#Anadolu

İLKHABER-Gazetesi - Anadolu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anadolu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Teknoloji toprakla buluştu: Karşınızda Togg "Seyhan" Haber

Teknoloji toprakla buluştu: Karşınızda Togg "Seyhan"

Türkiye’nin yerli ve milli otomobili Togg, Anadolu’nun eşsiz değerlerini tasarımlarına taşımaya devam ediyor. Çukurova’nın bereketli topraklarından ilham alınarak oluşturulan yeni renk seçeneği “Seyhan”, düzenlenen anlamlı bir mesajla kamuoyuna duyuruldu. Pamuk tarlalarının saflığını ve bölgenin ekonomik gücünü simgeleyen bu yeni renk, Togg’un teknolojik vizyonunu Adana’nın köklü kültürel mirasıyla birleştiriyor. TOPRAĞIN EMEĞİ TEKNOLOJİK TASARIMLA BULUŞTU Togg’un renk paletine eklenen “Seyhan”, sadece estetik bir tercih değil, aynı zamanda Anadolu’nun üretim gücüne bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan yetkililer ve bölge temsilcileri, bu adımın yerli üretimin manevi değerlerle harmanlanması açısından kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. VALİ YAVUZ’DAN TEBRİK MESAJI Adana Valisi Mustafa Yavuz, Çukurova’nın sembolü haline gelen pamuğun ve Seyhan Nehri’nin ruhunu yansıtan bu gelişmeyi şu sözlerle kutladı: "Çukurova’nın pamuk tarlalarından yükselen bereket, bugün artık yollarımızda bir renge dönüşüyor. Togg’un 'Seyhan' adını verdiği bu özel dokunuş; sadece bir otomobilin rengi değil, Anadolu’nun emeğini, doğasını ve ruhunu taşıyan bir semboldür." Vali Yavuz, bu buluşmanın teknoloji ile kültürün, tasarımla toprağın aynı yolda yürüdüğünün kanıtı olduğunu belirterek, emeği geçenlere teşekkür etti. "SEYHAN" BEREKET GETİRECEK Yeni renk seçeneğinin hem Adana’da hem de Türkiye genelinde büyük ilgi görmesi bekleniyor. Togg kullanıcıları, artık Çukurova’nın asaletini ve "beyaz altın"ın zarafetini Türkiye’nin her köşesine taşıyacak.

Anadolu’nun ilk camisi yeniden kapılarını açtı Haber

Anadolu’nun ilk camisi yeniden kapılarını açtı

Hatay’da 6 Şubat depremlerinde ağır yıkıma uğrayan ve kapsamlı bir restorasyon sürecinin ardından yeniden inşa edilen Habib-i Neccar Camii, aradan geçen 1055 günün sonunda kapılarını yeniden açtı. Anadolu’nun bilinen en eski camisi olma özelliğini taşıyan bu köklü yapı, yeniden ibadete başlamasıyla birlikte aynı zamanda yeniden doğuşun, direncin ve umudun güçlü bir simgesi haline geldi. Hafta sonu gerçekleştirilen resmi açılış töreni, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla yapıldı. Programa MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yanı sıra çok sayıda bakan, milletvekili, Hatay’ın yerel yöneticileri, büyükşehir belediye başkanları ve binlerce vatandaş katıldı. Açılışın hemen ardından cami, özellikle hafta sonu boyunca depremzedelerin ve ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle dolup taştı. Hafta sonu tatilini değerlendiren her yaştan vatandaş, yenilenerek hizmete giren camiye akın etti. Ziyaretler sırasında duygusal anlar yaşanırken, cami ve çevresinde oluşan kalabalık, ortaya anlamlı ve etkileyici manzaralar çıkardı. Cami avlusunda toplanan cemaat, deprem sonrası burada kılınan ilk namazların manevi huzurunu hep birlikte paylaştı. Namazın ardından vatandaşlar, Habib-i Neccar Hazretleri’nin makamını ziyaret ederek dualar etti. Uzun bir aradan sonra yeniden Habib-i Neccar Camii’nde saf tutmanın, Hazreti Habib-i Neccar’ın makamını ziyaret etmenin ve cami avlusunda anıları yad etmenin kendileri için büyük bir gurur olduğunu dile getiren vatandaşlar, bu sürecin hayata geçirilmesinde emeği bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye, bakanlara, milletvekillerine ve Hatay protokolüne teşekkürlerini sundu. Vatandaşlar, restorasyon çalışmalarını üstlenen Konya Büyükşehir Belediyesi yetkililerine şükranlarını sundu. Bugün de namaz kılmak isteyen vatandaşların akın ettiği Habib-i Neccar Camii’nin yeniden ibadete açılması, Hatay’da sadece tarihi bir yapının ayağa kalkması değil, aynı zamanda inancın, dayanışma ruhunun ve yeniden toparlanma iradesinin de canlanması olarak değerlendirildi.

Yavaş Dükkân ürünlerinin Anadolu haritası Haber

Yavaş Dükkân ürünlerinin Anadolu haritası

Doğa Derneği ile Seferihisar Doğa Okulu’nun çalışmalarına kaynak yaratmak amacıyla hayata geçirilen Yavaş Dükkân, Anadolu’nun dört bir yanından doğayla uyumlu üretimleri tüketiciyle buluşturuyor. Gıdadan kişisel bakım ürünlerine uzanan geniş ürün yelpazesiyle Yavaş Dükkân, hem biyolojik çeşitliliğin korunmasına hem de kadim üretim kültürlerinin yaşatılmasına katkı sunuyor. Yavaş Dükkân’da yer alan ürünler, rastgele değil, belirli doğa ve üretim kriterlerine göre seçiliyor. Satışa sunulan her ürünün, Önemli Doğa Alanları ya da kadim üretim havzalarında üretilmiş olması, doğa kültürünü sürdüren yöntemlerle ve bu kültürü yaşatan topluluklar tarafından hazırlanması temel koşullar arasında bulunuyor. Üretim sürecinde ekosistem bütünlüğünün korunması, bitki örtüsüne zarar verilmemesi ve bölgedeki canlıların yaşam döngüsüne müdahale edilmemesi de öncelikli ilkeler olarak öne çıkıyor. “Kurda, kuşa, aşa” anlayışıyla yapılan üretimler, toprağın verimliliğini koruyan, anız yakma gibi doğaya zarar veren uygulamalardan uzak, bulunduğu coğrafyanın iklim ve ekosistem koşullarıyla uyumlu yöntemlerle gerçekleştiriliyor. Yerel ve köy çeşitlerinin tercih edilmesi, en az bir kuşaktır aktarılan tohumların kullanılması, geleneksel ıslah yöntemlerine bağlı kalınması ve sentetik koruyucu maddelerden kaçınılması da Yavaş Dükkân’ın vazgeçilmez kriterleri arasında yer alıyor. ZEYTİNDEN BALA, FASULYEDEN ÇAYA UZANAN ÜRÜN YELPAZESİ Yavaş Dükkân’da, Ege’nin kadim zeytinliklerinden elde edilen soğuk sıkım Örfene zeytinyağları, farklı bölgelerden gelen bal ve tahin çeşitleri, Doğanşehir fasulyesi, Karaçeltik pirinci ve karakılçık unu gibi temel gıdalar dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra kantaron, defne, kekik ve adaçayı gibi aromatik ve şifalı yağlar, kuru üzüm, deniz tuzu, doğa dostu sabunlar, kabuklu ak susam, kış çayları ve doğa temalı tişörtler de tüketicilere sunuluyor. Ürünlerin her biri, yetiştiği coğrafyanın hikâyesini taşıyor. Seferihisar Orhanlı’daki kadim zeytin ormanlarından gelen Çekişte Zeytin ve Furma Zeytin, dalından yenebilen nadir özellikleriyle öne çıkıyor. İzmir’in eski zeytin ormanlarının imecesiyle üretilen Örfene Zeytinyağı ise Slow Food tarafından “presidium” olarak tescillenmiş ve Türkiye’de bu unvana sahip ilk zeytinyağı olma özelliğini taşıyor. Artvin Maçahel’de, Türkiye’nin ilk ve tek biyosfer rezervinde üretilen kestane balı, Beypazarı Kargı Vadisi’nin bozkırlarında elde edilen Bozkır Balı, Malatya Doğanşehir Karaterzi Köyü’nde yerli tohumlarla yetiştirilen fasulye, Bolu Seben’de atalık tohumlardan kimyasal kullanılmadan üretilen Karaçeltik pirinci ve İzmir Orhanlı Vadisi’nde yüzlerce yıllık tohumlardan elde edilen karakılçık unu, Yavaş Dükkân’ın doğayla kurduğu bağın somut örnekleri arasında yer alıyor. Fitoterapist ve sağlıklı yaşam danışmanı Şaduman Karaca’nın bilgi birikimiyle hazırlanan Fitosofia çayları ile Seferihisar Orhanlı’da geleneksel yöntemlerle üretilen erkence zeytinyağı sabunları da bu yaklaşımı tamamlayan ürünler arasında bulunuyor. 13 YILDA YÜZLERCE ÜRETİCİYE DESTEK Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç, Yavaş Dükkân’ın Anadolu’nun farklı bölgelerindeki doğa dostu üreticiler için önemli bir dayanışma alanı olduğunu vurguladı. Kılıç, “Yavaş Dükkân, biyolojik çeşitliliği gözeten, zehirsiz üretim yapan ve doğa kültürünü yaşatan üreticilerin ürünlerini tüketiciyle buluşturuyor. Amacımız, bu üretimleri destekleyerek doğanın korunmasına katkı sağlamak ve elde edilen gelirle Doğa Derneği’nin çalışmalarını sürdürmek” dedi. Kılıç’ın verdiği bilgilere göre, 13 yıldır devam eden Yavaş Dükkân girişimi 2025 yılında 17 Önemli Doğa Alanı ve kadim üretim havzasından gelen 50 farklı ürünle 71 üretici aileye destek oldu. Yavaş Dükkân, yüzlerce kişinin doğa dostu ürünlere ulaşmasını sağlarken, kadim üretim bilgisi ve yöntemlerinin gelecek kuşaklara aktarılması için de üreticilerin yanında olmayı sürdürüyor. Doğayla uyumlu üretimi desteklemek isteyenler, Yavaş Dükkân’ın çevrim içi mağazası üzerinden bu ürünlere ulaşabiliyor.

Kurtuluşun izinde bir destan: Adana’nın hafızası üniversitede konuşulacak Haber

Kurtuluşun izinde bir destan: Adana’nın hafızası üniversitede konuşulacak

Adana’nın düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü kapsamında, Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 5 Ocak 2026 tarihinde düzenlenecek olan “Destan Destan İçinde” başlıklı panel, kentin yakın tarihine ışık tutarken, milli mücadelenin Çukurova’daki izlerini çok yönlü biçimde ele alacak. Programın moderatörlüğünü araştırmacı-yazar Ahmet Karataş üstlenirken, Adana’nın yetiştirdiği önemli tarihçiler Cezmi Yurtsever, Yusuf Delikoca ve Songül Kundakçı konuşmacı olarak yer alacak. Konferansta, Adana’nın işgal sürecinden kurtuluşa uzanan direniş hattı, yerel kahramanların mücadelesi, halkın örgütlenme biçimleri ve milli mücadelenin şehir belleğinde bıraktığı izler akademik ve anlatısal boyutlarıyla değerlendirilecek. Etkinlikte ayrıca, arşiv belgeleri, sözlü tarih kayıtları ve dönemin basın-yayın organlarından örnekler üzerinden Adana’nın kurtuluşunun yalnızca askeri bir başarı değil, aynı zamanda toplumsal bir dayanışma destanı olduğu vurgulanacak. Üniversite yetkilileri, konferansın öğrencilerden tarih meraklılarına kadar geniş bir katılımcı kitlesine hitap etmesini ve kentin hafızasına katkı sunmasını hedeflediklerini belirtti. “BU TOPRAKLARDA YAKILAN KIVILCIM, DALGA DALGA TÜM YURDA YAYILMIŞTIR” Bugüne yaptığı araştırmalar ışığında 70 kitabı yayınlanan tarihçi Cezmi Yurtsever, panele öncesi şunları söyledi: “Adana’nın kurtuluşu, yalnızca bir şehrin özgürlüğe kavuşması değil, Anadolu’da filizlenen büyük direniş ruhunun somut bir yansımasıdır. Bu topraklarda yakılan kıvılcım, dalga dalga tüm yurda yayılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün 15 Mart 1923’te Adana’ya yaptığı üçüncü ziyaret, bu bağın en güçlü göstergelerinden biridir. Atatürk’ün, ‘Bende bu vekayiin ilk hiss-i teşebbüsü bu memlekette, bu güzel Adana’da doğmuştur’ sözü, bir hatıradan öte, tarihi bir tespittir. Çünkü Adana, milli mücadelenin düşünsel ve duygusal altyapısının şekillendiği şehirlerden biridir. O günlerde Adana sokaklarında dolaşan umut, halkın gözlerindeki kararlılık ve direnişin sessiz ama sarsılmaz gücü, Atatürk’ün zihninde derin izler bırakmıştır. Ben bu sözün, yalnızca geçmişi anlatmadığını, geleceğe dair bir sorumluluğu da işaret ettiğini düşünüyorum. Adana’nın kurtuluşunu anlatmak, aslında bu sorumluluğu yeni kuşaklara aktarmaktır. Çünkü bu şehir, destanı yalnızca yazmamış, onu yaşamıştır.”

İklim değişikliğine direnen zeytinlikler, geleceğe umut oluyor Haber

İklim değişikliğine direnen zeytinlikler, geleceğe umut oluyor

Anadolu’da binlerce yıldır varlığını sürdüren zeytinlikler, sadece birer ağaç olmanın ötesinde biyolojik çeşitliliğin, geleneksel üretim bilgisinin ve yaşayan kültürel mirasın önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. Zeytinlikler, binlerce yıldır yaşamın kaynağı olmasının yanı sıra, bölgenin kültürünü ve ekonomisini besleyen bir döngü yaratıyor. Zeytinliklerde meşeler, kuşlar, tilkiler, çakallar, böcekler ve orkideler bir arada yaşıyor. Hayvanların otladığı, kelebeklerin ve arıların uçuştuğu bu alanlar, zengin bir ekosistem olarak doğaya hayat veriyor. Akdeniz’in yağış ve kuraklık rejimine uyum sağlamış olan zeytinlikler, aynı zamanda iklim değişikliği ve su ile gıda krizine karşı dirençli üretim alanları olarak dikkat çekiyor. Uzmanlar, zeytinliklerin tüm çeşitliliğiyle birlikte var olma hakkının anayasal güvence altına alınması gerektiğine vurgu yapıyor. Doğa Derneği de zeytinliklerle ilişkili biyolojik çeşitlilik ve kültürel değerlerin korunması için araştırma, eğitim ve izleme faaliyetleri yürütüyor. Üreticilerle yapılan ortak çalışmalar kapsamında zeytinliklerde yaşayan kuşlar, yaban hayatı ve bitki örtüsünün korunması hedeflenirken, geleneksel zeytincilik pratiklerinin gelecek kuşaklara aktarılması için de çaba sarf ediliyor. Doğa Derneği’nin girişimi olan Yavaş Dükkan aracılığıyla yerel zeytin üreticileri desteklenirken, doğa dostu üretim biçimlerinin sürdürülmesi için çalışmalar devam ediyor. Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç, “Zeytinliklerimiz, hem doğa hem de kültür için taşıdığı önemiyle eşsiz bir miras. Bu değerleri korumak, sadece bugünün değil gelecek kuşakların da sorumluluğu. Hep birlikte çalışarak, zeytinliklerimizi ve üzerindeki yaşamı korumaya devam edeceğiz” dedi.

“Artizan Lezzetler” Atölyesi, Gizerler AVM’de tüketicilerle buluşuyor Haber

“Artizan Lezzetler” Atölyesi, Gizerler AVM’de tüketicilerle buluşuyor

Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği üyesi, Ziraat Yüksek Mühendisi Nesrin Karataş, Beko sponsorluğunda Gizerler AVM tarafından düzenlenen “Artizan Lezzetler Atölyesi” ile tüketicileri ekşi maya ve artizan ekmekçiliğin dünyasıyla buluşturacak. Atölye, bugün (15 Kasım Cumartesi) saat 13.30 ve 15.30’da olmak üzere iki oturum halinde gerçekleştirilecek. Atölye öncesinde açıklamalarda bulunan Karataş, ekşi maya ve artizan ekmek üzerine yürüttüğü akademik ve uygulamalı çalışmalar kapsamında buğdayın izini üç yıldır tarladan sofraya kadar takip ettiğini söyledi. Dört mevsim boyunca tarlada tohum ve toprakla çalıştığını anlatan Karataş, yürüttüğü “Yadigâr Buğdaylar” projesinin ise Anadolu’nun kadim topraklarında üçüncü yılına ulaştığını ifade etti. Proje kapsamında Puratos Türkiye’nin, Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Kuşkayası Köyü’nde yerel buğday çeşidi Zerun’u üçüncü kez ekerek ata tohumlarının korunmasına yönelik önemli bir adım attığını dile getiren Karataş, "Son derece önemli olan bu çalışmalar, buğdayın anavatanı Anadolu’da yerel türlerin sürdürülebilir üretim döngüsünü desteklemeyi amaçlıyor" dedi. Sivas’ın kadim buğdayı Zerun’un yeniden filizlendiğini belirten Karataş, bu buğdayın ekşi mayaya, ekmeğe ve yeni hikâyelere dönüştüğünü vurguladı. Karataş, projeye katkı sunan Puratos Türkiye Genel Müdürü Bora Akın, Eyüp Türkoğlu, Başak Arı Aydın, çiftçiler Savaş ve Mehtap Aktan, akademisyenler Prof. Dr. Zafer Yenal, Prof. Dr. Mehmet Sertaç Özer, Prof. Dr. Sevinç Yücecan, Leyla Feyzioğlu ile belgesel ekibi Canberk Benli, Zebra Film ve 7781 Akıl Fikir Tasarım ekibinden Gamze Şener Özakın ile Burak Ravanoglu’na teşekkür etti. “Yadigâr Buğdaylar” projesinin, GİFT GıdaPlus Ödülleri’nde “En Yenilikçi Gıda Okuryazarlığı Girişimi” seçildiğini hatırlatan Karataş, “Benim için en büyük ödül, o ilk filizin toprağı yarıp yeniden hayat bulmasıydı” dedi.

Göçmen kuşlar için umut hattı: 40 kilometrelik güvenli rota tamamlandı Haber

Göçmen kuşlar için umut hattı: 40 kilometrelik güvenli rota tamamlandı

Her yıl milyonlarca göçmen kuş, dünyanın dört bir yanını kapsayan zorlu bir yolculuğa çıkıyor. Afrika’dan Avrupa’ya, Asya’dan Anadolu’ya uzanan bu büyük göçte kuşların en temel ihtiyaçları, yeterli besin kaynaklarına ulaşabilmek, güvenli konaklama alanları bulmak ve kesintisiz bir göç rotasında ilerleyebilmek. Ancak günümüzde bu kadim göç yolları her zamankinden daha tehlikeli. Özellikle izole edilmemiş elektrik iletim hatları, kuşlar için ölümcül bir tehdit oluşturuyor. Türkiye’de her yıl binlerce kuş, elektrik tellerine çarparak ya da direklerde akıma kapılarak yaşamını yitiriyor. Oysa bu ölümlerin büyük bölümü basit mühendislik önlemleriyle engellenebilir durumda olduğu belirtiliyor. Doğa Derneği, kuşların göç rotalarını daha güvenli hale getirmek amacıyla çeşitli bölgelerde izolasyon çalışmaları yürütüyor. Şu ana kadar 348 elektrik direği ve 40 kilometrelik bir hat kuş dostu hale getirildi. Dernek, farklı illerde yürütülen çalışmalarla bu hattın genişletilmesi için çabalarını sürdürüyor. Yetkililer, vatandaşların da bu konuda duyarlı olmasını istiyor. Bir kuşun elektrik hatlarına çarptığını ya da bir direğin çevresinde ölü kuş bulunduğunu görenlerin, bu durumu ilgili kurumlara ve Doğa Derneği’ne bildirmesi hayati önem taşıyor. Bu sayede izolasyon eksikliği olan bölgelerin tespiti ve iyileştirilmesi mümkün oluyor. Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Göçmen kuşlar milyonlarca yıldır gökyüzünde süregelen bu büyük yolculuğu sürdürüyor. Onların yolu aynı zamanda bizim yaşam yolumuz. Elektrik hatlarının izole edilmesi, sadece kuşların değil, doğanın bütünlüğünün korunması anlamına geliyor. Her bir direğin güvenli hale gelmesi, binlerce canın kurtulması demek. Doğayı korumak hepimizin ortak sorumluluğu.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.