#UNESCO

İLKHABER-Gazetesi - UNESCO haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, UNESCO haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hatay mutfağının 7 eşsiz lezzeti tescillendi: Coğrafi işaretli ürün sayısı 64'e ulaştı Haber

Hatay mutfağının 7 eşsiz lezzeti tescillendi: Coğrafi işaretli ürün sayısı 64'e ulaştı

UNESCO tescilli gastronomi şehri Hatay'da, kentin kültürel ve mutfak mirasını koruma çalışmaları kapsamında önemli bir aşama daha kaydedildi. 6 Şubat depremlerinin ardından yürütülen ihya çalışmalarıyla eş zamanlı olarak sürdürülen markalaşma süreci meyvelerini verdi. Hatay Valiliği koordinasyonunda yürütülen girişimler neticesinde bölgenin sevilen 7 ürünü daha coğrafi işaret tescili alarak resmiyet kazandı. VALİ MASATLI: "TÜRKİYE GENELİNDE 3. SIRAYA YÜKSELDİK" Antakya Gastronomi Çarşısı'nda düzenlenen tanıtım programında konuşan Hatay Valisi Mustafa Masatlı, kentin tescilli ürün sayısındaki ivmeye dikkat çekti. Masatlı, deprem öncesinde 25 olan coğrafi işaretli ürün sayısının son çalışmalarla birlikte 64'e ulaştığını ifade etti. Şehrin bu alanda Türkiye genelinde 24. sıradan 3. sıraya kadar tırmandığını belirten Vali Masatlı, "Kadim tarihi, eşsiz kültürü ve zengin mutfağıyla Hatay, hem Türkiye’nin hem de dünyanın önde gelen şehirlerinden biridir. Bu bakımdan biz burada tarihi ve kültürel mirasımızı yaşatırken, kendimize ait değerleri de tescillememiz gerekiyordu" şeklinde konuştu. TEPSİ KEBABI VE HAYTALI ARTIK RESMEN TESCİLLİ Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından onaylanan yeni listede Hatay mutfağının temel taşları yer alıyor. Tescil alan ürünler arasında tepsi kebabı, abugannuş, mahluta çorbası, yoğurtlu kebap, sarma içi, haydari ve haytalı bulunuyor. Kent sakinlerinin bu ürünlerin daha önce tescil edilmemiş olmasına şaşırdığını aktaran Vali Masatlı, halkın beklentilerinin karşılandığını dile getirdi. Masatlı, tescil sürecinin sadece bir kayıt işlemi olmadığını, aynı zamanda emeğin korunması ve ürünlerin dünyada hak ettiği değeri bulması anlamına geldiğini vurguladı. 56 YENİ ÜRÜN İÇİN TESCİL SÜRECİ DEVAM EDİYOR Hatay'ın marka şehir olma vizyonu kapsamında çalışmaların devam edeceğini belirten Vali Masatlı, halihazırda 56 farklı ürün için de başvuru sürecinin sürdüğünü müjdeledi. 6 Şubat sonrası inşa edilen "Yeni Hatay" vizyonunun kültürel değerlerle desteklendiğini söyleyen Masatlı, tescillenen lezzetlerin Türkiye ve dünya gastronomisine hayırlı olmasını diledi. Hatay Valiliği İl Planlama ve Koordinasyon Müdürü Mustafa Örgüt öncülüğünde yürütülen projeyle, kentin tüm yerel değerlerinin kayıt altına alınması hedefleniyor.

Hatay, gastronomi mirasıyla kültürel ihyada Türkiye’nin zirvesine yükseliyor Haber

Hatay, gastronomi mirasıyla kültürel ihyada Türkiye’nin zirvesine yükseliyor

Deprem sonrası yeniden yapılanma sürecini yalnızca fiziksel iyileşme üzerinden değil, kültürel süreklilik üzerinden de yürüten Hatay, gastronomi alanındaki köklü birikimini koruma ve görünür kılma çalışmalarını hızlandırdı. Kentin yüzyıllara dayanan mutfak kültürü, “kültürel ihya” vizyonu kapsamında sistematik bir envanter ve tescil süreciyle kayıt altına alınıyor. Hatay Valiliği’nin koordinasyonunda, Vali Mustafa Masatlı’nın talimatları doğrultusunda yürütülen çalışmalarla, coğrafi işaretli ürün sayısında kısa sürede dikkat çekici bir artış sağlandı. Deprem öncesinde 25 olan tescilli ürün sayısı, yürütülen yoğun çalışmalar sonucunda 64’e çıkarılarak önemli bir eşiğin aşıldığı bildirildi. Son dönemde Hatay mutfağının simge lezzetlerinden Ali Nazik’in de coğrafi işaret tescili alması, kentin gastronomi alanındaki gücünü bir kez daha ortaya koydu. Bu gelişmeyle birlikte Hatay, Türkiye genelinde coğrafi işaretli ürün sayısı sıralamasında 25. basamaktan ilk üç şehir arasına yükselerek dikkat çekici bir başarı elde etti. Yürütülen sürecin sadece tescil çalışmalarıyla sınırlı kalmadığı, aynı zamanda uluslararası tanıtım hedefleriyle de desteklendiği ifade ediliyor. 600’ü aşkın yemek ve tatlı çeşidine sahip olan Hatay mutfağının, özellikle Avrupa Birliği coğrafi işaret süreçleriyle birlikte küresel ölçekte daha güçlü bir görünürlük kazanması amaçlanıyor. Kentin UNESCO UNESCO “gastronomi şehri” unvanı da bu stratejik sürecin en önemli dayanaklarından biri olarak öne çıkıyor. Hatay Valiliği İl Planlama ve Koordinasyon Müdürü Mustafa Örgüt, yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Deprem sürecinin ardından Hatay’da yalnızca şehirlerimizi yeniden inşa etmiyoruz, aynı zamanda kültürel hafızamızı da güçlü bir şekilde geleceğe taşıyoruz. Bir dönem 25 tescilli ürünle ülke sıralamasında 25. sıradayken, bugün 64 ürüne ulaşarak ilk üçe girmenin gururunu yaşıyoruz. Bu başarı, Hatay’ın marka değerini güçlendiren ve gastronomi mirasını dünya vitrinine taşıyan çok kıymetli bir adımdır.”

AB tescilli Antakya künefesi, kadim kentin ekonomik sigortası oldu Haber

AB tescilli Antakya künefesi, kadim kentin ekonomik sigortası oldu

Gastronominin başkenti Hatay, küresel pazardaki en güçlü kozunu masaya sürdü. Hatay Ticaret ve Sanayi Odası (HTSO) Başkanı Hikmet Çinçin, Avrupa Birliği (AB) nezdinde tescil edilerek "ilk gözde ürün" statüsüne kavuşan Antakya künefesinin, şehrin hem ekonomik hem de kültürel sigortası olduğunu açıkladı. Başkan Çinçin, deprem sonrası şehrin motivasyonunu yükselten bu uluslararası başarının, sadece bir lezzet onayı değil, bir geleneğin korunması anlamına da geldiğini kaydetti. HTSO Başkanı Çinçin, 2007'de başlayan yerel tescil yolculuğunun AB mahreç işaretiyle taçlandığını belirterek, "Bu tescil bizim ilk göz ağrımız ve en kıymetli hazinemizdir. Coğrafi işaret sadece bir tabela değil, üreticimizin ve kalitemizin dünyadaki garantisidir" dedi. "Bu tescil, Hatay’ın gastronomi turizmindeki en büyük sigortası ve kalkınma motoru olacak" ifadesini kullanan Başkan Çinçin, şunları kaydetti: "Uluslararası gastronomi platformu TasteAtlas tarafından 'Dünyanın En İyi 100 Tatlısı' listesinde ilk sıraya yerleşen Antakya künefesi ile gelen bu başarı, deprem sonrası süreçte moral unsuru oldu. Bu başarı aynı zamanda Antakya’nın yeniden ayağa kalkma iradesini temsil ediyor. Bu tescil, sadece gastronomik bir zafer değil; depremin yaralarını sarmaya çalışan halkımız için büyük bir motivasyon kaynağı." DÜNYA LİSTELERİNDE ZİRVE, SOKAKLARDA FESTİVAL TasteAtlas tarafından "Dünyanın En İyi Tatlısı" seçilerek küresel bir fenomen haline gelen Antakya Künefesi, şimdi dev bir organizasyonla kutlanmaya hazırlanıyor. HTSO, Hatay Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği ve Tatlıcılar Odası iş birliğiyle Kemalpaşa Caddesi’nde düzenlenecek etkinlik; bakanlar ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun katılımıyla şehrin küllerinden doğuşunun sembolü olacak. Kentin ünlü ustaları da AB tesciliyle birlikte, Antakya künefesinin artık taklit edilemeyecek bir marka gücüne ulaştığını dile getirdi. ANTAKYA KÜNEFESİNİ EŞSİZ KILAN DETAYLAR Antakya Gastronomi Derneği Başkanı Metin Tansal da Hatay’ın UNESCO’nun “Yaratıcı Şehirler Ağı”nda gastronomi alanında yer aldığını anımsattı. Antakya künefesinin dünyanın en iyisi seçilmesinin, kadim Antakya mutfağının, tarihinin ve kültürel hafızasının uluslararası alanda kabul görmesi olduğuna işaret eden Tansal, "Antakya künefesi yalnızca ticari bir ürün olmaktan çıkarılarak korunması gereken kültürel bir değer hâline getirildi” dedi. Metin Tansal, Antakya künefesini eşsiz kılan detayları da, “Tel kadayıfının dokusu, sadece bu yöreye özgü künefe peyniri, kullanılan tereyağı, geleneksel pişirme tekniği ve doğru kıvamdaki şerbet, bu lezzeti dünyanın başka hiçbir yerinde birebir üretilemez kılıyor. Bu dünya birinciliği, geçmişte atılan doğru adımların doğal sonucudur” ifadeleriyle dile getirdi.

Altın renkli bir hafıza dünya sahnesinde: Antakya künefesi Haber

Altın renkli bir hafıza dünya sahnesinde: Antakya künefesi

Antakya’nın binlerce yıllık mutfak geleneğinin simge lezzetlerinden Antakya künefesi, uluslararası gastronomi platformu TasteAtlas tarafından “Dünyanın En İyi Tatlısı” seçilerek küresel ölçekte önemli bir başarıya imza attı. Elde edilen bu sonuç, yalnızca gastronomi dünyasında değil, Antakya’nın kültürel mirası adına da büyük bir gurur kaynağı oldu. Antakya Gastronomi Derneği Başkanı Metin Tansal, ilkhaber-gazetesi.com'a dünya birinciliğiyle ilgili yaptığı değerlendirmede, bu başarının sıradan bir ödül olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Tansal, “Antakya künefesinin dünyanın en iyisi seçilmesi, kadim Antakya mutfağının, tarihinin ve kültürel hafızasının uluslararası alanda kabul görmesidir. Bu, bir tatlının değil, bir medeniyet mutfağının zaferidir” ifadelerini kullandı. Antakya künefesinin 2008 yılında Antakya Ticaret Odası öncülüğünde kentin ilk coğrafi işaretli ürünü olarak tescillendiğini hatırlatan Tansal, bu sürecin bilinçli ve uzun soluklu bir emeğin sonucu olduğunu belirtti. Tansal, “Derneğimizin üyeleriyle birlikte yıllar boyunca verdiğimiz mücadele sayesinde künefe, yalnızca ticari bir ürün olmaktan çıkarılarak korunması gereken kültürel bir değer hâline getirildi. 2021 yılında Antakya künefe peynirinin de coğrafi işaret alması, bu zincirin en önemli halkalarından biridir” dedi. Dernek Başkanı Metin Tansal, Antakya künefesini eşsiz kılan unsurlara da dikkat çekerek, “Tel kadayıfının dokusu, sadece bu yöreye özgü künefe peyniri, kullanılan tereyağı, geleneksel pişirme tekniği ve doğru kıvamdaki şerbet, bu lezzeti dünyanın başka hiçbir yerinde birebir üretilemez kılıyor. Bugün gelen dünya birinciliği, geçmişte atılan doğru adımların doğal sonucudur” diye konuştu. Bu uluslararası başarının sürdürülebilir olması gerektiğinin altını çizen Metin Tansal, üretim ve satış noktalarında standartların titizlikle korunmasının önemine de vurgu yaparak şunları kaydetti: “Coğrafi işaret bilincini güçlendirmeli, denetimleri artırmalı ve geleneğe sadakati esas almalıyız. Antakya künefesinin itibarı ancak bu şekilde korunabilir.” Hatay’ın UNESCO’nun “Yaratıcı Şehirler Ağı”nda gastronomi alanında yer aldığını belirten Tansal, aşur yemeği, bakla ezmesi, peynirli irmik helvası, tuzlu yoğurt çorbası, yaprak sarması, taş kadayıf, bahtenis dolması, fellah köftesi, pirzolalı yaprak sarma ve ekşi aşının da Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescillendiğini anımsattı. Bu konuda emeği geçen herkese teşekkür eden Tansal, “Antakya künefesini de bugünlere taşıyan ustalarımıza, üreticilerimize, esnafımıza ve bu mirasa sahip çıkan herkese minnettarız. Antakya mutfağı, dünya gastronomisinde hak ettiği yeri almaya kararlılıkla devam edecektir” dedi.

Adana UNESCO'nun "gastronomi şehri" olmayı heyecanla bekliyor Haber

Adana UNESCO'nun "gastronomi şehri" olmayı heyecanla bekliyor

Türkiye'nin önemli turizm ve gastronomi merkezlerinden Adana, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na "gastronomi şehri" olarak dahil edilmek için yaptığı başvurunun sonucunu heyecanla bekliyor.Tescilli kebabından içli köftesine, mumbarından şalgamına ve taş kadayıfına kadar çok sayıda lezzetin yer aldığı kentte, işletmeler 30 Ekim'de Özbekistan'ın Semerkant kentinde yapılacak toplantıda açıklanacak nihai sonucun olumlu olmasını umut ediyor. Valilik koordinatörlüğünde yaklaşık bir yıllık çalışma sonucu yapılan ön başvurusu Fransa'nın başkenti Paris'te yapılan değerlendirmede olumlu sonuçlanan Adana, Semerkant'tan gelecek güzel haberle UNESCO'nun gastronomi alanındaki "Yaratıcı Şehirler Ağı"nda yer almak istiyor. "Herkes Adana'ya yöresel lezzetlerini tatmak için seyahat ediyor" Vali Yavuz Selim Köşger, Adana'nın, 500'ün üzerindeki lezzetiyle Türk mutfağının vazgeçilmez şehirlerinden biri olduğunu söyledi.Adana'nın UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na "gastronomi şehri" olarak girmesiyle ilgili sürecin şu ana kadar sorunsuz şekilde ilerlediğini ifade eden Köşger, Semerkant'tan da güzel haber almayı umut ettiklerini belirtti. Adana'nın birbirinden güzel lezzetiyle bu ünvanı hak ettiğini anlatan Köşger, şöyle konuştu: "Uluslararası bir süreç, son ana kadar biz çalışmalarımızı en iyi şekilde yürütmeye gayret ediyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığımız süreci yakından takip ediyor. Bir olumsuzluk beklemiyoruz ama dediğim gibi bu uluslararası bir organizasyon, ilan edilinceye kadar heyecanla bekleyeceğiz." Vali Köşger, Adana'nın "gastronomi şehri" ünvanını almasının yöresel tatlarının dünya çapında daha fazla tanınmasına da katkı sağlayacağını dile getirdi. Ünvanın kentin turizmini daha da hareketlendireceğini vurgulayan Köşger, şunları kaydetti: "Adana, UNESCO'dan gastronomi şehri ünvanı almasa bile bu alanda ülke çapında bir tanınırlığı var. Herkes Adana'ya yöresel lezzetlerini tatmak için seyahat ediyor. Gastronomi şehri ünvanı, bunun bir üst seviyeye çıkarılması yönünden özel bir önem taşıyor. Gastronomi şehri ünvanını aldıktan sonra Türkiye'deki diğer şehirlerin arasına katılması, Adana'nın turizmine ve tüm bileşenlerine önemli katkı sağlayacak." İşletmeler de sonucu heyecanla bekliyor İşletmeci Cihangir Korkmaz da "gastronomi şehri" ünvanı konusunda heyecanlı olduğunu söyledi.Ünvanla Adana lezzetlerinin daha çok tanınacağına dikkati çeken Korkmaz, "Sonucu merakla bekliyoruz. Adana'ya zaten yemek için geliniyordu, bundan sonra inanılmaz bir artış olacağını düşünüyorum. Yurt dışından da ziyaretçiler gelip yerinde görmek isteyecekler." diye konuştu. İşletmeci Onur Akbaş ise Adana'nın 7 gün 24 saat yeme ve içmenin hiç bitmediği bir şehir olduğunu ifade etti.Adana'nın gastronomi ünvanını almakta geç kaldığını belirten Akbaş, 30 Ekim'de açıklanacak nihai sonuç için heyecanlı olduklarını kaydetti.

Bakır cara, tahta tokmak ve Antakya’nın efsane tatları Haber

Bakır cara, tahta tokmak ve Antakya’nın efsane tatları

UNESCO tarafından “Dünyanın 26. Gastronomi Şehri” ilan edilen Antakya, sadece tarihi ve kültürüyle değil, mutfağıyla da öne çıkıyor. Şehrin vazgeçilmez damak çatlatan lezzetleri arasında yer alan soğuk mezelerden humus ve bakla da 4 kuşaktır Çayırcı ailesinin ellerinde hayat buluyor. Bu eşsiz lezzetin hikâyesi 1953 yılında merhum Muharrem Çayırcı ile başladı. Ardından merhum Halef Çayırcı ve oğulları, bu mirası devralarak humusu adeta zirveye taşıdı. Bugün ise dördüncü kuşak temsilcisi Halef Çayırcı, geleneği sürdürüyor. Halef Usta, Palladium AVM yanında açılan Yeni Uzun Çarşı’daki şubesiyle Antakya lezzetlerini hem şehrin hem de Türkiye’nin dört bir yanına ulaştırıyor. Baba Hasan Çayırcı ile birlikte Semerciler Çarşısı’nda ve Yeni Uzun Çarşı’da olmak üzere iki şube ile hizmet veren Halef usta, humus ve bakla lezzetiyle damaklarda unutulmaz tatlar bırakıyor. Orijinal lezzet Çayırcı, aile geleneğini ve ürün kalitesini korumanın kendileri için öncelik olduğunu vurguluyor. “Çayırcı humusu bir markadır” diyen Halef Çayırcı, “Bunu aile büyüklerimize borçluyuz. Onların asla kalitesinden taviz vermediği humus ve bakla lezzetini bozmadan müşterilerimize sunmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Humusu, klasik servisin yanı sıra çam fıstıklı, cevizli, yumurtalı, nohutlu ve kavurmalı olarak, Antakya’nın orijinal tereyağıyla hazırlıyoruz. Baklayı ise aile geleneğine sadık kalarak, yörede cara olarak isimlendirilen bakır testi ve tahta tokmak kullanarak dış kabuklarından ayıklıyor ve çarşı hamamlarının külhanlarında 24 saat boyunca pişiriyoruz. Ardından tahin, limon tuzu, zeytinyağı ve sarımsak ile yine tahta tokmaklar yardımıyla döverek servise hazırlıyoruz. Sunum ise geleneksel bakır sahanlarda yapılıyor” dedi. Halef Çayırcı, hijyen koşullarına verdikleri önemi de vurgulayarak hem porsiyon hem de kilo ile satış yaptıklarını, Türkiye’nin dört bir yanına kargo ile gönderim sağladıklarını kaydetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.