Cahit İncefikir; Savaş tarıma deprem etkisi yarattı

Adana Tarım Platformu Sözcüsü Cahit İncefikir, ABD-İsrail ile İran arasında çıkan savaşın tarımı vurduğunu vurguladı. Gübre ve mazot fiyatlarındaki artışın çiftçiyi zor durumda bıraktığını belirten İncefikir, “Bu şartlarda tarım yapılamaz, acil destek tedbirleri uygulanmalı” dedi.

Haber Giriş Tarihi: 30.03.2026 09:55
Haber Güncellenme Tarihi: 30.03.2026 09:58
Kaynak: Haber Merkezi
Cahit İncefikir; Savaş tarıma deprem etkisi yarattı

ABD-İsrail ile İran arasında çıkan savaşın tarıma olan etkisine dikkat çeken Adana Tarım Platformu Sözcüsü Cahit İncefikir, “Bugün gübre 75 liranın üzerine çıkarken, gübre fiyatları da yüzde 25 ile yüzde 40'lara varan oranda artış oldu. Bu şartlarda çiftçimiz nasıl tarım yapacak. Bugün yanı başımızda devam eden savaş, tarımda adeta deprem etkisi yarattı. Çiftçimizin işini yapabilmesi için diğer ülkelerin yaptığı gibi savaşın maliyet baskısını hafifletecek acil tedbirler hayata geçirilmeli, özellikle gübre ve mazotta destek verilmelidir.” Dedi.

İlkhaber Gazetesi'nden Serhat ŞANLI'nın haberine göre; İlkbahar mevsimiyle birlikte hummalı bir çalışma içerisinde giren ve yeni ürünlerin ekimine başlayan çiftçilerin, ABD-İsrail ile İran arasında çıkan savaşla birlikte birden tarımın en büyük girdi kalemleri olan enerji ve gübre maliyetlerinin artışının büyük sıkıntıları da beraberinde getireceğine değinen İncefikir, yetkililerin bu konuda acilen çözüm için harekete geçmesi gerektiğini söyledi.

İncefikir, “Bugün çiftçilerin en büyük girdileri mazot ve gübre. Gübrede ürenin ham maddesi doğalgaz. Şimdi savaş ile birlikte mazot ve gübre fiyatları birden tavan yaptı. Son yıllardaki küresel iklim krizi nedeniyle zor bir süreç yaşayan çiftçilerin, bunun yanında şimdi ise savaşın etkileriyle karşı karşıya kalması, problemlerini aha da artırmıştır.

O bakımdan tüm dünyada önemli olan tarımsal üretimin devamlılığı ve gıda arz güvenliğinin sağlanması için çiftçilerimize yönelik desteklerin artırılması çok önem arz etmektedir. Ayrıca çiftçilerin krediye erişimini de güvence altına almak bugün kritik önem taşımaktadır.” Dedi.

adana

Savaşla birlikte artan enerji fiyatlarının yanı sıra özellikle Ortadoğu ülkeleri ile ticarette de büyük aksamalar olduğuna değinen Adana Tarım Platformu Sözcüsü Cahit İncefikir, şu açıklamalarda bulundu;

“ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla başlayan savaşın etkileri enerji piyasasıyla sınırlı kalmayıp, gübre fiyatları üzerinden tarımı da etkiledi bu bir gerçek. Ayrıca küresel petrol ticaretinin adeta kilit noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nın da uzun süre kapalı kalması riski işi daha da zora sokmaktadır.

Savaş ülkemizin gübre, alüminyum ya da helyum gibi önemli girdilere erişimini zorlaştırırken, bu ürünleri işlemek için gereken enerji fiyatlarını da artırdı. Son yıllarda tarımdaki maliyetlerin kuraklık ve zirai don gibi iklim kaynaklı etkilerle birleşmesi, tarım sektöründe küçülmeyi beraberinde getirdi. Çok değil, aha geçtiğimiz 2025 yılında tarım, bir önceki yıla oranla yüzde 9’a yakın küçüldü.

Şimdi de yanı başımızdaki savaş işin boyutunu daha da artırmakta. Mazotun fiyatı savaşın ardından yüzde 75 lirayı geçti. Başta ÜRE olmak üzere gübre fiyatları bir anda yüzde 40'lara varan oranda arttı. Zaten ülke olarak tarımsal üretimde kullanılan kimyasal gübre ve mazot hammaddelerinin yüzde 90'ını ithal ediyoruz.

Örneğin öncesinde kalsiyum amonyum nitrat gübresinin tonu 16 bin 48 lira iken savaş sonrasında yüzde 20 bin 295 liraya yükseldi. Amonyum sülfat gübresi 17 bin 439 liraya, ÜRE gübresi yüzde 30 bin liranın üzerine çıktı. Bu şartlara çiftçimiz nasıl üretecek, nasıl kazanacak.

Gübreyi az kullansan verim düşecek. Maliyet artışları nedeniyle yeterli gübre alamayacak olma ihtimali, üretimde de verim düşüşüne yol açabilir. Bu durumdan hem üreticilerimiz de tüketicilerimiz olumsuz etkilenecek.

adana

Şimdi hummalı bir çalışma dönemine giren çiftçilerimizin gerekli olan gübreye ve mazota rahat ulaşması gerekiyor. Şu ekim döneminde gübreye ihtiyaç fazla ve şimdi satın alacak. Sezon öncesinde normal şartlara göre hesabını yapan üreticilerimiz, şimdi savaş sonrası yüksek fiyatlar ile karşı karşıya kaldı.

Her ne kadar gübre ithalatında gümrük vergilerinin sıfırlanması, gübre ihracatının yasaklanması ve 10 yıldır yasak olan yüzde 33'lük amonyum nitrat gübresinin kullanıma açılması gibi adımlar olumlu hamleler olsa da bundan sonrası için bazı önlemler alınması gerekmektedir. Özellikle en büyük girdi maliyeti olan mazot konusunda destek verilmesi çok büyük önem taşımaktadır.

BM Gıda ve Tarım Örgütü FAO'ya göre İsrail-ABD ile İran arasındaki savaş, Hürmüz Boğazı üzerinden geçen petrol, gübre akışını durdurdu. Bu durum, sadece enerji fiyatlarını değil, gübre yan ürünleri akışı, tarımsal üretim giderleri, gıda fiyatları gibi artışları getirdi. Ayrıca nakliye kısıtlamaları ve artan sigorta maliyetleri de var.

Şimdi savaşın ne kadar daha süreceği belirsiz ve savaş ile birlikte tedariklerde yaşanan aksaklık uzarsa gıda tedariğinde de sorunlar ortaya çıkacak. Tüm bunlar iyi hesaplanmalı ve acilen kısa vadeli planlamaların yanında uzun vadeli planları da düşünmek gerekmektedir.

HEM ÇİFTÇİMİZİ HEM DE TOPRAĞIMIZI KORUYALIM

Ülke olarak tarım için çok uygun bir yerde bulunmaktayız. Yılda 2-3 ürün alabiliyoruz. Böyle güzel bir toprağa sahibiz ve bunun da önemini bilmeliyiz. Ne yazık ki her geçen yıl toprağımızın; erozyon, küresel iklim krizi, yanlış sulama vs. gibi nedenlerden dolayı verimi düşmekte, toprağımız yok olmaktadır.

Toplam arazi miktarımız son 20 yılda 26,6 milyon hektardan 23,1 milyon hektara geriledi. Yani tarım arazimiz azaldı. Ülkemizin dünyada toprak rezervi azalan ülkelerden biri olduğunu dikkate aldığımızda topraklarımızın korunmasının ne kadar önemli olduğu açıkça görülüyor.

Sonuçta nüfusumuz yıldan yıla artarken tarım alanlarının azalması, iyi değil. Tarımın en temel sermayesi olan tarım arazilerini korumanın, sürdürülebilirlik açısından çok önemli olduğunu unutmamak lazım. Tarım arazilerinin amaç dışına çıkarılması önlenmeli. Ovalarımız koruma altına alınmalı. Artık bir karış dahi kaybedecek toprağımız yok.

adana

Verimli tarım arazileri tarım dışı amaçlarla kullanılmamalı. Birinci sınıf sulamaya uygun tarım arazilerimizin, imara açılmasına asla izin vermemeli, üzerine sanayi tesisleri, yerleşimler olmamalı. Çünkü verimli topraklarımızı kaybetmeye devam edersek, gıda üretimi ve gıda güvencesi de ciddi şekilde zarar görür.

Dünya nüfusunun 2040-2050 yıllarında 10 milyarı bulacağı tahminleri artan nüfus ile birlikte tüm dikkatler tarım sektörüne çevrilirken, gelecekte en stratejik öneme sahip sektörlerin başında tarım sektörü olacaktır. Tarımın yapılması için hem tarım topraklarının korunması hem de tatlı su kaynaklarının korunup bilinçli kullanılması gerekiyor.

Tarımda verimliliği, karlılığı artırmak için yapısal sorunlar çözülmeli, kırsalda başta tarım kaynaklı olmak üzere sanayileşme, kalkınma sağlanmalı. Bu yapıldığı takdirde insanlar bulunduğu yerde istihdam edilecek, doyacak ve kentlere kontrolsüz göç yaşanmayacaktır.

İvedilikle arazi kullanım planlaması ve üretim planlaması yapılmalı.. Geleceğimiz için sürdürülebilir bir tarımsal üretim şarttır. Sürdürülebilir tarımsal üretim ise üretim faktörlerinin etkin bir şekilde kullanarak gelecek nesillere bırakmakla olur. Ayrıca topraklarımızı korumalı ve verimli kullanmak büyük önem taşımaktadır. Üretim olmazsa, sağlıklı beslenme, istikrar da olmaz. O bakımdan üretime odaklanmalıyız.”

Kaynak: Haber Merkezi

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.