Zanaatkârların yuvası sanatla ölümsüzleşti

Duvar ressamı Osman Nar, 1980’li yıllarda yüzlerce kişiye ekmek kapısı olan eski Tabakhane’yi resmederek yaşadığı yörenin üretim, dayanışma ve barış dolu geçmişini sanatla yeniden yaşattı.

Haber Giriş Tarihi: 23.02.2026 14:16
Haber Güncellenme Tarihi: 23.02.2026 14:20
Muhabir: ALİ GÜRELİ
Zanaatkârların yuvası sanatla ölümsüzleşti

“Asrın felaketi” olarak nitelendirilen depremlerde en büyük yıkımı yaşayan kentlerin başında gelen Antakya’da, şehrin kimliğine değer katan duvar resimleri yeniden hayat buluyor. Ressam Osman Nar, felaketin ardından ara verdiği çalışmalarına tekrar başlayarak şehrin simgelerini renklerle buluşturuyor.

Antakya sokaklarını yeniden sanatla canlandırmayı hedefleyen Nar, kente moral ve umut aşılamayı amaçlıyor. Nar’ın kısa sürede tamamlamayı planladığı yeni duvar resimlerinin, hem şehir estetiğine katkı sunması hem de vatandaşlara yeniden bir toparlanma duygusu kazandırması bekleniyor.

Duvar ressamı Osman Nar, son çalışmasında eski Tabakhane’yi konu aldı. Kentin geçmişine ışık tutan duygusal bir anlatı sunan Nar’ın eserini görenler, bir dönemin üretim ve dayanışma kültürünü yansıtan tabakhane günlerini yeniden anımsama fırsatı buldu.

Yüzlerce kişiye istihdam sağlayan eski tabakhaneyi resmederken derin bir duygu yoğunluğu yaşadığını belirten Nar, çalışmasını barış ve kardeşlik vurgusuyla tamamladığını söyledi.

Kendisinin de bir dönem çalıştığı üretim merkezi olan Tabakhane’de o dönemlerde tek bir kavganın dahi yaşanmadığı dile getiren sanatçı, eserini felaketin yaşandığı 6 Şubat 2026 tarihinde tamamladığını vurguladı.

Dericilik geleneği konusunda da bilgiler aktaran Osman Nar, “Türk kültüründe deri, yalnızca bir ham madde değil, göçebe yaşamdan yerleşik düzene, savaş sanatından gündelik yaşama kadar uzanan geniş bir kültürel alanın taşıyıcısıdır. Orta Asya bozkırlarında şekillenen hayat tarzında hayvancılık temel geçim kaynağı olduğundan, hayvandan elde edilen her ürün gibi deri de büyük değer taşımıştır. Çadırdan kıyafete, koşum takımlarından savaş araçlarına kadar pek çok eşya deriden üretilmiş, bu durum deriyi hem ekonomik hem de kültürel açıdan vazgeçilmez kılmıştır. Göçebe Türk topluluklarının kullandığı otağ ve çadırlarda deri önemli bir yer tutmuş, özellikle su geçirmezliği ve dayanıklılığı sayesinde sert iklim koşullarına karşı koruyucu olmuştur. At koşum kültürünün merkezde olduğu bozkır yaşamında eyer, üzengi kayışları, kemer ve kılıf gibi ekipmanlar deriden yapılmıştır. Bu durum, derinin savaşçı kimliğin ve hareketli yaşam biçiminin ayrılmaz bir parçası hâline gelmesini sağlamıştır. Türklerin Anadolu’ya yerleşilmesiyle birlikte deri işçiliği daha da gelişmiş, zanaat geleneği kurumsal bir yapıya kavuşmuştur. Özellikle Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde tabaklık ve saraçlık önemli meslekler arasında yer almıştır. Ahilik Teşkilatı, deri ustalarının da içinde bulunduğu esnaf gruplarını hem mesleki hem de ahlaki kurallar çerçevesinde örgütleyerek üretimde kaliteyi ve dayanışmayı güçlendirmiştir. Bu yapı sayesinde deri işçiliği, yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda toplumsal bir değer alanı hâline gelmiştir. Osmanlı döneminde de dericilik, özellikle İstanbul’daki tabakhaneler aracılığıyla önemli bir üretim kolu olmuştur. Deri, ayakkabı, çizme, cilt kaplama, kemer ve çeşitli askeri malzemelerin yapımında kullanılmıştır. El yazması eserlerin deri ciltlerle kaplanması, derinin kültürel mirasın korunmasındaki rolünü de ortaya koymaktadır. Bu yönüyle deri, hem gündelik yaşamın hem de ilim ve sanat dünyasının bir parçası olmuştur. Aynı zamanda deri işçiliği, ustadan çırağa aktarılan bilgi ve beceriyle kültürel sürekliliğin sağlanmasına katkıda bulunmuştur” dedi.

Antakya’daki Tabakhane’nin ise en parlak dönemini 1970 ile 1980 yılları arasında yaşadığını anlatan Nar, “1982 yılında üç işletme sahibinin talebiyle buradaki bir duvara da resim yapmıştım. Zorlu çalışma koşullarına rağmen buradaki Tabakhane’de pek çok nitelikli insan yetişti” diye konuştu.

Nar, zanaatkârların yuvası olan Tabakhane’yi sanatla ölümsüzleştirmenin mutluluğunu yaşadığını dile getirerek, “Tuval üzerine yaptığım eseri tamamladıktan sonra eski dostlarımdan çok olumlu geri dönüşler aldım. Bana telefonla ulaşan dostlarım, Tabakhane günlerini yeniden yaşadıklarını dile getirdi. Antakya’nın kültürel belleğini canlı tutmak amacıyla nostaljik sahneleri duvarlara taşımaya devam edeceğim” ifadelerini kullandı.

Kaynak: ALİ GÜRELİ

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.