#Gıda Güvenliği

İLKHABER-Gazetesi - Gıda Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eğitim ve öğretim yılının ilk yarısında 23 bin 227 okul kantini denetlendi Haber

Eğitim ve öğretim yılının ilk yarısında 23 bin 227 okul kantini denetlendi

Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğünün NSosyal hesabından eğitim-öğretim yılının ilk döneminde okul kantini denetimlerine ilişkin paylaşım yapıldı. Öğrencilerin güvenilir gıdaya erişimi için çalışmaların kararlılıkla sürdüğü belirtilen paylaşımda, öğrencilerin gıda güvenilirliği ile gıda israfı ve kayıpları konularında bilinçlendirilmesine yönelik 2018'den bu yana okullarda eğitimler verildiği aktarıldı. Paylaşımda, 2025'te düzenlenen 2 bin 136 eğitim kapsamında 191 bin 879 öğrenciye eğitim verildiğini bildirildi. Denetimlerde 178 idari yaptırım uygulandı Okullar, yaz okulları, kurslar ve kamplarda bulunan kantinlerin, 2011'den beri her eğitim döneminde en az iki kez il tarım ve orman müdürlükleri görevlileri tarafından denetlendiğinin altı çizilen paylaşımda, şunlar kaydedildi: "2024-2025 eğitim-öğretim yılında, ülke genelinde okul kantinlerinde gerçekleştirilen 45 bin 250 denetim sonucunda, mevzuata aykırılık tespit edilen işletmelere 253 idari yaptırım uygulanmıştır. 2025-2026 eğitim-öğretim yılının ilk döneminde de 23 bin 227 denetim gerçekleştirilmiş, gıda güvenilirliğini riske atan hususlara yönelik 178 idari yaptırım uygulanarak gerekli tedbirler alınmıştır. Geleceğimiz olan çocuklarımız için gıda güvenilirliğinde sıfır tolerans ilkesiyle çalışmalarımız devam etmektedir."

Ebeveynlere uyarı: Nestle, 50'den fazla ülkede bebek mamalarını raflardan çekiyor Haber

Ebeveynlere uyarı: Nestle, 50'den fazla ülkede bebek mamalarını raflardan çekiyor

KitKat ve Nescafe üreticisi de olan Nestle, bebek maması ürünlerinin belirli partileri hakkında sağlık uyarıları yayımladı. Dünya çapında satılan bu ürünlerin, bebeklere verilmesinin güvenli olmadığı belirtilen uyarılarda, ürünlerde tüketildiğinde bebeklerde kusma ve ishale neden olabilecek toksin (cereulide) bulunabileceği kaydedildi. Söz konusu ürünlerle ilişkili herhangi bir hastalık vakası bildirilmezken, gıda şirketi 50'den fazla ülkede "tedbir" amacıyla ürünleri geri çağırdığını açıkladı. Nestle, ebeveynleri "belirli partilere ait ürünleri kullanmayı bırakıp mağazalara iade etmeleri" konusunda uyarırken, Çin ve Avustralya gibi bazı ülkelerde kontamine olma ihtimali bulunan bebek mamaları hakkında sağlık uyarıları yayımladı. Etkilenen ürünler arasında tanınmış Beba markasının yanı sıra Alfamino gibi özel ürünler de bulunuyor. Türkiye, İngiltere, Avusturya ve Almanya da söz konusu ürünlerin geri çağrıldığı ülkeler arasında yer aldı. ABD veya Kanada için henüz herhangi bir geri çağırma yapılmaması dikkati çekti. TÜKETİCİ ÖRGÜTÜ NESTLE'Yİ ELEŞTİRDİ Almanya’da Tüketici Koruma Örgütü Foodwatch, Nestle’yi “sorumsuzca” hareket etmekle suçladı. Foodwatch’dan yapılan açıklamada, Nestle’nin en azından Aralık 2025'in başından beri bebek maması ürünlerindeki kontaminasyonun farkında olduğu savunuldu. “Skandal” ile ilgili birçok sorunun cevapsız kaldığı belirtilen açıklamada, Nestle’den “tam şeffaflık” talep edildi. Açıklamada, kontaminasyonun ne zaman başladığı ve hangi üretim tesislerinin etkilendiği gibi soruların cevapsız kaldığı vurgulanarak, “Fransa da dahil olmak üzere, diğer Avrupa ülkeleri, aynı toksin cereulide kontaminasyonu nedeniyle haftalar önce Nestle bebek mamalarını geri çağırmıştı. Foodwatch, Nestle'nin neden ancak ocak ayı başında Almanya'da kamuya açık bir geri çağırma başlattığı tamamen anlaşılmaz buluyor.” ifadeleri yer aldı. Foodwatch, yaklaşık 60 ülke ve 10’dan fazla Nestle fabrikasından 800'den fazla ürünün geri çağırmadan etkilendiğini tahmin ediyor. Örgüt, Nestle ve ilgili makamların bazı durumlarda sorunlar hakkında bilgilendirilmeden önce haftalarca beklediğini iddia etti. Foodwatch yöneticilerinden Alina Nitsche, konuya ilişkin değerlendirmesinde, her gıda skandalında tüketicilerin çok geç ve yetersiz şekilde bilgilendirildiklerini belirterek, şunları kaydetti: "Sorumlu şirketler, neredeyse hiçbir sonuçla karşılaşmıyor. Şirketler ve gıda güvenliği yetkilileri için açık bilgi verme yükümlülüğü gereklidir. Ciddi ihlallerde, yaptırımlar ve para cezaları şirketlere finansal olarak gerçekten zarar vermelidir. Şimdiye kadar gıda şirketleri çoğu zaman cezasız kalıyor veya küçük uyarılar ve nispeten düşük para cezaları ile kurtuluyorlar."

Depolanan gıdaların tüketilebilirliği denetim altında Haber

Depolanan gıdaların tüketilebilirliği denetim altında

Halk sağlığının korunması ve güvenilir gıdaya erişimin sağlanması amacıyla Osmaniye İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri tarafından gıda depolarına yönelik denetimler artırıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yetki ve sorumlulukları çerçevesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, il genelinde depo faaliyeti gösteren işletmeler titizlikle denetleniyor. 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında gerçekleştirilen denetimlerde, depolanan ürünlerin son tüketim tarihleri, uygun muhafaza koşulları, izlenebilirlik durumu, bozulma ve bulaşma riskleri ile hijyen gereklilikleri detaylı şekilde inceleniyor. Gıda güvenliğini tehlikeye düşürebilecek unsurların önüne geçilmesi amacıyla mevzuata aykırı durumlara ise gerekli idari yaptırımlar uygulanıyor. Osmaniye İl Tarım ve Orman Müdürlüğü bünyesinde görev yapan gıda kontrol görevlileri, il genelinde 7 gün 24 saat esasına göre denetim faaliyetlerini sürdürüyor. Yapılan kontrollerle hem tüketicinin korunması hem de işletmelerde güvenilir depolama ve gıda güvenliği bilincinin artırılması hedefleniyor. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Osmaniye İl Tarım ve Orman Müdürü Erdem Kolabaş, şu ifadeleri kullandı: “Bakanlığımız yetkisi kapsamında 5996 sayılı yasa gereğince, Osmaniye İl Tarım ve Orman Müdürlüğü görevlilerimiz tarafından ilimizde depo faaliyeti gösteren işletmelerde depolanan ürünlerin son tüketim tarihi, muhafaza koşulları, izlenebilirlik, bozulma ve bulaşma riskleri ile hijyen gereklilikleri konusunda denetimlere ağırlık verilmiştir. Gıda kontrol görevlilerimiz il genelinde 7/24 esasıyla çalışmalarını sürdürmektedir. ‘Güvenilir Gıda, Sağlıklı Nesiller’ sloganıyla Bakanlığımızın belirlediği hedefler doğrultusunda denetimlerimiz kararlılıkla devam etmektedir.”

Gıda güvenliği tehlikede: Tarlalar çöplüğe dönüyor Haber

Gıda güvenliği tehlikede: Tarlalar çöplüğe dönüyor

Türkiye’nin birçok bölgesinde verimli tarım arazilerinin kenarlarına kontrolsüz biçimde inşaat molozu ve evsel atık dökülmesi hem toprağın yapısını bozuyor hem de gıda güvenliğini tehdit ediyor. Tarım alanlarının verimliliğini tehlikeye atan bu durum, çevresel tahribatın yanı sıra uzun vadede ekonomik kayıplara da yol açıyor. Uzmanlara göre, özellikle büyükşehirlerin çevresindeki tarım arazileri, şehirleşme baskısı ve atık sorunu nedeniyle giderek daralıyor. İnşaat faaliyetlerinden çıkan hafriyat toprağı, molozlar ve atık inşaat malzemeleri, tarım topraklarının geçirgenliğini azaltarak bitkilerin kök gelişimini engelliyor. Evsel atıkların kontrolsüz bir şekilde bırakılması ise hem yer altı sularını kirletiyor hem de toprağa zararlı kimyasalların karışmasına neden oluyor. Çiftçiler, yıllardır verim aldıkları tarlaların kısa sürede çoraklaştığını belirterek yetkililerden denetimlerin artırılmasını istiyor. Sulama kanalları çevresine bırakılan atıklar ise hem tarımsal üretimi hem de su kaynaklarını tehdit ediyor. Çevre Uzmanı Oğuz Şahin, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Tarım arazilerinin kenarlarına bırakılan inşaat ve evsel atıklar, yalnızca estetik bir kirlilik yaratmıyor, toprağın yapısını geri dönülmez biçimde bozuyor. Bu atıklar, topraktaki mikroorganizma dengesini yok ederek verimi düşürüyor, aynı zamanda tarım ürünlerinde ağır metal birikimi riskini artırıyor. Sürdürülebilir tarım için, yerel yönetimlerin atık yönetimi politikalarını güçlendirmesi ve bu alanları koruma altına alması hayati önem taşıyor.”

Oğuz Şahin'den 'Tarımda OHÂL' çağrısı Haber

Oğuz Şahin'den 'Tarımda OHÂL' çağrısı

Yerel yönetimler, çevre ve tarım alanlarında yüksek lisans düzeyinde eğitim alan, akademik çalışmalarını "Yeşil Yeni Düzen" adlı kitabında toplayan ve özellikle iklim göçü, ekolojik kentler ve yeşil ekonomi üzerine yaptığı analizlerle bilinen Oğuz Şahin, İklim krizi ve gıda güvenliği konusunda dikkati çeken açıklamalarda bulundu. Şahin, birkaç ay önce yayımlanan küresel gıda krizi raporuna işaret ederek, 53 ülkede 193 milyon insanın akut açlık kriziyle karşı karşıya kaldığını söyledi. Şahin, söz konusu raporda, savaşlar, COVID-19 pandemisinin ekonomik etkileri ve iklim değişikliğinin krizi tetikleyen üç ana unsur olarak öne çıktığını belirtti. Bu küresel tehditlere karşı hazırlıklı olunması gerektiğini vurgulayan Şahin, Türkiye'de tarım sektöründe ivedilikle olağanüstü hâl ilan edilmesi gerektiğini ifade etti. Yanlış tarım uygulamalarının yer altı su kaynaklarını tüketme noktasına getirdiğini belirten Şahin, “Her yıl yer altı suları yaklaşık 1 metre azalıyor. Tarımda verimli ovalarımıza uygun ürünler ekilmeli. Ukrayna tahıl ambarı olarak anılıyor, oysa bizim Çukurova ve Konya ovalarımız en az onun kadar değerli” dedi. İklim değişikliğinin en yıkıcı sonuçlarından birinin de iklim göçü olduğunu vurgulayan Şahin, yaşanan sel felaketlerinin, ekosistem kayıplarının ve toprak erozyonlarının sadece insanları değil, tüm canlıları etkilediğini belirtti. “Özellikle Batı Karadeniz ve Ankara’da görülen sel felaketleri, iklim olaylarının ne kadar değiştiğini ve yıkıcı etkilerinin nasıl hızla arttığını gösteriyor” diyen Şahin, bu felaketlerin göç hareketlerini de tetiklediğini dile getirdi. Şahin, 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi’nde iklim göçüyle ilgili herhangi bir tanımın bulunmadığına da dikkat çekerek, “Savaşlar ve siyasi nedenlerle göç edenler için uluslararası tanımlar var, ancak iklim nedeniyle yerinden edilen insanlar hiçbir sözleşmede yer almıyor. Bu boşluk, gelecekte çok ciddi insani krizlere yol açabilir” değerlendirmesinde bulundu. Sanayileşmiş ülkelerin çevre kaynaklarını fütursuzca kullandığını anlatan Şahin, “Fabrika bacaları, sanayi atıkları, ormansızlaşma ve aşırı tüketim alışkanlıklarıyla dünya her geçen gün yok oluşa doğru ilerliyor. Eğer buzullar tamamen erirse, okyanus seviyeleri yükselecek ve milyonlarca insan adalardan göç etmek zorunda kalacak” ifadelerine yer verdi. Küresel ısınmanın en büyük nedenlerinden birinin fosil yakıtların kullanımı olduğunu vurgulayan Şahin, karbon salımının atmosfere sera gazı birikmesine yol açtığını, bunun da dünyayı bir çarşaf gibi sardığını belirtti. Şahin, “Bu kirli enerji kaynakları yerine, acilen güneş, rüzgâr ve su gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına geçilmeli. Yeşil enerjiye geçiş sera gazlarını azaltır, doğayı korur ve iklim felaketlerinin önüne geçer” dedi. Avrupa Birliği’nin 2050 yılına kadar yeşil enerjiye geçme hedefini hatırlatan Şahin, İngiltere’nin bu hedefi 2030’a çektiğini ve bugün yüzde 80 oranında yeşil enerjiye geçmiş durumda olduğunu söyledi. Türkiye’nin de benzer adımlar atması gerektiğini vurgulayan Şahin, “Evimizden çıkmadan da bu dönüşüme katkı sağlayabiliriz. Bu, sadece çevresel değil, insani ve vicdani bir sorumluluktur” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.