Av. Yüksel: Nafaka, boşanma sonrası hayata tutunmanın temel güvencesidir, sosyal devlet ilkesi çerçevesinde ele alınmalı

Anayasa Mahkemesi’nin süresiz yoksulluk nafakasına ilişkin düzenlemeyi iptal etmesiyle nafaka tartışmaları yeniden gündeme geldi. Adana Barosu mensubu Av. Rahime Yüksel, yeni sistemin süre sınırından çok tarafların ekonomik ve sosyal koşullarını esas alması gerektiğini belirterek, “Nafaka, boşanma sonrası kadınların hayata tutunabilmenin en önemli güvencelerinden biridir” dedi.

Haber Giriş Tarihi: 11.06.2026 09:45
Haber Güncellenme Tarihi: 11.06.2026 09:47
Muhabir: MERYEM ÜNAL
Av. Yüksel: Nafaka, boşanma sonrası hayata tutunmanın temel güvencesidir, sosyal devlet ilkesi çerçevesinde ele alınmalı

Anayasa Mahkemesi (AYM), boşanan eşe süresiz nafaka ödenmesine ilişkin düzenlemeyi iptal etti. AYM Genel Kurulu, Antalya 12’nci Aile Mahkemesi’nin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175’inci maddesinde yer alan süresiz nafaka düzenlemesinin iptali talebini görüştü. Genel Kurul, düzenlemenin oy çokluğuyla iptaline karar verirken, yeni yasal düzenleme yapılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne 9 ay süre tanıdı. Kararın gerekçesinin ise ilerleyen günlerde açıklanacağı bildirildi. Karar, nafaka sistemine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşırken, konuya ilişkin Adana Barosu'na kayıtlı Av. Rahime Yüksel ağırlıklı olarak boşanma davaları, aile hukuku ve kadın hakları alanında çalışmalar yürütmekte olup; nafaka düzenlemeleri ve boşanma süreçlerinin toplumsal etkilerine ilişkin İlkhaber Gazetesi muhabirine önemli açıklamalarda bulundu.

“EVLİLİK SÜRESİ VE SOSYAL DURUM NAFAKA KARARLARINDA BELİRLEYİCİ OLMALI”

Av. Rahime Yüksel sistemin evlilik süresi, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, çalışma kapasitesi, sağlık koşulları ve çocuk bakım yükümlülükleri gibi kriterler üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasının süresiz niteliğine ilişkin düzenlemeyi iptal etmesini, uzun süredir kamuoyunda tartışılan bir konuya yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriyorum. Ancak bu meselenin yalnızca nafakanın süresi üzerinden değil, toplumsal ve ekonomik gerçeklikler dikkate alınarak ele alınması gerektiği kanaatindeyim. Çünkü boşanma sonrasında ekonomik açıdan kırılgan hale gelen taraf için nafaka, çoğu zaman bir gelir kaleminden ziyade yaşamını sürdürebilmesinin temel güvencelerinden biridir. Mevcut sistemde, özellikle kısa süreli evliliklerde uygulanan süresiz nafaka yükümlülüğünün hakkaniyet tartışmalarına yol açtığı açıktır. Birkaç yıl süren bir evlilik nedeniyle taraflardan birinin uzun yıllar boyunca nafaka ödemek zorunda kalması, uygulamada ciddi eleştirilere neden olmaktaydı. Bu nedenle nafakanın otomatik olarak süresiz şekilde bağlanması yerine; evlilik süresi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, çalışma kapasitesi, sağlık koşulları ve çocuk bakımına ilişkin sorumlulukları gibi kriterlerin daha etkin biçimde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.

“NAFAKA, BOŞANMA SONRASI YENİDEN HAYATA TUTUNMANIN EN ÖNEMLİ ARAÇLARINDAN BİRİ”

Türkiye’nin sosyoekonomik gerçekleri dikkate alınmadan yalnızca süre sınırına odaklanan düzenlemelerin mağduriyet yaratabileceğini dile getiren Av. Yüksel, “Bir kadın evlilik boyunca yalnızca ev işi yapmakla kalmıyor; çoğu zaman ekonomik özgürlüğünden, kariyerinden, sosyal yaşamından ve hatta psikolojik sağlığından da fedakârlık ediyor. Boşanma sonrasında ise aynı kadınlardan kısa sürede ekonomik olarak tamamen bağımsız hale gelmeleri bekleniyor. Ancak Türkiye’nin sosyoekonomik gerçekleri dikkate alınmadan, yalnızca nafakaya süre sınırı getirilmesine odaklanan bir düzenlemenin ciddi mağduriyetlere yol açabileceği kanaatindeyim. Özellikle uzun yıllar çalışma hayatından uzak kalmış ve emeğini ailesine adamış kadınlar açısından nafaka, boşanma sonrası yaşama yeniden tutunabilmenin en önemli araçlarından biri olabiliyor. Bu nedenle nafaka tartışmalarının sosyal devlet ilkesi çerçevesinde ele alınması gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

“NAFAKA SİSTEMİNDE EN DOĞRU MODEL DENGELİ VE ESNEK YAPIDIR”

Av. Yüksel, “İhtiyaç duyulanın ne tamamen süresiz ve sınırsız bir sistem ne de katı sürelerle sınırlandırılmış bir model olduğu görüşündeyim. Asıl ihtiyaç, her dosyanın kendi koşulları içinde değerlendirildiği, hâkime somut olayın özelliklerine göre geniş ancak ölçülü bir takdir yetkisi tanıyan dengeli bir sistemdir. Bununla birlikte, nafaka alan tarafın ekonomik bağımsızlığını kazanmasını destekleyecek sosyal politikaların da eş zamanlı olarak geliştirilmesi gerektiğine inanıyorum” dedi.

“NAFAKA YALNIZCA BİR ÖDEME DEĞİL, KADINLAR İÇİN GÜVENCE ARACIDIR”

Av. Yüksel, kararın boşanma sürecindeki kadınların tercih ve taleplerini etkileyeceğini belirterek şunları söyledi: “Bu kararın, boşanma süreçlerinde tarafların ekonomik beklentilerini ve dava stratejilerini değiştireceğini düşünüyorum. Özellikle bundan sonraki dönemde maddi ve manevi tazminat, mal rejimi alacakları ile ekonomik güvencelere ilişkin taleplerin daha fazla önem kazanacağı kanaatindeyim. Bunun yanında, taraflar arasında yıllarca süren ekonomik bağlılığın azalması bakımından da kararın belirli ölçüde olumlu etkileri olabilir. Ancak nafaka meselesinin yalnızca hukuk tekniği açısından değil; toplumsal yapı, kadın istihdamı, ekonomik eşitsizlikler ve aile kurumunun dönüşümü çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu kararın önümüzdeki süreçte boşanma davalarının yapısını da etkilemesi muhtemeldir. Özellikle kadınlar, ekonomik güvenceyi yalnızca nafaka üzerinden değil; maddi ve manevi tazminat, mal rejimi alacakları ve diğer yasal haklar aracılığıyla daha güçlü şekilde talep etmek zorunda kalabilir. Çünkü nafaka, birçok kadın için yalnızca bir ödeme aracı değil, boşanma sonrası hayata tutunabilmenin de önemli bir güvencesi haline gelmiş durumdadır.”

Kaynak: MERYEM ÜNAL

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.