliyete geçirilmesi önerisi, getirdiği maliyet yükü nedeniyle hiçbir zaman uygulanabilir bir seçenek olmadı. Bunun yerine, Avusturya'nın rüzgar ve güneş enerjisindeki büyümeyi desteklemesi, ülkeyi 2023 yılı için elektrik üretiminde en yüksek yenilenebilir enerji payına sahip Avrupa ülkeleri arasında ikinci sıraya yükseltti. Altı AB ülkesinin yanı sıra Avusturya da kısa süre önce elektrik sistemini 2035 yılına kadar karbonsuzlaştırma taahhüdünü açıkladı. Beyond Fossil Fuels Kampanyacısı Alexandru Mustață, “Slovakya ve Avusturya'da kömürden elektrik üretiminin sona ermesi, ülkeler bu pahalı ve kirli fosil yakıta karşı yenilenebilir alternatifler ararken kömürün Avrupa'daki rolünün azaldığının son örneği” dedi. Mustață, “Slovakya şimdi binaları yenileyerek ve hızla ısı pompaları kurarak kömür ve fosil gazı ısıtma sisteminden çıkarmalı. Her iki ülke de küresel sıcaklık artışını 1.5C ile sınırlama çabalarıyla tutarlı olarak 2035 yılına kadar elektrik sisteminden kalan tüm fosil yakıtları aşamalı olarak çıkarmaya odaklanmalı” diyerek açıkladı.  

"Plastik yiyoruz plastik içiyoruz" Haber

"Plastik yiyoruz plastik içiyoruz"

Doç. Dr. Sedat Gündoğdu, Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Merkezinde "Çukurova’nın yeni mahsulü: Plastik" başlıklı seminer düzenledi. Gündoğdu, seminer sonrası yaptığı açıklamada doğaya atılan plastiklerin insan sağlığını tehdit ettiğini belirterek, "Toprakta kalan plastikler zamanla çeşitli doğal ve beşeri faktörlerle daha küçük parçacıklara ayrılıyor. Toprağa tamamen yerleşiyor ve biz bunlara mikro ve nano plastikler diyoruz. Mikro ve nano plastiklerin tarlada yetiştirilen ürünlere transfer olduğuna dair çok sayıda bilimsel çalışma mevcut. Bu ürünleri tüketen canlılara ve insanlara da bu mikro ve nano plastikler transfer oluyor. Plastik, gıda ile temas ettiği andan itibaren onu tüketenlere bulaşıyor. Bu artık su götürmez bir gerçek" diye konuştu. Gündoğdu, yetiştirilmesi esnasında plastik kullanılan marullarda mikro plastik partiküllerin insanlara bulaşabildiğine dair çok sayıda delil söz konusu olduğunu ifade etti. Sadece bir litrelik pet şişede 300 bin nano plastiğin, suyu içen kişinin vücuduna girdiğine dair rapor yayımlandığını belirten Gündoğu, şöyle devam etti: "Bu miktarın çok daha fazla olabileceğini unutmamak lazım. Bir kişi günde birkaç litre ambalajlı su tüketerek bu mikro ve nano plastikleri vücuduna alıyor. Bunu önlemenin tek yolu plastiğin üretiminin özellikle gıda ile temasta plastiğin kullanımının ve üretiminin kısıtlanmasından geçiyor. Aksi takdirde plastik tüketimi ve üretimi devam ettikçe bu oranlar her geçen gün daha da artacak."

Seyhan’da bin 962 ton atık ekonomiye kazandırıldı Haber

Seyhan’da bin 962 ton atık ekonomiye kazandırıldı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ‘Sıfır Atık Yönetmeliği’ndeki 16 kriteri karşılayan atık yönetim modeliyle bölgede ilk kez bir belediyenin tüm sorumluluk alanını kapsayan “Sıfır Atık Belgesi” alan Seyhan Belediyesi, sürdürdüğü geri dönüşüm çalışmalarıyla farkındalık oluşturuyor. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü’nün koordinasyonunda yürütülen çalışmalar çerçevesinde kağıt-karton, plastik, metal, cam, atık elektrik-elektronik eşyalar, atık pil ve bitkisel atık yağlar belirli bir sistem içinde, ilçenin farklı noktalarına 40 Mobil Atık Getirme Merkezi; 35 okula “Çöpe Değil Potaya” sloganı ile atık potalı toplama ünitesi, atık üreticisi pozisyonundaki site, apartman, kamu kurumu, okul, işyeri vb. yerlere 55 adet geri kazanılabilir atık ünitesi, 747 takım ( mavi-gri ikili set) iç mekan atık kumbarası, 167 adet atık pil kutusu, 7 adet büyük boy polikarbon dönüşüm kutusu ve 17 adet elektrik-elektronik atık kutusu yerleştirildi. Randevulu atık toplamadan 1600 kullanıcı yararlanıyor Randevulu yöntemle sitelerin, apartmanların geri kazanılabilir atıklarının toplandığı “Ayrıştır-Dönüştür-Kazandır” mobil uygulaması Seyhan genelinde yaygınlaştırılarak bin 600 kullanıcıya ulaşıldı. Bin 962 ton atık ekonomiye kazandırıldı 2022’nin Ocak ayında başlayan sistemde geri dönüştürülebilir yaklaşık bin 962 ton geri kazanılabilen atık kaynağında toplanarak yeniden ekonomiye kazandırıldı. 7.250 kg atık ilaç toplandı Seyhan Belediyesi ile Adana Eczacı Odası’nın (ADEO), kullanılmayan, miadı dolmuş ilaçların toplanıp, lisanslandırılmış tesislerde imha edilmesi konusunda işbirliği yaptığı proje kapsamında, Seyhan’daki 85 eczaneye 80 litre kapasiteli ağzı kilitli “Evsel Atık İlaç Toplama Kumbarası” yerleştirildi. Proje çerçevesinde Haziran 2021’den bu yana 7 bin 250 kg evsel atık ilaç toplanırken, ekim ayı itibariyle toplam 6 bin 500 kg evsel atık ilacın bertaraf edilmesi sağlanarak ve toprağı ve suyu kirletmesi engellendi. 380 ton tekstil atığı İlçe genelinde 200 noktaya yerleştirilen kumbaralara yurttaşların attığı kullanılmış kazak, tişört, çorap, elbise, şapka, terlik, ayakkabı, bot gibi her türlü giysi ile battaniye, örtü, çanta, perde, havlu gibi tekstil ürünlerinin giyilebilir nitelikte olanları Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü tarafından temizliği yapıldıktan sonra ihtiyaç sahibi yurttaşlara ulaştırıldı. Kullanılabilir durumda olmayan 380 ton tekstil atığı ise geri dönüşüm merkezine gönderilerek, yeniden ekonomiye kazandırıldı. 320 ton kompost Semt pazarlarından geriye kalan organik atıklar, çim artıkları ve budanan ağaçların dal ve yaprakları, Seyhan Belediyesi’nin 8.000 m2 alan üzerine kurulu tesisinde komposta dönüştürülmeye başlandı. 2022 yılından bu yana bin 400 ton organik içerikli malzeme kullanılarak tamamen doğal süreçler sayesinde hiçbir masraf etmeden, toprağı iyileştirme özelliğine sahip, oldukça yüksek kalitede 320 ton kompost üretildi. Çevre kirliliği önlenip tasarruf sağlanırken, üretilen kompostla hem Park ve Bahçeler Müdürlüğünün gübre ihtiyacı karşılandı hem de gübre maliyetlerindeki artış nedeniyle tarlasında, bahçesinde kullanmak için gübre alamayan çiftçilere de kompost desteği verildi. Atık lastiklerden bin 550 metrekare esnek zemin kaplaması Atık lastikleri yeniden ekonomiye kazandırmayı hedefleyen “Ömrünü Tamamlamış Lastik Geri Kazanım ve Esnek Zemin Kaplaması Üretim Tesisi”nde ise işlenen 90 ton lastik toplanmış olup bu lastiklerin bir bölümünden 1.550 metrekare alanda kullanılabilecek 9 bin 682 adet karo esnek zemin kaplaması üretildi. Üretilen esnek karolar parklarda, spor sahalarında, yürüyüş yollarında ve çocuk oyun alanlarında kullanıldı. Seyhan Belediye Başkanı Akif Kemal Akay, kaynakların oldukça kısıtlı olduğu bir dönemde geri dönüşümün hem hammadde temini açısından hem de çevreyi ve doğayı koruma açısından yaşamsal öneme sahip olduğunu belirtti. Akay, “Sıfır atık hedefi doğrultusunda hayata geçirdiğimiz projelerle hem tasarruf ediyoruz, hem israfı önlüyoruz hem de atıkları yeniden ekonomiye kazandırarak birçok açıdan kazanıyoruz. Hepimize ait olan dünyayı korumak için sorumluluğumuzu yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.

Çevrecilerden kömür santralli vurgusu Haber

Çevrecilerden kömür santralli vurgusu

Adana Ekoloji Platformu tarafından, ‘Yaşanan iklim krizine karşı mücadele için Küresel Eylem Günü’nde Adana’dan sezimizi yükseltiyoruz’ şiarıyla basın açıklaması yaptı. Abidin Dino Parkı içerisinde bir araya gelen Adana Ekoloji Platformu adına konuşan Hazım Özdemir, Adana’da 3 adet kömür santralinin zehir saçmaya devam ettiğini söyledi.   Bilim insanlarının yıllardır fosil yakıt bağımlılığının korkunç sonuçları konusunda  insanları uyardıklarını ve bunun felakete etkilerinin yıllardır yaşandığını dile getiren Özdemir, “En ayrıcalıklı yüzde 1, ultra yaşamlarına devam ederken, en savunmasız olanlar, kendi yaratmadıkları bir krizin ön saflarında kalmaya devam ediyor. Fosil yakıt endüstrisi açgözlülük ve sömürüyle çalışıyor, kendi ceplerini doldurmak için başkalarının hayatını feda ediyor. Kömür, petrol ve gaza olan bağımlılığımız, gezegenimize ve halklara büyük zarar veriyor. Fosil yakıt endüstrisi, katlanarak daha fazlasını nakite çevirirken, sübvansiyonlar, yatırımlar ve ödemeler için milyarlarca dolar talep ediyor. Fosil yakıt endüstrisine karşı savaşmalıyız. Yeni boru hatlarının genişlemesine ve pek çok cana mal olan maden çıkarma uygulamalarının yaygınlaşmasına direnmeliyiz. Fosil yakıtlar çağını bitirmek için mücadele etmeliyiz. Onlar; kömür, petrol, gaz şirketlerinin sahipleri ve etraflarında bulunanlar sadece yüzde bir, bizler yüzde doksan dokuzuz. Onlar kar etmek istiyor, bizler yaşamak istiyoruz” dedi.  İklim krizinin kapıda olduğunu vurgulayan Özdemir, “İklim krizi kapımızda değil, ön kapımızı çalmıyor, zaten evimizin içinde. 2030 yılı için belirlenen hedefler şimdiden aşıldı. Ancak daha yapılacak çok şey var, çünkü onarılabilecek her ekosistem, savunulabilecek her yaşam ve bu nedenle kolektif olarak özgürleşme yolunda atılabilecek her adım önemlidir. Örgütlenmeli, sınırların, ayrımların ötesinde hep birlikte sesimizi yükseltmeliyiz. Olağanüstü iklim olaylarının damgasını vurduğu 2022 yılı gezegen genelinde farkındalığın artmasına yardımcı oldu. Şimdi, yani 2023 yılında dünyanın her yerinde aşırı sıcaklıklar yaşandı. İklim bilimcilere göre Temmuz 2023, kaydedilen en sıcak ay oldu. Libya’da aşırı yağış ve sellerden binlerce insan hayatını kaybetti. Orman yangınlarının önü alınamıyor. 2022 yazında sıcaklar nedeniyle Avrupa'da yaklaşık 62 bin kişi ölmüştü. Bu yıl kaç kişinin öldüğü şimdilik açıklanmadı. İklim mülteciliği çoktan başladığı halde, daha yasalarda tanımı bile yok” diye konuştu. Adana’da ki kömür santrallerine dikkat çeken Özdemir, “Şehrimizde 3 adet kömür santrali zehir saçmaya devam ediyor. Bunlardan en eskisi olan İSKEN Yumurtalık Sugözü Köyü’nde 23 yıldır faaliyette ve EMBA HUNUTLU ise aynı yerde, sadece 1 km. uzaklıkta ve 1 yıl önce deneme üretimine başladı. Her iki kömür santrali toplam olarak 1 saatte 1.000 ton kömür yakıyor, atmosfere tonlarca CO2 ve diğer zehirli gazları salıyor ve milyonlarca ton deniz suyunu soğutma suyu olarak kullanarak deniz ekosistemini bozuyor. Tufanbeyli İlçesi’ndeki kömür santrali ise senelerdir faaliyette ve 1 saatte 1.000 ton kömür yakıyor. Adana, Avrupa’nın plastik çöplüğü olmaya devam ediyor. Mersin Akkuyu’da yapımı devam eden nükleer santral inşaatı ise, sadece şehrimize, bölgemize, ülkemize değil, tüm Akdeniz havzasına karşı yaşamsal bir tehdit oluşturmaktadır. Yaşanan bunca nükleer felaketten, çözüm bulunamayan onca nükleer sorundan sonra bu santralin yapımında ısrar etmek; siyasi iktidarın sorumsuzluğunu, doğa düşmanlığını ortaya koymaktadır” diye konuştu. Adana’dan seslerini yükselttiklerini belirten Özdemir, “Şu anda Birleşik Arap Emirliklerinde Birleşmiş Milletler İklim Konferansı Taraflar Toplantılarının 28. için toplantı halinde bulunanlara, o toplantıda ülkemizi temsil edenlere buradan, Adana’dan sesleniyoruz. Yıllardır beklenen en temel, en önceliği olan kararları bile alamıyorsunuz. Kömür kullanımını sonlandıracak, petrol ve gaz kullanımını zaman içinde azaltacak adımları atamıyorsunuz. Çıkarınızdan, karınızdan, kurulu ve sonsuza kadar süreceğini sandığınız sisteminizden en küçük bir taviz vermiyor, iklim krizinden en az sorumlu olan masum insanların iklim felaketlerinde ölmelerini, acı çekmelerini sadece seyrediyorsunuz. Paris iklim anlaşmasında verilen sözleri bile tutmadınız, o zamandan bu yana atmosfere salınan CO2 miktarı giderek arttı, dünya giderek ısınmaya devam etti. Küresel ısınmayı sanayi öncesine göre 1,5 - 2 derecede tutabilme hedefi artık mümkün görünmüyor. Bilim insanları, 2030 yılına gelindiğinde ısınmanın en az 2,7 derece artacağını söylüyorlar.  Ekolojik krizi derinleştiren, doğayı, doğal varlıkları sermaye birikim aracı olarak gören kapitalizme ve uygulayıcılarına karşı, gezegenin tüm canlıların evi olduğunu düşünen bizler yaşamı savunmak için kendi mücadelemize güveniyoruz. Ekolojik yıkımı durdurmak için şehrimizde, ülkemizde ve tüm dünyada birlikte mücadele etmeliyiz. Bizler doğanın sahibi değil, sadece bir parçasıyız. Bütün canlıların yaşam hakkı olduğu bilinciyle, doğadan, yaşamdan yana olan herkesi ekolojik sorunlara duyarlı olmaya ve birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.  

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.